Baksı Müzesi’nin 10. Yılında 9 Ürün Tasarımı

Baksı Müzesi, 10. yıl kutlamaları kapsamında 9 farklı tasarımcıyı "Tılsım" kavramsal çerçevesi etrafında bir araya getirerek özel bir ürün tasarım projesine imza attı.

“Tılsım” kavramı çerçevesinde Baksı’dan esinlenerek tasarladıkları özgün ürün tasarımları 12-15 Kasım 2015’te gerçekleştirilecek Contemporary İstanbul’da yer alan Baksı Müzesi standındaki tanıtımın ardından Baksı Müzesi mağazasında satışa sunulacak.

Müzenin kurucusu Prof.Dr. Hüsamettin Koçan’ın davetiyle hayata geçirilen “Tılsım” tasarım projesinin yönetmenliğini tasarım danışmanı Özlem Yalım gerçekleştirdi.

Baksı Müzesi’nin bulunduğu Bayraktar Köyü, sıra dışı konumu ile projeye katılan tasarımcıların esin kaynaklarından biri. Diğer yandan bu topraklardaki derin kültür ve inanışlar, sunulan “Tılsım” kavramsal çerçevesinin temelini oluşturmuş.

Tılsım projesinin yönetmeni Özlem Yalım, projenin çıkış noktasını şöyle anlatıyor:

“Bu proje ile Baksı Müzesi’ne daha çok tasarım kavramını taşımayı hedefledik. Daha önce gerçekleştirilmiş pek çok tasarım odaklı projenin yer aldığı bu kuruluşta bu kez müze dükkânına odaklandık. Günümüzde müze dükkanları çoğunlukla promosyon ağırlıklı ürünlerin tekelinde. Her yerde aynı tasarımcıların benzer işlerini görmek mümkün; o müzeye ait kılınmış, oradan esinlenmiş çok az ürün var ne yazık ki. Biz ise Hüsamettin Koçan’ın da yüreklendirmesi ile belirli bir kavramsal çerçevede, davetli tasarımcılarla tamamen bu müzeye, bu coğrafyaya özgün ürün tasarımları yaratmak istedik. Buradan hareketle yerel ve global başka müze dükkanlarını da besleyebilecek bir koleksiyon oluşturduğumuza inanıyorum. Bu eşsiz yeri ziyarete gelenler, ufak ama tasarımcı eli değmiş özgün bir objeyi, bir anıyı kendi yanlarında götürebilecekler…”

Projeye destek veren 9 tasarımcı ve ürünleri şöyle:

NAZAR- Hülya Çelik Pabuççuoğlu

Bazı tanımlamalara göre bir tür batıl inanç olarak adlandırılan temsil ve simgeler bugün Bayburt ve köylerinde hala önemini korumaktadır. Bunlar kilimdeki bir “Hayat Ağacı”ndan, kapının alnındaki bir “Öküz Başı” iskeletine sıradan bir süpürgeden üzerliğe kadar geniş bir yelpazeyi kapsamaktadır. Bu geleneklerden en önemli olanlarından biri de BAKSI’da bulunan “Huy Kesen Ağacı”na çaput bağlamaktır. Bu ritüeli yaşatmak amacıyla tasarlanan NAZAR’ın içerisinden çıkan çaputların Bayraktar Köyü’ndeki Huykesen Ağacı’na bağlanması hedeflenmiş ve dileğin sembolü olan tasarım da kişilerin yanında götürebilecekleri biçimde düşünülmüş.

Semboller:

GÜÇ – KUDRET Anadolu inanışında Koç Boynuzu motifi kahramanlık, güç ve erkeklik sembolü olarak kullanılmıştır.
EŞ – KISMET Anadolu inanışında Küpe motifi evlilik isteğini, Eli Belinde ise doğurganlık, uğur, kısmet ve mutluluğu sembolize eder.

TOHUM SAKLAMA KABI – Akın Nalça

Doğanın tılsımlı kodlarını taşıyan bitkiler ve diger canlilarin genetik yapıları insanoğlunun sorumsuzca müdahalesi ile değiştiriliyor. Tanıdık tatlarla nadiren karşılaştığımız günümüzde herkesin kendi Nadireler kabinesini oluşturma potansiyeli taşıyan Tohum Saklama Kabı, onların yeniden neslini sürdürebileceği bir eylemin aracı olmak için tasarlandı.

YOL- Şule Koç

Baksı Müzesi, bulunduğu coğrafya itibariyle müze ziyaretini bir “yol” hikayesine dönüştürür. Alışılmışın dışındaki bu konum, kendi yarattığı atmosferin içinde hafızalarda kalır ve bir ürün olarak ” yol” ortaya çıkar. Tasarım, bölgenin topoğrafyasını görünür kılan bir dilek mumu tablası olarak düşünülerek hayata geçirildi.

DİKEN KOLYE- Ela Cindoruk

Bayburt bölgesine has bitkilerden birinin gölgesinin, kitap arasında kurutulan çiçekler gibi kalıcı bir ürüne dönüştürme isteğinden hareketle ortaya çıkan tasarım ir takı koleksiyonu halinde tasarlandı. O coğrafyaya ait bir parçayı bir anı olarak taşımak, hep hatırlamak için üretildi.

PAGA- Demir Obuz

Paga, üzerine umut ve dileklerin bağlandığı, tılsımını sizin vereceğiniz bir ağaç olarak tasarlandı. İkonografik tasarım, kullanıcının kendi estetiğini kendisinin yaratmasına imkan verecek biçimde katılımcılık unsuru da içeriyor. Tasarımcının notu: ‘Hep iyi dilekler bağlansın bu ağaca; Sahibine uğur getirsin’

MEYVE ÇANAĞI -Sezgin Aksu

Doğanın bize verdiği bir malzeme olan ahşap kullanılarak tasarlanan bu ürün, basit formu ve fonksiyonu ile Bayburt göz önünde bulundurularak düşünüldü. Çubuklar ve ana gövdeden oluşan tasarımda, parçalar birbirine ying-yang gibi birleşiyor ve kullanıcı kendi ürünün kendisi ortaya çıkarıyor. Tasarımcı kendisi meyveyi çok sevdiği için meyve kabı tasarladığını belirtiyor.

ANKA- Atilla Kuzu

Toplumlarda tılsım olarak adlandırılmış olgunun gerçek olup olmadığı tartışmalı iken, yapılan üründe ağırlık merkezi ile açıklanabilecek moment düzeneği; yüklerin paylaşımını yer çekimi kurallarına aykırı gibi görünecek şekilde anlatıyor. Yer çekimine aykırı gibi durduğu izlenimini yaratan bu obje, yüz yıllardır varlığı yokluğu tanımlanamayan ve adeta bir efsane kabul edilen Anka kuşuna ,düzeneği ile de “tılsım” a göndermede bulunması için tasarlandı.

MUSKA ÇANTA- Selçuk Gürışık

Dr. H.S.Gürışık Anadolu keçeciliğinden yola çıkarak güncelleştirdiği ürünleri ile öne çıkıyor. Baksı Müzesinin kültürel ve coğrafi değerlerinden yola çıkarak tasarlayıp ekibi ile ürettiği çanta koleksiyonu Muska; formu ile TILSIM temasına gönderme yapıyor; aynı zamanda ürün üzerindeki desenler, geleneksel nazar boncuğuna yeni bir yorum getiriyor. Canlı renklerin hakim olduğu çanta koleksiyonu tamamen elde üretim ile hazırlandı ve farklı kullanım seçenekleri sunabiliyor.

NEFS (The Light Eye)- Defne Koz

İplerle bir dairenin içine tutturulmuş retina boşlukta yüzer biçimde düşünüldü. Tasarımı boynunda, tam göğüs hizasının üstünde taşıyan kişi bu alımlı göz bebeği ile geleneklerimizde yer alan nazar boncuğunun çağdaş bir yorumuna sahip olacak. Sadece bir takı olduğunu düşünebilirsiniz ama değil; sizi koruyup kollayacak; size şans getirecek.

Etiketler

Bir cevap yazın