Reşad Ekrem Koçu'nun yazdığı "Mimar Sinan: Hayatı ve Eserleri" başlıklı kitap, Doğan Kitap tarafından yayımlandı.

Kitabın tanıtım metninden:
Reşad Ekrem’in dilinde tarih gerçek hayattan daha canlı, daha güzel, daha büyülü…
Genç Sinan’ın ruhunda iki büyük ihtiras kaynıyordu: Sanatkâr ruhundan doğan yaratıcı bir ihtiras ile aynı ruhun ilham ettiği dünyayı gezip görmek ihtirası. Sinan kendisini, hemen her gün elinden düşmeyen kıymetli bir alete, perkâra benzetiyordu. Perkâr nasıl bir ayağı ile muayyen bir noktaya saplanarak diğer ayağı ile etrafı dolaşırsa, o da sanatına kuvvetle bağlanarak dünyayı görmek, dolaşmak istiyordu.
Reşad Ekrem Koçu‘nun Tezkiretü’l Bünyan’dan faydalanarak Mimar Sinan üzerine yazdığı iki tefrikayı bir araya getiren bu kitap, Mimar Sinan’ın hayatı ve eserleri üzerine değerli bir inceleme…
4 yorum
Mimari yayıncılıkta güvenli liman, ne yazacağını bilemediğinde Mimar Sinan bas, gitsin. Sıfır risk, garanti prestij. Yüzyıllardır hayatı zerre değişmemiş bir mimar/mühendisin eserlerini, sanki dün akşam inşaatı bitmiş gibi bir heyecanla yeniden, yeniden ve yeniden paketleyip satmak tam bir yayıncılık kurnazlığı. Bu kitap bize Sinan’ı değil, Türkiye’deki mimarlık literatürünün ne kadar feci bir üretim kısırlığı içinde kıvrandığını anlatıyor. Bu metin de o kısır döngünün son halkası. 16. yüzyılın harcını kurcalamaktan 21. yüzyılın mekân politikasını, teknolojisini ve sosyolojisini konuşamayan bir disiplin, kendi geleceğini geçmişin gölgesinde boğuyor.
Umarım Reşat Ekrem Koçu’nun kitabı yeni yazdığını düşünmüyorsunuzdur.
Merak etmeyin, Reşat Ekrem Koçu’nun dün gece oturup kitabı yazdığını sanmıyorum. Zaten tam da bunu söylüyorum. Mimarlık yayıncılığı o kadar yeni söz üretemez halde ki, aynı isimler onlarca yıldır yeniden ısıtılıp dolaşıma sokuluyor. Refleks de ezber olmuş tabii, biri buna değinince hemen “ama o eski kitap” düzeltmesi geliyor. Sorun kitabın yaşı değil, sektörün zihinsel yaşı.
Bir örnek üzerinden bakılıp değerlendirilecek bir konu değil tabi dediğiniz. Ben yalnızca bu örnek için değinmiştim. Yeni çıkan farklı kitaplarla ilgili Arkitera haberlerine baktığımızda çeşitlilik görülür ama yoğunluğu düşük. Abdi Güzer gibi seri kitap çıkartabilecek farklı isimlerin de olması lazım. Tabi kitap satış performanslarına da bakmak lazım. Eskilerde mesleki kitap almak gibi bir gelenek vardır. Yeni meslektaşlarda bu ne durumda acaba? Güzel bir inceleme konusu dahi olabilir.