Gürhan Tümer…

Oktay Ekinci yazdı...

Eskişehir’in Tepebaşı Belediyesi’nce her ay düzenlenen “Kent ve Kültür Söyleşileri”ne İzmir’in yüz akı öğretmen mimarlarından Gürhan Tümer’i de çağıracaktık… Ancak nasip olamadı. 20 Eylül’de yitirdik.

Dokuz Eylül Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Tümer, kent ve mimarlık alanındaki eleştirel ve gerçekçi fikirleriyle hepimizi etkileyen bir mimar düşünürümüzdü. Türkiye’nin temel sorunu “bozuk düzen kentleşme” ile bütünleşen “ranta tutsak mimarlığımız”ı tartışmak isteyenlerin önde gelen başvuru isimleri arasındaydı.

Sadece öğrencilerini değil, örneğin “akitera.com”daki yazılarını okuyan; konuşmalarını dinleyip kitaplarını başuçlarından eksik etmeyen herkesi “eğiten” bir akademisyendi. Ege Üniversitesi Mühendislik Fakültesi’nde asistanken Fransız hükümetinin bursuyla 1 yıl Paris Vincennes Üniversitesi’nde doktora dersleri almış olmasına rağmen İzmir hakkındaki bir yazısında yer alan şu sözlerini hangi “Fransa hayranı” aydınımız söyleyebilir?

“Türkiye’nin ‘Küçük Amerika’ olmasını kınayanların, İzmir’in ‘Küçük Paris’ olmasını hoş görmelerini, onaylamalarını, o günlere nostalji duymalarını anlamakta güçlük çekiyorum. Bence, Paris’in ‘küçüğü’ olmak, küçültücü bir şeydir, bir sömürge kimliğine, bir maymun kimliğine sahip olmak demektir. Bir tür kimliksizliktir.”

Mimarlık ve düşünce dünyamız, Gürhan Tümer’in yeri doldurulamayacak alçakgönüllü kişiliğini unutmayacak..

Ardı ardına!..

Son günlerde ardı ardına hüzünlü haberlerle baş başayız…

Gürhan Tümer, yine İzmir’in yetiştirdiği öğretmen mimarlardan Prof. Dr. Ahmet Eyüce’yi yitirmemizin peşinden toprağa verilmişti. Herkesin hayranlık duyduğu Mimarlık ve Tasarım Fakültesi Dekanımız Eyüce de tüm mimarlık ve kültür dünyamızı yasa boğmuştu.

Geçenlerde ODTÜ, Kültür Bakanlığı ve Mimarlar Odası’nın kültür mirasımızı koruma militanlarından mimar Emre Madran’ı da uğurladık.

Fark edilemeyen yorgun kalbi, belli ki şu “kalpsiz” çevre düşmanlarının tarihsel mirasımızı umarsızca tahrip etmelerine artık dayanamamıştı..

Madran’ın ilk yas günü ise sinema ve sanat dünyamızın büyük ismi Tuncel Kurtiz’le vedalaşıyorduk. Yaşarken efsaneleşen kültür savaşçımız, geçen haziranda Tepebaşı söyleşilerimizin de konuğu olmuş, körelmeye yüz tutan umutları tazelemişti.

Ertesi gün tekrar sarsıldığımız acı haberse Cumhuriyetimizin değerini ulusumuza yeniden anımsatan Turgut Özakman’ı yitirmemizdi… Özakman için “Çılgın Türk öldü!” manşetini atanlar, acaba kendi varlıklarını da aynı “efsanevi çılgınlık”a borçlu olduklarını anımsamışlar mıydı?

Anadolu’da ‘Gezi ruhu’

Bu yıl her ayın ilk çarşambası yapılacak Tepebaşı Kent ve Kültür Söyleşilerimiz, “Anadolu’da Gezi Ruhu” temasını içerecek.

İlk söz 2 Ekim’de İsa Çelik’te; “Gezi ruhu”nun Anadolu’daki yaşam gerçeklerini fotoğraf şöleniyle sergileyecek… Kasımda Ataman Demir, Anadolu mimarlığındaki gizli “Gezi ruhu”nu, aralıkta da Nezih Başgelen arkeolojimizin ilk ‘gezginler’ini anlatacak… Herkesi Eskişehir’e bekliyoruz…

Etiketler

Bir yanıt yazın