IAPS-Kültür ve Mekan Çalışma Ağı, Hafıza Mekanı Bomonti’yi Sorguluyor

“Bellek, İzler ve Kent: Şişli-Bomonti” ana teması çerçevesinde yapılan atölyemiz kent okumalarını ve bu okumaların üzerinden üretilen gelecek öngörülerinin iki/üç boyutlu/grafik anlatımlara dönüştürülmesini sağladı.

IAPS (International Association for People-Environment Studies) CS (Culture and Space) Çalışma Ağı1 , “Bir ‘Palimpsest’ Kent Olarak İstanbul” Atölyeleri kapsamında “Bellek, izler ve Kent: Şişli-Bomonti” Atölyesini; Hülya Turgut, Orhan Hacıhasanoğlu, Özlem Özkal ve Ümit Ceren Bayazitoğlu yürütücülüğünde farklı mimarlık ve tasarım fakültelerinin lisans ve lisansüstü öğrencilerinin katılımı ile 7-9-12 Mart 2016 tarihlerinde, Özyeğin Üniversitesi ev sahipliğinde BomontiAda Atölye-İstanbul etkinlik mekanında gerçekleştirdi.

Çalışma Ağı; enformel eğitim aktivitelerinin mimari tasarım eğitimine katkılarını desteklemek ana amacıyla düzenlediği Kültür ve Mekan Atölyeleri’nde İstanbul’un, üst üste gelen sosyal-mekânsal- zamansal katmanların oluşturduğu ‘Palimpsest’ yapısı ve İstanbul’da süre giden mekânsal ve sosyal dönüşümlerin yarattığı yeni kentsel ve mekânsal pratikleri irdelemekte ve İstanbul’un “palimpsest kent” olma durumunu tartışmaya açıyor.

Günümüzün en belirgin yapılı çevresi haline gelen kentleri okumayı ve kavramsallaştırmayı amaçlayan enformel etkinliklerin tasarım eğitimi sürecine dahil edilmesi ve öğrencilerin bireysel veya grup olarak ‘kentte’ çalışmaya, ‘kent üzerine’ düşünmeye ve ‘kente’ farklı bakış açılarından yaklaşmaya teşvik edilmesi, geliştirilen atölye modelinin kavramsal çerçevesi açısından oldukça önemlidir.

Bileşenlerinin sürekli bir değişim ve dönüşüm içinde olduğu kentlerin, zaman içinde dönüşen bileşenlerin yarattığı farklı bağlamsal katmanlardan oluştuğunu ve bunların üst üste, yan yana gelerek, hatta zaman zaman da iç içe geçerek özgün biçimlerini temellendirdiğini ve bu biçimlendirmenin en temel ve en görünür öğesinin ise mimarlık olduğunu söylemek olanaklıdır. Süregelen yeniden yapılanma ve değişim sürecinde ise kent ve mimarlık arasındaki dönüşümsel ilişki dramatik bir görünüm kazanmakta, bu süreçte tekrar tekrar üretilen mekânlar, zamansal ve mekânsal katmanlaşmayı oluşturmakta ve bu zaman-mekân birikmesi, kent değişiminin çözümlenmesi sürecinde incelenmesi ve açıklanması gereken temel bir olgu haline gelmektedir. Bu noktada, ‘kentsel palimpsest‘, ‘palimpsest kimlik‘ ve ‘mimarlıkta palimpsest‘ kavramlarını irdelemek önem kazanmaktadır. Palimpsest kavramı, bir metafor olarak geçmiş, bugün ve gelecek izlerinin üst üste okunmasının mümkün olduğu mekanlar / kentler için kullanıldığında, çok boyutlu okumalara olanak tanımaktadır. Bütün bu özellikleri fazlasıyla bünyesinde barındıran bir “palimpsest” kent olarak İstanbul da kendi içinde sayısız potansiyeli ile bir taraftan mimarlık pratiği diğer taraftan da mimarlık stüdyoları için daima bir ‘laboratuvar’ olmayı sürdürmektedir.

Bellek, İzler ve Kent: Şişli-Bomonti” ana teması çerçevesinde yapılan atölyemiz kent okumalarını ve bu okumaların üzerinden üretilen gelecek öngörülerinin iki/üç boyutlu/grafik anlatımlara dönüştürülmesini sağladı. Atölyede seminer, film gösterimleri ve bireysel-takım çalışmaları ile dönüşen İstanbul ve özellikle Bomonti ve çevresi ile ilgili sonuçlar elde edildi.

Atölye çerçevesinde iki konu üzerinde yoğunlaşıldı:

1. Bomonti’nin katmanlı yapısını farklı açılardan ele alarak, kentsel mekânın katmanlaşma süreçlerini irdelemek; mevcut katmanlı yapıyı, ‘palimpsest’ olma halini okumak ve bu okumalar doğrultusunda oluşan imgelerin manifesto üretme gücünü tartışmak.

2. Bomonti’yi düşlemek; “hiçbir şeyin eskisi ya da mevcut olan gibi olmadığı” bir geleceğe dair öngörüler, fikirler, anlatılar geliştirmek; Bomonti’ye dair mevcuttan öğrenen/var olanı yeniden yorumlayan alternatif gelecek senaryolarını tartışmak.

Bu konular çerçevesinde, atölye süresince aşağıdaki sorular tartışılmaya açıldı:

  • İstanbul ve Bomonti ‘palimpsest’ mekanlar mıdır? ‘Palimpsest’lerde eski yazı ne kadar kazınsa da yeni yazının altından izleri okunabilmektedir ve iki yazı bir anlamda üst üste binmiş durumdadır. Bomonti de böyle midir? Yoksa bir ‘melange‘ mıdır?
  • Çok katmanlı, değişken kimlikli yapılar bütünü, kentin hafızasını oluşturur. Bugüne ve geleceğe taşınamayan bu HAFIZA MEKANLARI zamanla toplumsal hafızadan silinir. Bu mekânlara dair belleğin canlandırıldığı farklı yöntemler neler olabilir?
  • Değişen ve dönüşen İstanbul’un katmanları bu zamansal kesişim noktaları üzerinden geleceğe nasıl aktarılabilir? “Şu anda gelecek nedir?” Bomonti’nin ‘Palimpsest’ yapısı bu geleceğe nasıl aktarılabilir?
  • İstanbul’a dair alternatif manifesto ve diyalog olanaklarının tartışılması ve böylece gelecek senaryolarının şekillenmesinde biz mimar ve tasarımcıların rolü ne olacaktır?

Mimari bir kent okumasından yola çıkılarak yapılan analizlerin tek bir imajla anlatılması göründüğü kadar kolay olmayan, son derece dikkatli ve özenli bir veri süzme süreci gerektiren bir çalışma. Kent mekanına atfetmiş olduğumuz kavramları hem onlara gereğinden fazla anlam yüklemeden hem de perspektifi kaybetmeden kullanmak ve yansıtmak oldukça zorlu, ancak bir o kadar da zihin açıcı bir süreçtir. Ortaya çıkan onlarca görselden tek bir görsel üretmek ve bunu hem mimarlığın alanı içerisinde hem de grafik tasarım ilkeleri ve yöntemleriyle yorumlamak çalışmanın omurgasını oluşturmaktadır. 


Sergi

Çalışma sonunda yayınlanan kitapçığı buradan inceleyebilirsiniz.

1 Kültür ve Mekan buluşmaları , IAPS-Culture and Space (Kültür ve Mekan) Çalışma Ağı çerçevesinde farklı düzeylerdeki lisans, yüksek lisans ve doktora mimarlık öğrencilerinin ve genç araştırmacıların bir araya gelerek iletişim kurabilecekleri ve deneyimlerini paylaşabilecekleri bir platform’dur.

Etiketler

Bir cevap yazın