Stefano Boeri Interiors, Roma’daki Kolezyum’un yanında yer alan yarım daire biçimli meydanı yeniledi ve yapının özgün sütunlarının izlerini yeniden ortaya çıkardı.

Fotoğraflar: Simona Murrone
Kolezyum’un güney cephesini çevreleyen meydan, 14. yüzyılda gerçekleşen bir depremde yıkılmadan önce arenanın dış duvarının bulunduğu alanda yer alıyor.

MS 80 yılında, dönemin en büyük amfitiyatrosu olarak inşa edilen yapı, üst oturma katlarını taşıyan iki katlı kemerli sütunlarla çevriliydi.
Stefano Boeri ve Giorgio Donà liderliğindeki Stefano Boeri Interiors, mekanın yeniden tasarımında, Roma’nın özgün yapısını hatırlatmayı önceliklendirdi.

Tasarımcılar, zemini orijinal kotuna geri indirerek, daha önce yapının içinde kalan ve krepidoma olarak bilinen alanı kaplayan parke taşlarını traverten plakalarla değiştirdi.
Kavisli meydan boyunca eşit aralıklarla yerleştirilen, her biri 40 santimetre yüksekliğinde 44 adet taş oturma elemanı, orijinal sütunların iz düşümlerini işaretliyor.

“Bu yenilemenin, yapının ölçeğinin daha iyi kavramasına yardımcı olacağını umuyoruz.”
Stefano Boeri

Zemin üzerine yerleştirilen Roma rakamları ile kaybolmuş kemerlerde yer alan giriş kapısı numaraları yeniden görünür kılındı.
Traverten kaplama, meydanın batı ucunda, stüdyonun “arkeolojik pencere” olarak tanımladığı bir müdahaleyle kesintiye uğratıldı.

Bu alan sayesinde meydanın altında yer alan arkeolojik kalıntılar ortaya çıkarıldı. Meydan, “geri döndürülebilirlik ilkeleri” doğrultusunda tasarlandı.