Bir Barın Konuta Dönüşümü: The Corner Store

Ian Moore Architects, Sidney’de yer alan 19. yüzyıldan kalma bir barı, konuta dönüştürdü.

Fotoğraflar: Clinton Weaver ve Nick Bowers

Sidney’in şehir merkezine yakın bir konumda yer alan proje kapsamında, tescilli yapı yeniden işlevlendirilerek üç yatak odalı bir eve dönüştürüldü.

Viktorya dönemi sıra evlerinin sonunda konumlanan yapı, 1869 yılında “The Moore Park Hotel” adlı bir bar olarak inşa edildi. 1921’de bakkala dönüştürülen yapı, 1960’lardan 2022 yılına kadar mağaza olarak hizmet verdi.

Ian Moore Architects, yapıyı “The Corner Store” adıyla bir konuta dönüştürdü. Proje kapsamında, yapının özgün karakteri korunurken çağdaş bir ek yapı entegre edildi.

The Corner House’un Koruma Amaçlı Miras Alanı içerisinde yer alması nedeniyle belediye, yapılan müdahale ve eklentilerin tarihi yapıdan açık biçimde ayırt edilebilmesini talep etti.

Projede yapılan en önemli müdahalelerden biri, hassas durumdaki tuğla kabuğun onarılması oldu. Bir diğeri ise yapının, yeni eklentinin taşıyıcı sistemi olarak da işlev gören çelik bir çerçeveyle desteklenmesiydi.

Bu çelik strüktür, özgün cephenin altından başlayarak parselin arka kısmına kadar uzatıldı ve yarı geçirgen cam tuğlalarla kaplanarak eski ve yeni arasındaki ayrım görünür kılındı.

Çağdaş ek yapı, tarihi cephenin hiyerarşik olarak ön planda kalabilmesi için sokak hattından bir miktar geri çekilerek konumlandırıldı.

Proje kapsamında, yapıya 1960’lar ve 1970’lerde eklenen bölümler kaldırıldı. Alüminyum pencere doğramaları sökülürken, özgün Viktorya dönemi ahşap doğramaları korunarak yeni üretimler için referans olarak kullanıldı. Alüminyum vitrinler de ahşap doğramalarla değiştirildi.

İç mekan, üç bölüme ayrıldı. Zemin katta yaşam alanları ve garaj, birinci katta iki yatak odası ile oturma odası, ikinci katta ise ebeveyn yatak odası ve teras konumlandırıldı.

İç mekanda; beyaz duvarlar, cam yüzeyler ve açıkta bırakılmış çelik taşıyıcı elemanlarla endüstriyel bir görünüm yaratıldı. Buna karşılık zeminlerde kullanılan meşe döşemeler ve terrazzo karolar ile yapının tarihi cephesine gönderme yapıldı.

Tuğla duvarların fiziksel durumu dışında, yapının en büyük dezavantajlarından biri küçük Viktorya dönemi pencereleriydi. Bu nedenle tasarımda, yapının doğal ışık alma kapasitesini artırmaya odaklanıldı.

Bir iç avlu yaratılarak gün ışığının mekana derinlemesine ulaşması sağlandı. Bu yapısal müdahale aynı zamanda ev boyunca sürekli hava akışı oluşmasına imkan tanıdı.

Etiketler

Bir yanıt yazın