Bremen'deki Waller Sand Parkı, taşkın koruma altyapısını sert bir engelden çıkarıp kentin nüfusu için çok işlevli ve yaşanabilir açık alanlara dönüştürüyor.

Fotoğraf: Hanns Joosten
A24 Landschaft tasarım ekibinin imzasını taşıyan Almanya’nın Bremen kentindeki Waller Sand Parkı, taşkın korumasını kentin nüfusu için yaşanabilir alanlara dönüştürerek; engelleyici etkiye sahip sert bir yapı yerine, mevcut tarihi dokuya ve çağdaş kamusal hayata uyum sağlayan çok işlevli, kullanılabilir açık alanlar yarattı. Kentsel set inşası, karmaşık teknik altyapıların sert bir çizgiden yumuşak bir kenara dönüştürülerek kentsel ve mimari kültür açısından kamusal alanın yüksek kaliteli bileşenleri haline nasıl getirilebileceğini gözler önüne seriyor.

Fotoğraf: Hanns Joosten
Yaklaşık 300 hektarlık bir alana yayılan Bremen’deki Überseestadt bölgesi, Avrupa’nın en büyük kentsel geliştirme alanlarından birisi. 1990’lara kadar endüstriyel liman olarak kullanılan bu bölgede; 11.000’e kadar yeni sakin, eğitim ve kültür tesislerini barındıran karışık bir kentsel mahalle yükseliyor. Bremen’in şehir merkezinin batısında, bir yarımadanın ucunda yer alan parkta, geçmişte büyük gemiler için etkileyici bir dönüş çemberi oluşturulmuş. Bugün bu ihmal edilmiş alan, tamamen işlevsel taş bir setten şehir genelinde bir cazibe merkezine; zengin dinlenme olanakları ve geniş bir deneyim yelpazesi sunan hareketli bir parka dönüştürülmüş.

Fotoğraf: Hanns Joosten
Dünya çapında kıyı bölgeleri deniz seviyesinin yükselmesinden etkilenirken, Bremen’de kentsel alanın yüzde 86’sı gelecekte su baskını riskiyle karşı karşıya kalıyor. Kentsel kıyılar paradigma değişimin bir parçası olarak birçok yerde geliştirilirken, yükselen deniz seviyelerinin gerçeği sudan yapısal olarak izole edilme riskini yeniden tetikliyor. İklime uyum sağlamak ve şehri fırtına dalgalarına karşı korumak amacıyla setler yükseltilerek geniş bir plaj parkı şeklinde tasarlanmış. Sonuç olarak şehir plajı, gelgit bahçesi, bulvar ve su kenarında vakit geçirilebilecek diğer alanlar hayata geçirilmiş.
Kentsel set inşası, gerekli teknoloji ile açık alan kullanımı arasındaki çatışmayı yüksek peyzaj mimari kalitesiyle çözüme kavuşturuyor. Özel proje yaklaşımı sayesinde Waller Sand Bremen, ulusal öneme sahip yenilikçi projeleri destekleyen federal hükümetin “Ulusal Kentsel Gelişim Projeleri” (Nationalen Projekte des Städtebaus) fon programına dahil edildi.

Fotoğraf: Hanns Joosten
Parkın merkezindeki cazibe merkezi, şehir ile su kenarı arasında uzanan ve endüstriyel çevreye duyusal bir kontrast oluşturan büyük bir plaj. Yaklaşık üç hektarlık, serbest kullanımlı bu alan, sayısız dinlenme faaliyeti için şehir çapında bir mıknatıs ve çevre mahallelerine bağlanan bir köprü haline geldi. Su tarafında kumlu alana, Weser nehrini yeniden deneyimlemeyi mümkün kılan engelsiz bir kıyı yürüyüş yolu eşlik ediyor. Plaj parkı, mevcut senografiyi ele alıp geliştirerek; net yapısal unsurları, uzun bankları ve basit ahşap tahta yolları sit alanının boyutlarına uyarlıyor.

Fotoğraf: Hanns Joosten
Parkın şehir tarafındaki omurgasını, her iki taraftan da kullanılabilen, yeraltındaki sac levha kazık duvarın görünür kısmından yapılmış kesintisiz, çift taraflı bir bank oluşturuyor. Bu bank, aynı seviyede trafik sakinleştirilmiş bölge olarak tasarlanan bitişik Boulevard Gustaf-Erikson-Ufer boyunca uzanarak insanları geniş set koruma yolu boyunca gezmeye davet ediyor.

Fotoğraf: Hanns Joosten
Molenturm’un dar ön avlusu, tırmanmak ve oturmak için tasarlanmış 20 metre uzunluğunda çok işlevli bir ahşap heykelle canlandırılmıştır. Bu yapı, eski kilit duvarlarından sökülen geri dönüştürülmüş sürtünme ahşaplarından inşa edilmiştir. Etkileyici bongossi tahtaları, onlarca yıllık kullanım sonucunda benzersiz bir patina ve dokunma hissiyatı kazanmış son derece sağlam bir ahşap strüktür oluşturuyor. Büyük formatlı ahşap nesneler, bu yeni işlevleriyle sert çevreye güçlü bir bağ kuruyor ve yakındaki ahşap limanını hatırlatıyor.