2005’te Bursa’da Mimarlık Kentleşmenin Neresinde idi?

Süper Kent Bursa dosyamızı yakın tarihte Bursa üzerine yapılmış bir toplantıyla açıyoruz. 2005 yılında yapılan Arkitera Platform Toplantıları'nın 4. ayağı Bursa'da gerçekleşmişti.

“Mimarlık Kentleşmenin Neresinde” başlığıyla açılan oturumların 4.sü Bursa’da yapılmış ve Bursa’da mimarlığın kentleşmenin neresinde olduğu konuşulmuştu. İhsan Bilgin’in yönettiği toplantıya konuşmacı olarak Atilla Yücel, Neslihan Dostoğlu, Emre Arolat ve Murat Güvenç katılımıştı. 

2005 yılında 58. Hükümetimizin yürürlüğe koyduğu Acil Eylem Planı çerçevesinde “Planlı Kentleşme ve Konut Seferberliği”nin başlaması üzerinden sadece 3 sene geçmişti. Sonradan devamı dalga dalga gelecek olan kentsel dönüşüm ataklarının ilkini karşılarken bakalım kent ve mimarlık üzerine Bursa özelinde neler konuşuluyordu:

Bursa’da Kentleşme Arkitera Platform’da Tartışıldı 

Arkitera Mimarlık Merkezi’nin Kale Grubu’nun sponsorluğu ile gerçekleştirdiği “Mimarlık Kentleşmenin Neresinde?” Platform toplantılarının 2004-2005 dönemindeki dürdüncüsü Bursa’da Tayyare Kültür Merkezi’nde gerçekleştirildi. 

Moderatörlüğünü İhsan Bilgin’in yaptığı katılımcılarınınsa Atilla Yücel, Neslihan Dostoğlu, Emre Arolat ve Murat Güvenç olduğu konferans 29 Ocak 2005 Cumartesi günü yoğun bir ilgi ile izlendi. 

Kent ve Mimarlık Üzerine Sorular Sorma Vakti 
Yakın zaman içerisinde yaşanan sivilleşme, demokratikleşme kıpırtıları arasında “Acaba kentleşme problemlerine de bir yer bulunabilir mi?” ümidinin bu sorunun altında yattığını ve bu yüzden bu soruyu sormak için iyi bir dönemde olunduğunu belirterek konuşmaya başlayan İhsan Bilgin, Arkitera Platformları’nın genel olarak çizgisini de açıkladı. 

İhsan Bilgin, Platform toplantılarında kentlerin ve kentleşme hareketlerinin genel manada incelenmediği, aksine her bölgenin ve daha da özelde her kentin kendi hikayesine değinildiğini vurguladı. Örnek olarak Ankara’nın 1950 yılından itibaren başkent olmasının da etkisiyle bir şişme yaşamasını, Antalya’nın 1983 sonrasında bu şişme hareketini Turizm Teşvik Yasası sebebiyle yaşadığını, Diyarbakır’ın ise 1990 sonrasında etnik bazı sebeplerden dolayı bu yüklenmeyi yaşadığını belirten Bilgin, bu Platform’da tamamı ile Bursa’ya özgü konuların konuşulacağını belirtti. 

Katılımcılardan Neslihan Dostoğlu 1.200.000 nüfuslu Bursa’nın ilk yerleşmelerinden bugüne, her dönemde göç olgusuyla karşı karşıya kaldığını söyledi ve Bursa’nın nüfusunun artışı ile göç ilişkisini kurarken %6.5 lık nüfus artışının %4’ünün bu göçlerle meydana geldiğini belirtti. 1960ların bu açıdan Bursa için çok önemli bir dönüm noktası olduğunu belirten Dostoğlu 1998 yılında yapılan 2020 planına da kısaca değindi. 

Murat Güvenç, öncelikle sorunun çerçevesini çok iyi çizip yanıtı bu çerçevenin içinde aramak gerektiğini söyleyerek konuşmasına başladı. Kentleşmenin yapı ve süreçlerden oluştuğunu belirten Güvenç, bunun göz önüne alınmaması durumunda mimarın kentleşmenin neresinde olduğunun veya olması gerektiğinin kavranamayacağını belirtti. 

İlhan Tekeli’nin “Kentleşmenin Mekansal Çerçevesi” kavramı üzerinden hareketle konuşan Murat Güvenç, Bursa’nın 1960lardan itibaren mekansal çerçevesini kurmaya başladığını belirtti. Desantralize olamamış bu dönem Bursa’sını “dolmuşlu, işportacılı, gecekondulu kent” olarak tanımlayan Murat Güvenç, 1985 sonrasında toplu konutlarla, toplu taşıma araçları ve alışveriş merkezleri ile Bursa’nın explosion olarak isimlendirilen dışa doğru yayılımına başladığını belirtip İhsaniye’yi de buna örnek olarak gösterdi. 

Bu durumda soruyu iki tür problem içerisinde sorabileceğimizi belirten Güvenç, bu problemlerin, 
– Aktörlerin üzerinde çekiştiği, şu ya da bu şekilde gelişmenin mümkün olduğu mekanlar 
– Kuralları, kimliği, kat adedi belli mekanlar (kaderi önceden belirlenmiş mekanlar) 
olarak adlandırdığı mekanlarda incelenmesi gerektiğini söyledi ve iki ayrı süreci yaşamış kent mekanlarından farklı yanıtlar alınacağını belirtti. 

Güvenç’in Bursa’nın kentsel olgusunun gerçekliğini, dönemsel özelliklerini ve Dostoğlu’nun da tarihsel dinamiklerine ve dünden bugüne gelişimine değinmesinden sonra Atilla Yücel mimarlığın kentle özdeş bir kavram olmadığını, kentin mimarsız tek başına varlığına değindi ve mimarlığın bir takım binalar topluluğu ile sınırlandığına açıkladı. 

Emre Aralot platform toplantılarına ilk katıldığı zamanlarda tüm toplantıların aynı eksen ve aynı sorular üzerinden şekilleneceği hissine kapıldığını fakat her kentin her toplantıda başka eksenlere kaydığını, bambaşka sorularla ve sorunlarla belirdiğini dile getirdi. Bursa’nın tarihsel mekanları ile çok erken bir dönemde desantralizasyon olması gibi özelliklerinin yanında kendi profesyonel deneyimlerine dayanarak bilgi verdi. 

Neslihan Dostoğlu mimarlığın kentlerin akılda kalması için bir araç olarak gördüğünü ve kenti algılanabilir kılmak adına mimarların Bursa gibi kentlerde çekim merkezleri yaratmaları gerektiğini öne sürdü ve Paris, Bilboa örneklerini verdi. İhsan Bilgin’in ise bu yaklaşıma cevabı bir çok modernist mimarın yapılarını barındıran Berlin kenti örneği üzerinden oldu ve Paris, Londra gibi kentlerin Berlin’den çok daha fazla “kent” olduğunu, kentler üzerindeki bu şekilde yapılanmaların zaman zaman bir kriz belirtisi de olabileceğini belirtti. 

Konuya ayrıca bölge ve komşu şehirler açısından yaklaşan Murat Güvenç, Bursa’yı İstanbul yörüngesinde, İstanbul’un ağırlığını taşıyan bir şehir olarak da değerlendirdi. Kentlerin büyük metropollerin yakınında olmasının çok da iyi olmadığını belirten Güvenç, İstanbul’un artık sanayi kenti olmaktan çıktığını ve bir hizmet kenti haline gelirken çevre şehirleri üretim merkezleri haline getirdiğini, bunun bir örneğinin de Bursa olduğunu belirtti. 

Anahtar Kelime İtina 
Son sözü alan katılımcı olarak Emre Arolat, konferansın sonunda kent merkezlerinde proje yaparken bir takım kurallara sadık kalınması gerektiği oysaki kurallarla mimarlık yapılamayacağı söylemi üzerine, kurallarla mimarlık yapılabileneceği bu noktada önemli olan tek şeyin itinalı davranmak olduğunu belirtti. 

Soruların daha çok yarışmalar, yarışmaları kazanan projelerin uygulanmaması, nüfus hareketleri ve göçler, kaçak yapılaşma üzerinden şekillendiği toplantının başlığı olan “Mimarlık Kentleşmenin Neresinde?” sorusuna yalın ve akıcı cevap izleyicilerden geldi. Mimarlığın kentleşmenin neresinde görülmek isteniyorsa orada görüldüğüne, bir yerde ideal kentin peşindeki Corbusier gibi örneklerin öteki tarafta da inşaat mühendislerinin projelerine imza atan mimarların bulunduğu cevabı kenti algılamanın bir çok değişik yöntemi olduğunu bir kez daha hatırlattı. 

Platform Toplantısı’nın ardından 25-29 Ocak 2005 tarihleri arasında Tayyare Kültür Merkezi’nde sergilenen AMV Genç Mimar Ödülü Segisi’nin kapanış kokteyli yapıldı. 

Platform toplantısının ayrıntılı deşifresine buradan ulaşabilirsiniz.

Etiketler

Bir yanıt yazın