Lake Flato Architects Teksas’ta Sıkıştırılmış Topraktan Çiftlik Evi Tasarladı

Lake Flato Architects Teksas’ta Sıkıştırılmış Topraktan Çiftlik Evi Tasarladı

Amerikan mimarlık stüdyosu Lake Flato, Teksas'ta sıkıştırılmış topraktan Marfa Ranch adlı bir çiftlik evi tasarladı.

Chihuahuan Çölü ve Davis Dağları arasındaki Marfa’da konumlanan bina, bir avlu etrafında düzenlenmiş odalar ile bölgenin erken mimarisinden esinlenmiş.

Lake Flato Architects’ten Bob Harris’e göre tasarım, sıradan, alçak evlerin kısmen bir iç avluyu kapladığı uzak Batı Teksas’taki çiftliklerde yaygın olarak bulunan erken bir bölgesel paradigmaya dayanıyor.

“Genellikle taş, tuğla veya kerpiçten yapılmış bu evler bir oda genişliğinde ve U şeklindedir, içeriye doğru bir verandaya açılır ve doğuya açılan avluyu çevreler, mevsimsel olarak kalıcı kuzey-batı rüzgarlarına karşı koruma sağlar.”

Stüdyo, duvarları oluşturmak için manzarayla bağlantıyı yansıtacak şekilde sıkıştırılmış toprak kullandı. Bu malzeme yapı için olduğu kadar bitişler için de kullanıldı.

“Sıkıştırılmış toprak, arazi ve peyzajla olan bağlantıları güçlendiren basit bir malzemedir. İnşa ederken toprak kullanımına kendini adamak bir aşk işidir ve inşaatın zanaatı baştan sona belirgindir. Sıkıştırılmış toprak, birleştirici unsurdur, içi dışı ile aynıdır; malzeme ve yapı ile ilgili her şey açık ve belirgin hale getirilmiştir.”

Yazın evin serin, kışın ise sıcak kalmasına yardımcı olan 60 cm kalınlığındaki sıkıştırılmış toprak duvarlara ek olarak, evin düzeni iklime göre ayarlanmış.

“Manzaranın genişliğinde, evin araziyle birleşmek için alçak bir profil tutmasının önemli olduğunu hissettik. Ev bölgenin sert rüzgarına ve güneşine karşı kalkan olurken uzak manzaraya açılması da aynı derecede önemliydi.”

Çiftlik evi, geri dönüştürülmüş petrol sahası borularından yapılmış sütunlarla kaplı kapalı bir yürüyüş yolu ile birbirine bağlanan sekiz farklı yapıya bölünmüş.

Odalar avlunun etrafında bir duvar görevi görerek ofisin hem kapalı hem de açık olarak tanımladığı bir düzen oluşturuyor.

“Bir kontrpuan olarak, çevredeki odaların çoğu hem iç hem de dış manzaraya açılıyor ve dış cepheye ve uzak ufka ulaşan serinletici esintiyi kabul edecek şekilde konumlandırılmış.”

Toplanan yağmur sularıyla dolu merkezi bir çeşmeye sahip olan avlu, yerel mesquite ağaçlarıyla gölgeleniyor.

Tavandan tabana cam pencerelere ve büyük bir siyah şömineye sahip açık plan oturma alanı, çevredeki çölün manzarasını sunuyor.

Yaşam alanları, aşınmaya dayanıklı çelikten yapılmış sürgülü kapılardan yemek yemek ve dinlenmek için döşenmiş kapalı teraslara kadar uzanıyor.

Yaşam alanının yanında, daha küçük bir yemek alanı görevi gören mekanın olduğu tarafta ilave bir köşeye açılan büyük siyah bir yemek masası bulunuyor.

Dört yatak odası, banyo ile bar ve kütüphane olarak kullanılan bir alanın da dahil olduğu ek odalar avlunun diğer taraflarından uzanıyor.

Ana avludan uzanan bir ahşap platformun sonunda, ofisin  arazideki tek mevcut yapı olan eski bir su deposundan dönüştürdüğü bir havuz bulunuyor.

 

Etiketler

Bir cevap yazın