Seçim Süreçlerine Eleştirel Bir Bakış; İdeolojik Sığınaklardan Mesleki Vizyona

Bu metin, Mimarlar Odası X Şubesi başkanlığı ve yönetimine aday olan ekiplerin söylemleri üzerinden, meslek ortamına ilişkin eleştirel bir okuma denemesi olarak kaleme alınmıştır.

Mimarlar Odalarının seçim sürecine girdiği bugünlerde, mimarlık ortamında giderek belirginleşen ve göz ardı edilmesi mümkün olmayan yeni bir sorunla karşı karşıya olduğumuzu söylemek mümkündür. “Bunca yapısal problem varken yeni bir sorun tanımlamak ne kadar anlamlı?” sorusu elbette sorulabilir. Ancak tam da bu noktada, söz konusu durumun tekil bir problemden ziyade, mevcut sorunların neden çözülemediğini açığa çıkaran kapsayıcı bir gösterge olduğu kabul edilmelidir. Bu metin, Mimarlar Odası X Şubesi başkanlığı ve yönetimine aday olan ekiplerin söylemleri üzerinden, meslek ortamına ilişkin eleştirel bir okuma denemesi olarak kaleme alınmıştır.

Sorunun odağında, yönetime aday ekiplerin ne söylediği kadar, hatta ondan da önemlisi ne söylemediği yer almaktadır. Ancak burada karşı karşıya olduğumuz durum, basit bir sessizlikten ibaret değildir. “Hiçbir şey söylememek”ten daha sorunlu olan, mesleki içerik üretmek yerine siyasi duruş esaslı bir konumlanmanın açık bir tercih olarak öne sürülmesidir. Bugün yönetimlere aday olan pek çok grubun, mimarlık mesleğinin içinde bulunduğu yapısal, güncel ve geleceğe dönük sorunları tartışmak yerine, oy talebini öncelikle ideolojik kimlikler üzerinden kurduğu görülmektedir. Siyasi pozisyonun, mesleki bir programın yerine ikame edilmesi; seçim sürecinin başlangıç noktasını belirleyen temel unsur hâline gelmiştir. Bu nedenle, siyasi duruşunun ötesine geçerek mimarlık mesleğinin mevcut durumunu kapsamlı biçimde tartışan, oy talebini ideolojik aidiyetler yerine mesleki sorunlar ve çözüm önerileri üzerinden kuran aday ekiplerin ayrıca ve özellikle vurgulanmayı hak ettiği de not edilmelidir.

Asıl sorun tam da bu noktada, meslek örgütünün ontolojik zemininde ortaya çıkmaktadır. Doğası gereği teknik bilgiye, etik ilkelere ve kamusal sorumluluklara yaslanması gereken bir yapının, ‘program üretme’ ve ‘mesleki strateji geliştirme’ yükümlülüğü; yönetime aday taraflarca ikincilleştirildiğinde, seçim süreçleri de mimarlıktan ve onun hayati problemlerinden yapay bir biçimde arındırılmaktadır. Bu durum, seçimleri mimarlığın geleceğine dair çok sesli ve yapıcı bir müzakere alanı olmaktan çıkararak; toplumu zaten yormuş olan kısır politik kimlik beyanlarının sergilendiği dar bir sahneye hapsetmektedir. Sonuçta mesleki ufuk, ideolojik pozisyonların gölgesinde kalmakta; bu vizyonsuzluk hali yalnızca seçim dönemini değil, Mimarlar Odası’nın kurumsal itibarını, temsil gücünü ve bizzat meslektaşın gözündeki değerini telafisi güç biçimde zedelemektedir.

Oysa mimarlık mesleği bugün; mimarlık eğitiminin niteliği ve sürekliliğinden meslek etiğinin yeniden tanımlanmasına, ülke mimarlığının uluslararası alanda temsil ve görünürlük sorunlarından hızla gelişen teknolojilerin mimarlık pratiği üzerindeki dönüştürücü etkilerine, genç mimarların giderek ağırlaşan çalışma ve yaşam koşullarından mimarlığın toplum nezdindeki algı kaybına kadar çok katmanlı ve derin kriz alanlarıyla karşı karşıyadır. Bu kriz alanlarının hiçbiri sadece ideolojik reflekslerle ya da soyut kimlik beyanlarıyla çözülebilecek sığlıkta değildir; her biri somut bir program, entelektüel bir birikim ve uygulanabilir mesleki stratejiler gerektiren yapısal meselelerdir. Dolayısıyla, mesleğin can yakıcı gerçeklerine dokunmayan, somut bir gelecek vizyonu sunamayan her seçim çalışması; sosyal medya görsellerine hapsedilmiş cılız bir “dayanışma” retoriğinden öteye geçemeyecek ve ‘mesleğin tarafında olma’ idealini bir kez daha belirsiz bir geleceğe erteleyecektir. Mimarlar Odası’nın seçim süreçleri, ideolojik sığınakların ardında mesleki sorumluluktan kaçışın değil; aksine, mesleğin gerçek sorunlarıyla yüzleşme cesaretinin ve mimarlığın geleceğini yeniden inşa edecek esaslı bir tartışmanın başladığı yer olmak zorundadır. Aksi takdirde, kaybedilen sadece bir seçim değil, mesleğin toplumsal ve kurumsal geleceği olacaktır.

Bu eleştirinin, seçim sürecinde mimarlığın yapısal sorunlarını ve çözüm stratejilerini merkeze alan, mesleki programlar geliştiren ve bu doğrultuda tartışma yürüten adayları kapsamadığını özellikle belirtmek gerekir. Ancak böyle bir içeriğin varlığı söz konusuysa, bunun seçim sürecinde yeterince görünür olmaması, tartışmanın niteliği açısından ayrıca sorgulanması gereken bir durumdur.

Etiketler

1 Yorum

  • oğuz develi says:

    Sayın Murat Sönmez’e samimiyetle kaleme aldığı bu eleştiri metni için teşekkür ediyorum. Daha önce okumama rağmen şimdi fırsat bulabildim bu yorumu yazmaya.

    Metin içerisinde birçok yerde yapmış olduğu haklı eleştirilere karşı, kimsenin bu eleştirilere yorum yapmaması çok ilginç değil mi? Tüm mimar meslektaşlarımın az veya çok benliğinde olduğuna emin olduğum meslek dayanışması, Mimarlar Odası Genel Kurulları ve seçim sürecinde, neden bu kadar kutuplaşmalar ile sadece durumu kurtarma endeksine iniyor?

    Sayın Murat Sönmez’in dile getirdiği gibi ; “Dolayısıyla, mesleğin can yakıcı gerçeklerine dokunmayan, somut bir gelecek vizyonu sunamayan her seçim çalışması; sosyal medya görsellerine hapsedilmiş cılız bir “dayanışma” retoriğinden öteye geçemeyecek ve ‘mesleğin tarafında olma’ idealini bir kez daha belirsiz bir geleceğe erteleyecektir. Mimarlar Odası’nın seçim süreçleri, ideolojik sığınakların ardında mesleki sorumluluktan kaçışın değil; aksine, mesleğin gerçek sorunlarıyla yüzleşme cesaretinin ve mimarlığın geleceğini yeniden inşa edecek esaslı bir tartışmanın başladığı yer olmak zorundadır. Aksi takdirde, kaybedilen sadece bir seçim değil, mesleğin toplumsal ve kurumsal geleceği olacaktır.”

    Mimar olarak bizler neden tekrar eden retoriklerde takılı kalıp gerçekleri konuşmaktan ve meslek sorumluluğumuzu geçiştirmekten kurtulamıyoruz. Neden mesleğimiz ve odamız için, kendimiz veya meslektaşlarımız ile yüzleşemiyoruz? Seçilememenin bir parçası olma endişesi, neden bizi bu kadar daha az samimi veya daha az eleştiren yapıyor? Ne kazanıyoruz ki, ne kaybederiz?

Bir yanıt yazın