Altkat Mimari Fotoğrafçılık’ın kurucusu Alp Eren, “Yerin Ruhu” serisinin ikinci durağı olan Müze Gazhane’yi ele alarak, yapının endüstriyel geçmişi ile bugünkü kamusal yaşamı arasında hafıza, ev sahipliği ve birlikte var olma kavramları üzerinden çok katmanlı bir görsel anlatı sunuyor.
“Yerin Ruhu” serisinin sıradaki yapısı Müze Gazhane. Seri kapsamında yapacağım çekim öncesinde düşüncelerimin odaklandığı nokta geçmiş ve bunun üzerinden de hafıza oldu. Yapının tarihi geçmişi ve işlevini değiştirerek tekrar hayatımızda olmasının yarattığı bu düşüncelere paralel olarak kendi geçmişime de gittim. Bunun sebebi, yaklaşık 20 sene Kadıköy’de yaşamam ve hem doğrudan bu alanda hem de çevresinde anılarımın olmasıydı. Kadıköy’de gerçekleştirmeyi düşündüğüm hafıza ekseninde bir fotoğraf projesi için aklıma gelen bazı fikirleri bu projede uyguladım.
Fotoğraf çekimi esnasında Müze Gazhane’nin ne kadar farklı canlıya ortam sağladığını gözlemledim. Çocuklar, gençler, yetişkinler, ebeveynler, mahalleliler, etkinliğe katılanlar, kafe müdavimleri, piknik yapanlar, kutlama yapanlar, sadece ortamda durup vakit geçirenler, yuvasını bu alanın içine yapmış kuşlar, mekânın dört bir yanına evleri dağılmış kediler, köpekler, baharın gelişiyle coşan bitkiler… Geçmiş işleviyle birçok hanenin var olmasına katkıda bulunan Hasanpaşa Gazhanesi’nin bugünkü yeni ismi ve işleviyle birlikte yine canlılara bir yaşam ortamı sunduğunu düşündüm. Yüz yıldan fazla süredir aynı yerde, aynı yapılarla orada olmasından ötürü, yine canlılara dokunduğu ve bu sefer onları kendi alanında ağırladığı için aklıma gelen kelime “ev sahibi” oldu.
Ev sahipliği üzerine düşünürken, yukarıda bahsettiğim bütün canlılara sağladığı ortamda çekim esnasında günlük yaşamın akışını kaydetmeye başladım. Bunu yaparken sanki bir evin penceresinden bakıyormuşum gibi düşünerek, pencere arkasından çektiğim fotoğrafları sete ekledim. O esnada sürmekte olan Gençlik Bienali kapsamında verilen konserden sergilenen eserlere, İklim Müzesi’nde yer alan kalıcı çalışmalara, yapının geçmiş işlevinden günümüze kalan endüstriyel ekipmanlara, çocuklarına paten kaymakta yardım eden ebeveynlere, çocuğuyla yan yana duran anne kediye değin ev sahibi tarafından ağırlanmakta olan anları kaydettim.Bununla birlikte, Gazhane’de bulunan yapılarla birlikte civarda bulunan komşu yapıları da fotoğraflayarak ev sahipliği-misafirlik fikrini görselleştirdim.
Bahsini ettiğim bütün bu anlar ve çekim dönemi olan bahar ayının canlılığı, yapının geçmiş işlevinin çevreye zararı ve uzun süre atıl kalmasındaki kasvete adeta bir tezat oluşturdu. Yine yukarıda sözünü etmiş olduğum hafıza üzerine düşüncelerimi gerçekleştirmek üzere yapıları bazı karelerde sanki hatırlanan bir anın silik bir görseli gibi fotoğrafladım. Tüm bunlara ek olarak, yapının geçmişte sağladığı havagazını kullanan ve günümüzde yarattığı sosyal ortamı ziyaret eden insanların yaşadığı-çalıştığı yapıları temsil etmek üzere, civarda bulunan bazı yapıların cephe fotoğraflarından bir kolaj oluşturarak seti tamamladım.
