GG+S Arquitectos tarafından Portoviejo kent merkezinde tasarlanan Las Vegas Parkı, 2016 depremi sonrasında kentsel iyileşmeyi desteklemek, doğayla uyumlu kamusal alanlar oluşturmak ve sosyal yaşamı canlandırmak amacıyla geliştirilmiş.

Fotoğraflar: Carlos Palacios
Ekvador’un Portoviejo kent merkezinde yer alan Las Vegas Parkı, Gustavo González Galarza tarafından tasarlanmış olup aynı adı taşıyan nehrin sağ kıyısında konumlanıyor.
Parkın inşası, kenti büyük ölçüde yıkıma uğratan depremin ardından başlayan önemli bir yeniden yapılanma süreci içinde gerçekleştirilmiş.

Park, Portoviejo’nun yeniden doğuşunu simgeleyen önemli bir kamusal alan olarak öne çıkıyor. Hafta sonlarında geniş yeşil alanlarda aile buluşmaları ve kutlamalar gerçekleştiriliyor. Bunun yanı sıra hem planlı hem de kendiliğinden gelişen çeşitli kültürel etkinliklere ev sahipliği yapılıyor.

Tasarımın temelini üç ana ilkenin oluşturduğu bu yaklaşımda, ilk olarak yaban hayatının geri dönüşünü desteklemek amacıyla peyzaj kalitesinin iyileştirilmesi ve insanların tropikal iklimin etkilerinden korunarak doğayla iç içe vakit geçirebilecekleri alanların oluşturulması hedeflenmiş.
İkinci olarak, kültürel, sosyal, eğlence ve spor etkinliklerine olanak tanıyacak mekânların tasarlanması amaçlanırken, son olarak insan müdahalelerinin doğa ve doğal süreçlerle uyumlu hale getirilmesi benimsenmiş.

Parkın inşası sürecinde, inşaat alanını genişletmek amacıyla dolgu malzemesiyle doldurulmuş olan nehir kıyıları yeniden eski haline kavuşturulmuş. Bu kapsamda dolgu malzemesi kaldırılmış ve parkı taşkınlara karşı koruyan geniş bir kumsal alan oluşturulmuş.
Günümüzde nehir kıyısı boyunca bambu ile birlikte frutillo olarak adlandırılan yerel bitki türleri ve söğüt gibi çeşitli kıyı bitki türlerinin geliştiği gözlemleniyor.

Nehre erişim, yeşil terasları kesen geniş beton basamaklarla tanımlanan ve hafif eğimli bir rampa aracılığıyla sağlanmakta ve bu sayede suya güvenli bir ulaşım imkânı sunuluyor.
Sel dayanıklılığı gözetilerek tasarlanan bu peyzajın, 2018 ve 2024 yıllarında yaşanan büyük taşkınlar sırasında yüksek performans gösterdiği ve iklim değişikliğine uyum açısından örnek bir model olarak değerlendiriliyor.

Nehir tarafından terk edilen bir kıvrım bölümü sulak alan olarak yeniden işlevlendirilmiş ve kıyı ekosisteminin canlandırılması sağlanmış.
Alanın rehabilite edilmesinin ardından böcekler, amfibiler, sürüngenler ve kuşlar gibi çeşitli canlı türlerinin bölgeye yerleştiği gözlemlenmiş.

İki yıl boyunca gerçekleştirilen sayımlar sonucunda, 2023 yılında göçmen ve yerli kuşlar arasında toplam 105 türün tespit edildiği belirlenmiş ve bu çeşitliliğin kentsel bir ortam için dikkat çekici olduğu ortaya konmuş.
Ayrıca sulak alanın, parkın sert yüzeylerinden kaynaklanan yüzey akışını emerek bir tutma havzası işlevi görüyor.

Meydanın yanında yaklaşık 8.000 metrekarelik bir alana yayılan ve 10 metre yüksekliğe ulaşan yapay bir tepe yer alıyor. Bu topoğrafya 2.500 kişi kapasiteli açık hava tiyatrosu için sakin ve kontrollü bir ortam oluşturuyor.

Geniş taçlı yerli ağaçlar, alanın ölçeğini dengelemek ve mikroiklimi yumuşatmak amacıyla tasarıma dâhil edilmiş.
Bu alan, büyük ölçekli sosyal, kültürel ve siyasi etkinliklere ev sahipliği yapabilecek şekilde kurgulanmış.

Tribünlerin en üst noktasından, nehir vadisini ve yağmur ormanlarıyla kaplı çevre tepeleri içine alan geniş bir manzara izlenebiliyor. Yapay tepenin yamaçları ise piknik yapan kullanıcılar için saman ağaçlarının gölgesinde serin ve davetkâr bir ortam sunuyor.
