Sayıştay ve TBMM’ye Açık Mektup

Ben böyle bir açık mektup yazdım diye Sayıştay ve vekiller bunu okumayacak biliyorum ama tarihe böyle bir not düşmenin yararlı olduğunu düşünüyorum.

Yaşadığımız kentlerden neredeyse tüm toplum olarak şikayetçiyiz. Şehirleri binalar, binaları da mimarlar oluşturuyor. Batıda bazen bir yapının ömrü yüzlerce sene. Kentsel dönüşümle ise 15 yıllık binaları yeniliyoruz. Temel neden niteliksiz tasarım ve niteliksiz imalat.

Türkiye’de tasarımın toplam yapı maliyeti içindeki payı %3-4. Bu rakam Almanya’da %20’ye kadar ulaşabiliyor. Avrupa ortalamasının ise %10’larda olduğunu bu yaşıma kadarki tecrübelerimde öğrendim.

Kamu projeleri genelde doğrudan teminle ya da EKAP platformunda ihaleye çıkılarak elde ediliyor. Bu durum başlı başına hatalı ve değişmesi gerekiyor. İhale ile mimarlık ve mühendislik hizmeti verilemez. İlla da verilecekse ihalenin belirleyicisi proje hizmet bedeli olamaz. Sebebi basit: Proje bedeli toplam inşaat maliyetinin Türkiye’de %3-4, Avrupa’da ise %10’u. Diyelim ki proje bedellerini Türkiye’de de %10 mertebelerine taşıdık. Yine de proje bedeli toplam inşaat maliyetinin sadece onda biri olacak. Ve projede yapılacak hatalar inşaat maliyetlerini iki katına bile çıkarabilecek.

Kaldı ki artık gelişmiş dünya inşaat maliyeti kavramına tek başına bakmıyor. Bu değerlendirmeyi yapının işletme maliyetleri ile beraber yapan çalışma yöntemleri (BIM) artık tasarım ofislerinin ve işverenlerin gündeminde.

Diğer yandan Yarışmayla Yap’ılan bir işte en ucuzu verenin yaptığı tasarım yerine en iyi tasarım elde ediliyor. Buna rağmen idareler Yarışmayla Yap’ılan bir projenin proje bedelinde genelde ihalede olduğu gibi indirim istiyor.

Oysa Yarışmayla Yap’ılan bir tasarımda idarecinin tam da kamu sistemini doğru bir şekilde kullanarak –kamu parasını boşa harcayarak değil, tam da tersine kamu parasını doğru yere harcayarak- tasarımcıya –en azından- makul bir ödeme yapma şansı doğuyor.

Tasarım öyle bir hizmet alanı ki 100 TL’lik bir işi ihale ile 20 TL’ye yaptırmanız elbette mümkün. Ancak 100 TL’lik bir işe 1.000 TL teklif verilmesi de mümkün. Hiç kimse bu fiyatların hiçbirisinin hatalı olduğunu kesin kanıtları ile söyleyemez, ispatlayamaz.

İyi mimarlık elde etmek için bazen para da yetmiyor. Dünyadaki en iyi proje ücretini de ödeseniz işinizi zaman kısıtlaması nedeniyle yapmayacak mimarlar var. Herhangi bir zaman kısıtlaması olmadan çalışıyor bu isimler. Konuyu dağıtmak için değil ama bunun da aslında önemli bir girdi olduğunu hatırda tutmamız gerektiği için bir ara not düştüm.

Toparlayacak olursak: Kamu kurumlarında yapılan Sayıştay denetlemelerinin bir muhasebe kontrolü gibi yapılması kamu yararı oluşturmaz. Sayıştay denetçilerinin en azından yapım projeleri için mimarlık ortamı ile (Burada işbirliği yapmanın çok zor olduğu Mimarlar Odası’na büyük rol düşüyor aslında) işbirliği yapması şart.

Öte yandan TBMM, partiler ve milletvekilleri sorumluluk ve inisiyatif alıp hızlıca bir takım yasal düzenlemeler yapmak zorundalar. İhale kanununun sırf müteahhitlik hizmetleri üzerine kurulu bugünkü hali kamu yararından çok kamu zararına hizmet ediyor çünkü.

Ben böyle bir açık mektup yazdım diye Sayıştay ve vekiller bunu okumayacak biliyorum ama tarihe böyle bir not düşmenin yararlı olduğunu düşünüyorum.

Etiketler

1 Yorum

Bir yanıt yazın