Kanal İstanbul Felaketi

Bir süredir unutulmaya bırakılan Kanal İstanbul Projesi, geçen ay Başbakan Erdoğan’ın açıklamalarıyla yeniden gündeme geldi. Başbakan’a göre, Kanal İstanbul, 2017 yılında ‘hizmete’ açılacakmış.

Başbakan Yardımcısı Ali Babacan da geçen nisan ayında kanalla ilgili ön hazırlık raporunun Projeler Yüksek Kurulu tarafından tamamlandığını açıklamıştı.

Erdoğan, aynı konuşmasında Kanal İstanbul’u, Marmara Denizi’ni çevre tehdidinden korumak için yapacaklarını da söyledi.

Açık Şehir’i takip edenler hatırlayacaklardır; hem Kanal İstanbul’un açıklanan güzergâhı ile ilgili hem de doğrudan bu kanalın Karadeniz ve Marmara arasındaki akıntı rejimine vereceği zararlarla ilgili, bu köşede bazı uzmanların görüşlerine yer vermiştim.

Önceki gün Hürriyet gazetesinde, Columbia Üniversitesi’ne bağlı Lamont-Doherty Dünya Gözlemevi’nden sismik-jeoloji uzmanı Profesör Leonardo Seeber’in kanalla açıklamaları yer aldı. 

Seeber, “Kanalın inşa edileceği bölgenin derinliklerinde önemli su rezervleri var. Birileri mutlaka kanalın olası etkilerini bilimsel tekniklerle araştırmalı. Boğaz’da suyun akış hızı azalacaktır. Boğaz’ın eko-sistemi, hatta rengi bile değişir. Balık türlerinde de değişiklikler olacaktır” diyordu. 

Seeber’in kısaca değindiği renk konusunun üzerinde durmak gerek. Çünkü kanalla birlikte beklenen renk değişikliği yalnızca İstanbul için değil, Karadeniz çevresindeki bütün devletleri etkileyecek küresel çapta bir felaketin habercisi. 

Proje açıklandığından bu yana Kanal İstanbul üzerine çalışmalar yapan Oşinografi uzmanı Prof. Dr. Cemal Saydam kanalla birlikte Boğaz’da oluşması beklenen renk değişikliğiyle ilgili önemli bir makale kaleme almıştı. Ancak maalesef ulusal basında hak ettiği ilgili görmedi. 

Erdoğan’ın çevreci kanal projesinin Boğaz’da Marmara’da ve Karadeniz’de yaratacağı küresel çevre felaketini, Prof. Saydam’dan maddeler halinde aktarıyorum. 

Umarım, artık tartışılmaya başlanır.

• Kanal hangi güzergâhta yapılırsa yapılsın geçecek olan su, tuzluluğu hiç değişmeden Marmara’nın üst suyu ile buluşacak. Yeni organik yükle, kısa bir zaman sürecinde alt su oksijensiz kalacak.

• Sudaki kimyasal dengeler tamamen değişecek, 25 metrenin altına zaten zor ulaşan güneş ışığı artık hiç geçemez olacak.

• Sudaki hidrojen sülfür kısa zamanda hızla artacak ve her lodos sürecinde alt suyun üst su ile karışması ile atmosfere de çıkacak.

• Hidrojen sülfürün yaydığı çürür yumurta benzeri bir koku, İstanbul’a doğru taşınacak ve tüm şehir zamanla artan koku ile kaplanacak.

• Boğaz boyunca üst su ile karışım noktalarında da suyun kalitesi bozulmaya başlayacak ve Marmara’nın üst suyunun da kalitesi hızla bozulacak.

• Oksijensiz alt tabakadaki suyun eninde sonunda İzmit Körfezi’ne dolması ile Körfez’de deniz yaşamı kesinlikle sona erecek.

• Tüm bunlar zaman içerisinde Karadeniz’in ekolojisini de etkileyecek, Rusya ve Ukrayna bu projeye kesinlikle karşı çıkacak.

Etiketler

Bir cevap yazın