Danimarka'da ormanın kıyısında yer alan ADA House, doğayla kurduğu güçlü ilişki, heykelsi formu ve gün ışığını tasarımın merkezine alan yaklaşımıyla dikkat çekiyor.

Fotoğraflar: Adam Mørk

mencke&vagnby tarafından tasarlanan bu evde ışık, yalnızca odaları aydınlatmıyor; gün boyunca değişen atmosferiyle mimari tasarımın bir parçasına dönüşüyor.

Danimarkalı tasarımcılar Marcus Vagnby ve Karina Mencke, kendi evlerini tasarlarken alışık oldukları çevreden uzaklaşmak yerine onunla yeni bir ilişki kurmayı tercih etti. Holte’de, ormanın hemen kıyısında seçtikleri hafif eğimli arazi, ADA House’un mimari karakterini belirleyen başlangıç noktası oldu.


Yapı, adeta zeminin katlanarak yükseldiği bir hareketle araziden doğuyor. Gün boyunca güneşin hareketiyle ilişki kuran dairesel geometrisi, evi bir tür güneş saatine dönüştürüyor. Yuvarlak detaylar, açıklıklar ve gün ışığıyla sürekli değişen yüzeyler sayesinde yapı, günün farklı saatlerinde yeni bir görünüm kazanıyor.

Karina Mencke’nin heykelsi yaklaşımı, malzeme ve renk seçimlerinde de kendini gösteriyor. Yemek alanındaki bordo dolapların hemen dışarıdaki kayın ağacının tonuyla kurduğu ilişki gibi küçük ama özenli kararlar, doğayı iç mekânın bir parçası haline getiriyor.


ADA House, yalnızca bir aile evi değil. Marcus ve Karina için aynı zamanda çalışabilecekleri, üretebilecekleri ve sanatla iç içe yaşayabilecekleri bir yer.
Kalıcı bir stüdyo ve sergi alanına ev sahipliği yapan yapıda, ev ofisi ana yaşam alanı ve mutfağa yakın konumlandırılıyor. Böylece çalışma ve günlük yaşam birbirinden tamamen kopmadan, kendi alanlarını koruyabiliyor.
Gün ışığı ise bu farklı işlevleri birbirine bağlayan ortak unsur. Merdiven boşluğunun üzerindeki VELUX teras çatı penceresi çalışma alanına doğal ışık taşırken, çocuk odalarındaki çatı pencereleri gündüzleri aydınlık oyun alanları, geceleri ise gökyüzünü izleyebilecekleri özel köşeler yaratıyor.


ADA House’un en ilgi çekici özelliklerinden biri, gün ışığının evin farklı noktalarında beklenmedik deneyimler yaratması.
Duşun üzerindeki çatı penceresinden sabah güneşi içeri süzülürken, geceleri aynı açıklıktan yıldızları görmek mümkün. Koridordaki cam çatı ışıklığı ise gün boyunca hareket eden ışığın kavisli yüzeylerde oluşturduğu gölgelerle neredeyse yaşayan bir sanat eserine dönüşüyor.


Bu etkiler tesadüf değil. Gün ışığı, projenin en başından itibaren mimari tasarımın ayrılmaz bir parçası olarak ele alındı. VELUX mimari tasarım desteğiyle çatı pencerelerinin konumları ve mekânların gün ışığıyla kurduğu ilişki değerlendirildi; yerleşim planı geliştirilerek iç mekândaki ışık deneyimini zenginleştirecek çatı pencereleri tasarıma dahil edildi.
Girişteki küçük bir pencerenin yeşil çatıya ve ötesindeki ormana dair ilk ipuçlarını sunması, koridor boyunca yukarıdan gelen ışığın mekânlar arasındaki geçişlere eşlik etmesi ya da bodrum katına ışık kuyularıyla gün ışığı ulaştırılması… Her biri, ışığın tasarım sürecinde ne kadar bilinçli ele alındığını gösteriyor.

ADA House, bir evin doğal çevresiyle bağ kurmasının yalnızca manzaraya açılan büyük pencerelerle sınırlı olmadığını hatırlatıyor. Bazen doğru yerde açılan küçük bir pencere, günün farklı saatlerinde değişen bir ışık izi ya da gökyüzüne beklenmedik bir bakış, mekânın bütün deneyimini değiştirebiliyor.
Proje: ADA House: Sanat, Tasarım, Mimarlık
Mimar: mencke&vagnby
Konum: Holte, Danimarka
Yıl: 2023–2024
VELUX ürünleri: Teras çatı pencereleri
Projenin mimari yaklaşımını, gün ışığı tasarımını ve detaylarını daha yakından keşfetmek için ADA House proje sayfasını ziyaret edebilir, proje PDF’ini indirebilirsiniz.
VELUX sponsorluğunda hazırlanmıştır.
