Mimarlıkta Dayanışmacı Taban Hareketi’nden 45. Dönem Genel Kurulu ve Seçimlerine Dair Değerlendirme Metni

Mimarlıkta Dayanışmacı Taban Hareketi, TMMOB Mimarlar Odası İstanbul Büyükkent Şubesi 45. Dönem Genel Kurulu ve seçimlerine dair değerlendirme metni yayınladı.

Mimarlar Odası İstanbul Büyükkent Şubesi 45. Dönem Genel Kurulu ve seçimleri 24 – 25 Şubat 2018 tarihlerinde tamamlanmıştır. Oyların yaklaşık %70 ini alan Çağdaş Demokrat Toplumcu Mimarlar grubu yeni dönem yönetim kurulunu oluşturmaya hak kazanmıştır. Mimarlıkta Dayanışmacı Taban Hareketi olarak kendilerine yeni dönemde başarılar diliyoruz.

Meslek odamızın hedef gösterildiği bir dönemde, kendilerinden, üyelerini etkinliklere olduğu kadar komisyon, komite ve danışma kurullarına davet ederek örgütlenme süreçlerinin parçası yapmalarını bekliyor, meslektaşlarımıza çalışma alanları zemininde örgütlenme tartışmasını-çalışmasını temel gündem maddesi yapmalarını öneriyoruz.

Genel Kurul ve seçimlere dönük çalışmamızın kısa bir değerlendirmesini yaparak hem yaşadığımız sürece hem de yakın dönem hedeflerimize dair birkaç söz söylemek istiyoruz:

Şube Profili ve Genel Kurul Sürecine Katılım

44. Dönem çalışma raporunu referans alarak geriye dönük raporları incelediğimizde*, Şubat 2018 itibari ile 21.976 üyesi olan meslek odamızın, son 4 dönemde üye sayısında %36 artış olduğunu görebiliyoruz. 6 bine yakın üyenin aramıza katıldığı 8 yıllık süreçte, bu üyelerin genel kurul ve seçimlere katılımının ise düşük bir seyirde olduğunu görmek, örgütlenme tartışmasının ne kadar haklı ve yaşamsal olduğunu kanıtlamakta.

Sicil numaralarına göre ayrılan sandıklarda, 7- 8 – 9 ve 10 No’lu sandıklarda gözüken oy sayısının toplam oy sayısına göre oldukça düşük kalması bu kesimin odaya ve oda seçimlerine maalesef ilgi duymadığının somut göstergesi niteliğinde.

(**Sandıklara göre oy oranları, değerlendirmenin sonunda tablolarla belirtilmiştir.)

Mimarlıkta Dayanışmacı Taban Hareketi olarak, sınırlı imkan ile yaptığımız çağrıların bu alanda bir şekilde karşılık bulduğunu düşünüyor odayla arasına mesafe koyan genç meslektaşlarımızı genel kurul ve seçimlerin parçası yapmak için sürekliliği olan çalışmaların, seçim dönemi olduğu kadar bugün de öncelikli hedefimiz olduğunu belirtmek istiyoruz.

Seçim sonuçlarına göre genç meslektaşlarımızın oy kullandığı sandıklarda, Mimarlıkta Dayanışmacı Taban Hareketi daha yüksek bir oranda çıkmıştır. Oy vererek dayanışma gösteren ve bu iddiaya sahip çıkan meslektaşlarımıza teşekkür ediyoruz. Her zaman söylediğimiz gibi, tek bir oy dahi dayanışma göstermek açısından önemlidir.

Ancak bu sandıklardaki oy kullanma oranının toplam oy kullanımına göre oldukça düşük olması başarımızın sınırını da göstermektedir. Çıkan sonuç ağırlıklı olarak 5 – 20000 arası sicil numarasına sahip üyelerimiz belirleyiciliğinde olmuştur.

Seçimlerin yapıldığı gün, saat 09.00 itibari ile odaya gelerek meslek örgütüne sahip çıkan meslektaşlarımız, bu örgütü ne kadar sahiplendiğini göstermiştir. Sonuçtan bağımsız olarak yılları bulan bu bağlılık odamızın bugüne iyi bir mirasla geldiğini de göstermektedir. Bizim açımızdan tartışılması gereken bu örgütlü kimliği gelecek nesillere aktarma noktasındaki zafiyettir. Kullanılan dil ve yöntemlerin genel üye profilini kapsayacak şekilde geliştirilmesi ve dönüp dolaşıp geldiğimiz noktada örgütlenme, her açıdan acil bir ihtiyaç olarak karşımızda durmaktadır.

Genel Kurula Doğru Yaklaşımlar

Tam da bu sebeple, mevcut genel kurul katılımcılarına karşı, liste üzerinden bir karalama kampanyası ile gitmek yerine, odayla arasına mesafe koymuş meslektaşlarımızı bu sürece taşımaya çalışmak, bizim açımızdan ilkesel ve belirleyiciydi. Olağanüstü bir baskı ve tehdit altında iken demokratların bakış ve yarışının bu çerçevede olması gerektiğine inandık, inanıyoruz. Kendi adımıza bu konuda iyi bir tutum sergilediğimizi düşünüyoruz. Bundan sonraki süreçlerde de tutumumuz bu ilkesel çerçeve içinde olacaktır.

Ancak gericilerin hamlelerine karşı bizi oyları bölmekle suçlayan, gençlik iddiamızı deneyimsizlik olarak tartışan, ek olarak TMMOB içi iletişim kanallarında dahi hareketimizi popülist söylemlerle mesleği bölmekle suçlayan meslektaşlarımıza, bu vesile ile, demokratlar arası hukukun bize her zaman ihtiyaç olacağını hatırlatmak istiyoruz. Dayanışma kritik eşiklerde rafa kaldırılan bir söylem değil hepimiz açısından prensip olduğunda, bu tarz durumlar da karşımıza çıkmayacaktır.

Biz biliyoruz ki, çıkışımız, şubemizde demokratlar açısında tek bir alternatif olmadığını göstermek açısından önemlidir. Ve yine biliyoruz ki, demokratların bu alanda birbirini karalamayan çalışmaları bu örgütlülüğe fayda sağlayacaktır. Mevcut çeşitliliği olumsuzlayan ve “neden 2 liste var” tartışmalarını dilinden düşürmeyen meslektaşlarımıza (ve hatta cevap vermek durumunda kaldığımız mimarlık dışı çevrelerine) bu çıkışın oy kullanma oranını arttırmak dışında, süreçlere olumsuz nasıl bir etkisi olduğunu / olabileceğini sormak istiyoruz.

TMMOB’ye bağlı bazı odalarımızda olduğu gibi, gericilerin liste çıkardığı bir güncel durum ortada yokken dahi böyle bir tartışmayı yürütmek politik olarak nasıl açıklanır öğrenmek istiyoruz.

Kaldı ki öyle bir listenin olması durumunda dahi, demokratların tavrının “2. liste olmasın” değil, başından beri belirttiğimiz gibi ön seçim mekanizmasını hayata geçirmek olması gerektiğini savunuyoruz. Oy kullanma oranlarının bu haliyle bile düşük seyrettiği bir süreçte “az olsun, risksiz olsun” mantığıyla tüm alanları kapatıyor olmak, bize göre anlaşılır değildir.

Terkedilmesini Beklediğimiz Tutum ve Davranışlar

Sayımlar sırasında YSK’nın dahi kabul ettiği standartlarda kullanılmış oyların, lehimize sonuç oluşturduğu noktada, mavi listeyi destekleyen ve içinde olan bazı meslektaşlarımız tarafından ısrarla kabul edilmemesi de anlaşılır değildir. Böylesine tutumların başta seçim sürecine katılan üyemizin oy kullanma iradesine, sonrasında da demokratlar arası hukuka yakışmadığını düşünüyoruz. Bu süreç boyunca ortaya koyduğumuz emekle, dayanışmak için destek veren her meslektaşımızın oyu bizim için kıymetlidir. Sonuç ne olursa olsun YSK’ nın dahi saydığı oyları geçersiz gösterme çabası, geniş perspektifte oy kullanma oranını kendi elimizle düşürmeye denk düşecektir; bu tavrı anlayabilmek mümkün değildir.

Karşımıza çıkan ve gözümüzü kapatamayacağımız bir diğer konu, seçim günü yönetimin mavi listesini dağıtan oda çalışanları görüntüsüdür. Oda çalışanları yönetimler için değil tüm üyeler için istihdam edildiğinden, bu tavır ve görüntü toplam adına üzücü olmuştur.

Bu tarz tutum ve davranışların kendi mecrasında da mahkum edilmesini önemsiyor, tekrarlanmayacağını umuyoruz.

Çok Yönlü Çağrılar

Seçim dönemi boyunca bizim dışımızda da kullanılan çağrılardaki görseller, video kullanımları, adayların fotoğraf ve kısa özgeçmişlerle tanıtılması gibi uzun zamandır şubemizin görmediği bir biçimde görsel çeşitlilik ile üyesine çağrı yapması sağlanmıştır. Bu bile başlı başına çıkışımız ve etkileri üzerine güzel bir gelişmedir. İhtiyacımız olan şey, kendini tekrar eden yönetimler yerine eleştiri mekanizmasını doğru kullanan ve kendini de tartışabilen bir örgüt ise, bu konuda meslek odamıza destek ve ön açıcı olduğumuz açıktır.

Çarşaf Liste ve Delegasyon

Genel kurul kürsüsü dahil her platformda belirttiğimiz bir noktanın altını çizmek istiyoruz: biz süreçlere farklı bakıyoruz. Demokratlar arası farklılıkları zenginlik olarak görüyoruz. Kendimizi ifade ederken de bileşenlerimiz üzerinden bu vurguyu tekrarlıyor ve böylesi bir çalışmayı ortak amaçla yürütebilmenin gururunu yaşıyoruz. Benzer durum bugün rakip olarak gördüğümüz diğer listedeki meslektaşlarımızın delegasyon listemizde yer alması üzerinden de görülebilir. Biz kimsenin üzerini çizmiyoruz! Ortak çalışma prensibi içerisinde de bu yaklaşımın hakim olmasını bekliyoruz.

Sürece “Neden 2 liste?” sorusuyla yaklaşan meslektaşlarımıza sorulması gereken asıl sorunun “Neden blok liste?” olması gerektiğini de bu vesile ile hatırlatmış olalım. Birlikte çalışmaya açık yönetimler çarşaf listeleri neden tercih etmez? Genel Kurulumuzda çarşaf liste tartışması bileşenlerimiz ve az sayıda katılımcı dışında neden desteklenmemiştir? Demokrasi üzerine uzun konuşmalar neden blok listenin oylanması ve oy çokluğu ile kabul edilmesi ile sona ermiştir?

%30 oy oranı almış üyelerimizin yönetimde yer almasının önü neden baştan kesilmiştir. Bizce demokrasi ve dayanışma tartışması yapılıyorsa doğru zemin üzerinden yapılmalı, çözümlerin üzerinden atlanmamalıdır.

Teknik Kongre ve Katılım

Genel kurulda sıkça dillendirildiği için, teknik kongre katılımına dair de birkaç cümle etmek durumundayız. Cuma günü yapılan teknik kongre katılımını meslektaşların ve genç üyelerin odaya sahip çıkması için neden değerlendirmediğini ısrarla savunan meslektaşlarımıza, mesai saatlerinde yapılan etkinliklerin çalışma raporunda belirtilen %76 “ücretli ve diğer” kategorisindeki kesimin katılımına uygun olmadığını anlatmak önümüzdeki dönemin gündemleri arasında olacak gibi görünüyor. Maalesef ki genel kurulda Mimarlar Odası Genel Başkanı dahil olmak üzere bu ifadeleri kullanan pek çok meslektaşımız oldu. Güncel durum ve hayatın gerçeklerinden kopuk bu eleştiri üzerine meslektaşlarımıza %76 lık tabanla daha sık temas etmelerini öneriyoruz. Genç meslektaşları odaya çekecek yaklaşımın bu olmadığı açıktır.

Öte yandan, teknik kongreye dair bir değerlendirme yapmak gerekirse, oldukça kapsamlı bir tartışmanın zemininin hazırladığını söyleyebiliriz. Stavros Stavrides’in katkılarının yanında şubemiz adına söz alan Sinan Omacan’ın “Mimarlık ne zaman barbarlık olur?” sorusu üzerine geliştirdiği konuşması da bu açıdan değerlidir.

Uluslararası örnekler üzerinden detaylandırılan bu konunun, Türkiye ve İstanbul yereli açısından da tekrar tekrar gündeme alınması önemlidir. Tam da Beyoğlu Belediyesinin mimar Sinan Genim’i Narmanlı Han projesi sebebiyle ödüllendirmek istediği bir dönemde starlaştırılmaya çalışan isimler ve mimarlık anlayışları kendi meslek ortamlarında tartışmaya açılmalıdır. Meslek ortamımızın bu tarz tartışmalara ihtiyacı olduğunu düşünüyoruz.

%76 “Ücretli Çalışan ve Diğer” Mimarlar

44. dönem çalışma raporunda grafikler ile anlatılan üye profili içerisinde ücretli çalışan mimarlar için “%76 ücretli ve diğer” ifadesi bu alandaki bakışı göstermesi açısından belirleyicidir. Böyle bir dönemde özellikle ücretli çalışan meslektaşlarımızın sorularını ön plana neden çıkardığımızı da ortaya koymaktadır. Bu sorunların yaşanabilir kentler mücadelesinden ayrı tutulamayacağının altını defalarca çizdik, yine çiziyoruz. Bir şeyin nasıl yapıldığı ne yapıldığından bağımsız değildir. Son derece kompleks ücretliler alanında; mesleki faaliyetin hangi koşullarda gerçekleştirildiği, meslektaşların sorunları, ortaya çıkan ürünlerin ölçeği, hızı ve yıkıcı sonuçları göz önüne alındığında dikkat çekicidir ve görmezden gelmemiz mümkün değildir. Bugün kent mücadelesini bu anlamda tek yönlü kurgulayan meslek odası geçmişi ve pratiği yeniden masaya yatırılmalı ve nasıl zenginleştirileceği tartışılmalıdır.

Ayrıca meslektaşlar arası hukuku, çalışan – işveren noktasında doğru kurgulanmış bir meslek alanı, meslektaş dayanışmasını güçlendirebileceğimiz asıl zemin olacaktır. Bugün birbirine düşman olan değil birbirinin haklarına saygılı bir meslek ortamıdır ihtiyacımız olan. Gerçeklere gözlerimizi kapatarak mevcut durumu değiştiremeyiz. Nasıl yaşanabilir kentler mücadelesinde kent suçu işlemiş meslektaşlarımızı uyarmak gerekirse ve karşı karşıya gelmek kaçınılmazsa, güvencesizliğin batağındaki meslektaşlarımızı savunmak için iş veren mimarlarımızı da uyarmak, gerektiğinde karşı karşıya gelmek ve dönüştürmek de amaç olmalıdır. Üye tabanının reelde %80’inden fazlası ücretli çalışan üyelerimize en azından bunu borçlu olduğumuzu düşünüyoruz.

Genel kurulumuzun bize göre en ilerici yanı, yakın zamanda düzenlenen ücretli çalışan & işsiz mimarlar forumunun yansıması olarak, işveren ve işsiz mimar arasındaki meslektaş hukukuna dikkat çeken, meslek odamızın bu konudaki tarafını belirleyen bir önergenin oy çokluğu ile genel kuruldan geçmiş olmasıdır. Önerge yine genel kurul iradesi olarak Mimarlar Odası Genel Kuruluna taşınacaktır. Başta ücretli & işsiz forumlarında bu talebi sahiplenen meslektaşlarımız olmak üzere, önergeyi destekleyen ve savunan tüm üyelerimize teşekkür ediyoruz. Sürecin takipçisi olacağız.

Serbest Çalışan Mimarlar

44. Dönem çalışma raporunda odaya kayıtlı mimarların çalışma koşullarına göre dağılımlarına bakıldığında, %11’in serbest çalışan mimarlardan oluştuğu görülmektedir. Bu verinin, büro tescil belgesi zorunluluğu gözetildiğinde, İstanbul genelinde serbest çalışan/büro sahibi mimarların sayısını doğru yansıttığı kabul edilmektedir. Ancak bu alanda da, sayısal veri dışında bu büroların büyüklükleri, piyasada iş üretme pratiği ve iş üretme ilişkileri ile ilgili herhangi bir veriye ulaşmak mümkün değildir.

Sistemin mimari üretim pratiğini günbegün hızlandırdığı, projelerin kentle yarışma pahasına arttırıldığı, çalışma zamanı ve mesai kavramlarının anlamını kaybettiği süreç içerisinde serbest çalışan mimarların bu sisteme nasıl ayak uydurduğunu ya da hangi şartlarda çalışmak zorunda bırakıldığını takip etmek önemlidir. Meslek odamızın bu konuda da bakış ve politika belirlemek için mimarlık ofisleri ve serbest çalışan meslektaşları ile gerekli bağı ve bilgi akışını kurarak bir havuz oluşturması gerektiğini düşünüyoruz.

Bu konuda Mimarlar Odası tarafından belirlenen, meslek değeri ve meslektaş emeğini korumaya yönelik “en az bedel” hesaplarının pratikteki güncel yansımasını değerlendirerek ve emeğin değersizleştirilmesinin önüne geçebilmek adına bu alanda nasıl bir çalışma yapılabileceğini tartışarak meslektaşlarımızla geçmişte kurulan bağlar tekrar güçlendirilebilecektir.

Genel Kurulda Provokatif Çıkış

Çalışma raporunun ardından yapılan konuşmalarda ilk söz alan konuşmacının tehditkar ifadeleri salonda ortak bir tepkiyle karşılanmıştır. Konuşmasında Mimarlar Odasının varlığını tartışmaya açacaklarını açıktan ilan eden bu kişi, salondaki huzursuzluğa aldırmadan konuşmasına devam etmiş, divanın temkinli tutumu konuşmanın sonuna kadar korunmuştur. Bu tarz provokatif çıkışlarla yeni dönemde daha sık karşılaşacağımız aşikardır. Benzer durumlarda müdahaleyi salona bırakmadan divan üzerinden daha net müdahaleler geliştirilmeli ve kürsüde fikir beyan etme hakkı ile tehdit savurma hakkının net bir şekilde ayrılması sağlanmalıdır.

Kadınlar Genel Kurula Sahip Çıktı

Çalışmamız bileşeni kadın mimarları da sayarak, genel kurul kürsüsünü kullanan ve tartışmalara yön veren kadın meslektaşlarımızın genel kurulun en başarılı ve güzel yanı olduğunu düşünüyoruz. Meslek ortamının yarısını oluşturan kadın mimarlar meslek odamızın politikalarına da yön verecek bilgi, birikim ve beceriye sahiptir ve genel kurulumuz da bu gerçeği açıkça göstermiştir. Bu vesile ile 45. Dönem Şube Yönetim Kurulu Başkanlığına seçilen Esin Köymen’e de yeni dönemde başarılar diliyoruz.

Şubemiz yüksek kadın üye oranına rağmen TMMOB içinde kadın komisyonu olmayan az sayıda şubeden biri olarak anılmaktadır. Genel kuruldaki bu iddianın kadın komisyonunu tekrar kurmaya vesile olmasını istiyoruz.

Gençlik İddiamız Biyolojik Değildir!

Çalışmamızın başından beri vurguladığımız, genel kurul süreçlerinde de ifade ettiğimiz gençlik vurgusunun hiç de fiziksel yaşlarımızdan ileri gelmediğini belirtmiştik. Çalışmamızın iddiası olan gençliğin dinamizmini odaya yansıtmak, her geçen yıl 2000’i aşkın yeni mezun mimarın aramıza katıldığı bir gerçeklikte ancak genç üyelerin meslek yaşamında karşılaştığı sorunlar etrafında örgütlemesinden geçiyor. Seçim sonuçlarının gösterdiği tablodan dahi anlaşılıyor ki genç meslektaşlarımız odayı bir örgütlenme alanı olarak görmemekte. İddiamız ve hedefimiz odayla arasına mesafe koymuş bu kesimin, çalışmalara ve bir fiil odanın politikalarına yön verebileceği zeminlerin oluşmasıdır.

Bu iddiayı kaybettiğimiz oranda bizim gençlik vurgumuz da boşa düşecektir. Konuyu halen “diğer listede de genç arkadaşlar var” üzerinden değerlendirmek belli bir birikime sahip meslektaşlarımızın akıllarıyla alay etmek olacaktır ki artık bu söylemlerin rafa kalkma zamanı gelmiştir.

Gelecek Biziz!

Uzun dönemli oda yöneticiliğinin kişiselleşen davranışlarından uzak, %76 “ücretli ve diğerleri”nin de örgütlenmesi için buradayız. Yaşadığımız ülkenin, yaşadığımız mesleğin sorunlarına karşı var etmeye çalıştığımız politik bir duruş – kopuş – ve örgütlenme arayışı ve çabası içerisindeyiz.

Meslektaş örgütlülüğü ve dayanışması önümüzdeki dönem öncelikli görevimizdir.

Bugün biz bir fidan diktik, biliyoruz ki köklerini hep beraber salacağız toprağa.

Son olarak yinelemekte fayda olduğunu düşünüyoruz: Dayanışma önümüzdeki dönemin sözü olsun.

Bize destek veren herkese sonsuz teşekkür ediyor “gelecek biziz” diyoruz.

Mimarlıkta Dayanışmacı Taban Hareketi

Etiketler

Bir yanıt yazın