Manifesto: Nasıl Bir Üniversite Kampüsü?

Merhabalar, Ben Şule Nur Toruç. İçmimarım. Hazırladığım “Manifesto: Nasıl Bir Üniversite Kampüsü?” başlıklı yazımda, üniversite kampüslerinin yalnızca eğitim mekânları değil; aynı zamanda sosyal, kültürel, kapsayıcı ve sürdürülebilir yaşam alanları olması gerektiği üzerine görüşlerimi paylaşıyorum.

Kolaj çalışması Şule Nur Toruç’a aittir.

Yazımda; kampüslerin kent ile ilişkisi, erişilebilirlik, kapsayıcı tasarım, sürdürülebilirlik, sosyo-kültürel etkinlik alanları, ulaşım ve rekreasyon bölgeleri gibi başlıkları ele alarak, öğrencilerin hem akademik hem de sosyal gelişimlerine katkıda bulunacak bir kampüs anlayışını tartıştım. Manifestonun, gelecekteki kampüs tasarımlarına ve bu konudaki düşünsel tartışmalara katkı sunacağına inanıyorum.

Üniversiteler üst düzey eğitim veren, çeşitli araştırmalar yapan ve bunlara öncülük eden öğrencilerine mesleki yetkinlik kazandıran, bireyleri toplum yaşamına hazırlayan, toplumun kültür seviyesine katkıda bulunan, etnik kökenlere sahip olabilen kurumlardır. Üniversite kampüsleri gençlerin hayatındaki eğitici, bilinçlendirici rolü düşünülerek tasarlanmalıdır. Öğrencinin kampüsteki konumu ve çevresi, sosyal ve kültürel etkinliklerle doğrudan ilişkilidir. Kampüslerin yerleşim yerleri, büyüklükleri, genel karakterleri, organizasyonel yapıları, fiziki özellikleri farklı olabilir. Her üniversite kampüsünün öğrenciye sunduğu koşullar aynı değildir. Ancak genel olarak kampüslerin ulaşım (kampüs içi ve kampüs dışı), sosyal alanlar, kapsayıcılık, erişilebilirlik, sürdürülebilirlik, konfor, esneklik gibi parametrelerde buluşup, ortak bir pencereden bakması gerekmektedir. Üniversite kampüsünün aşağıdaki maddeler çerçevesinde tasarlanması gerekmektedir:

– Üniversite kampüslerinin kent ile iç içe olması yadsınamayacak bir durumdur. Öğrencinin kent ve kentlilerle kaynaşması, kentin konumunun getirdiği sosyal ve kültürel avantajlardan yararlanabilmesi ve aynı zamanda kentlilerin üniversite içerisindeki sosyal ve kültürel imkanlardan yararlanabilmesi adına bu şarttır. Üniversite denilen kurum dağın başında, kentten, toplumdan uzakta olmamalıdır. Kampüs öğrenciler haricinde kentlilere de açık olmalıdır. Kentliler de üniversitenin kütüphanesinden, seminerlerinden, tiyatro, dans gibi çeşitli sahne ve gösteri sanatlarından özetle üniversite içerisinde gerçekleşen tüm etkinliklerden yararlanabilmelidir.

– Üniversite kampüsü öğrenci ve öğretim görevlisi arasındaki bağı eğitim ilişkisinden de öteye taşıyıp, sosyal ve kültürel yönden de ilişkilerini kuvvetlendirmeli ve desteklemelidir.

– Eğitim her bireyin en temel hakkıdır. Bu sebeple eğitime ve öğretime erişiminin önündeki tüm engellerin kaldırılabilmesi gerekmektedir. Üniversite kampüsünün tasarımının kapsayıcı da olması gerekmektedir. Kapsayıcı tasarım ile toplumun tüm bireylerinin günlük faaliyetlerinde güvenli ve bağımsız hareket edebilecekleri yaşam çevreleri oluşturulması hedeflenmektedir (Fletcher, 2006) . Tasarım tüm bireylere hitap etmelidir. Engelli bireylerin yemekhaneye, dersliklere, konferans salonuna, ortak alanlara, idari ve akademik birimlere erişimi kolay olmalıdır. Kampüs engelli bireyler için güvenli hale getirilmelidir. Engelli birey kendini kampüse ait hissetmeli, yayalarla arasında iletişim kopukluğu olmamalıdır. Kampüste engelli bireylere dinlenme alanı yaratılmalı, rampalar en uygun yerlerden dik olmayacak şekilde verilmeli, kot farkları düşünülmelidir. Zemin malzeme seçimi de kapsayıcı tasarım kapsamında düşünülerek seçilmedir. Ülkemizde üniversitelerin birçoğunun konferans salonunda rampa bulunmamaktadır. Görme engelli bireyler için kampüste kılavuz çizgiler sürekli olmalıdır. Hatta kampüste sesli uyarıcılar olmalıdır. Bu noktada yönlendirici levhalar ve renk kullanımı ciddi önem arz etmektedir.

– Kampüsün sirkülasyonu öğrenciyi sosyal ve kültürel aktivitelere kolayca erişebildiği alanlara çıkarmalıdır. Özellikle geniş kampüslerde erişilebilirlik unsuru sayesinde birey ve mekân arasındaki kurguyu sağlamlaştıracaktır. Kampüs içinde ana ulaşım aksı yetersizse alte atif yeni yollar oluşturmak gerekmektedir. Ö eğin Doğuş Üniversitesi’nin Dudullu kampüsünde sirkülasyon ve ana ulaşım aksları karmaşıktır. Bu sebepten öğrenciler giriş ve çıkışlarda daha kolay olduğundan dolayı yangın çıkışlarını kullanmaktadır. Bu tarz durumların önüne geçilmesi gerekmektedir. Kampüs giriş ve çıkışları acil durumlarda yığılmaya engel olmayacak şekilde tasarlanmalıdır.

– Kampüste bilgilendirme panoları yürüyüş rotaları üzerinde olmalı, neyin nerede olduğu, eğimler, başlangıç ve bitiş noktaları rahatça anlaşılabilmelidir.

– Üniversite kampüslerini sürdürülebilir tasarlanarak ülkedeki diğer kurumlara da ö ek oluşturabilir. Kampüslerin yeşil kampüs adı altında sürdürülebilir modeller geliştirmesi gerekmektedir. Enerji tüketimi, sera gazı emisyonunu azaltma çalışmaları, atık yönetimi, yağmur suyunun dönüştürülmesi gibi çalışmalar yapılabilir.

– Kampüste yeterli alan varsa önemli noktalar arasında yaya ve bisiklet yolları tasarlamak, kampüste bir meydan olması, mevsime uygun peyzaj seçimi, çevredeki doğal verilerin analizi gibi adımlar önemlidir. Sonuç itibariyle tasarlanan peyzajla öğrencilerin sosyalleşeceği mekanlar entegreli bir şekilde çalışacaktır.

– Kampüsün büyük oluşu önemli değildir. Önemli olan kampüsün verimli, fonksiyonel ve öğrencinin ihtiyaçlarına hitap edebilmesidir. Nitekim mimarlık fakültesi öğrencilerinin ihtiyaçlarıyla, sosyal bilimler fakültesi öğrencilerinin ihtiyaçları aynı olmayacaktır.

– Erkman (1990)’a göre, bir kampüs üzerinde yer alan işlevlere (çalışma, dinlenme ve rekreasyon, barınma ve ulaşım) dayalı olarak dört ana bölgeden oluşmaktadır: akademik bölge; idari bölge, dinlenme ve rekreasyon bölgesi ve barınma bölgesi.1) Kampüsün en önemli bölgelerinden olan dinlenme ve rekreasyon bölgeleri yani hobi atölyeleri, yemek yeme alanları, oyun eğlence ve dinlenme salonları, konferans salonları, spor alanları gibi bireyin fiziksel ve ruhsal günlük ihtiyaçlarını karşıladıkları alanlardır. Kampüsün rekreasyon bölgeleri alanları cazibe merkezi haline getirilmelidir.

– Yerleşim planında en mantıklı olan ortak alanların merkezlere yerleştirilip, diğer yapıları da çevresine dizmektir. Nüfus fazla gelirse ek bir merkez oluşturulabilir. Yapı birimlerini hücreler gibi gruplandırmak kampüste bir hiyerarşi yaratacaktır.

Başta da belirtildiği gibi üniversite kampüslerinin coğrafi konumları, iklimsel özellikleri, kültürel ve ekonomik özellikleri değişebilmektedir. Bu noktada kampüs öğrenci hayatını olumlu ya da olumsuz etkileyebilmektedir. Bu bağlamda kampüsü bölgeyi ele alarak değerlendirmek faydalı olacaktır. Yine de üniversite kampüsü tüm öğrencilerin imkanlarından faydalanabileceği, ister istemez sosyalleşip, kendini geliştiren bir birey olacağı şekilde iyileştirilmeli ve geliştirilmelidir. Mekanlar insanların psikososyal gelişimlerinde önem bir etkendir. Bu bağlamda başka ülkelerin kampüs modüllerini incelemek faydalı olacaktır. Gençlerimiz için ve hatta geleceğimiz için kampüs standartlarını yukarılara çekmemiz gerekmektedir.

KAYNAKÇA

  • Fletcher, H. (2006). The principles of ınclusive design. London: Commission for Architecture and the Built Environment.
  • Erkman, U., (1990), Büyüme ve Gelişme Açısından Üniversite Kampüslerinde Planlama ve Tasarım Sorunları, İ.T.Ü. Mimarlık Fakültesi Baskı Atölyesi
  • KILIÇ, M., & Şener, G. (2012). Üniversite öğrencilerinin rekreasyon etkinliklerine katılımlarındaki sosyolojik etkenler ve yapısal kısıtlamalar. Yükseköğretim ve Bilim Dergisi, (3), 220-227
  • Yekrek, T. (1999). Üniversite kampüsleri yerleşim sistemlerinin fiziksel planlamayla olan ilişkisi ve önemi.
Etiketler

Bir yanıt yazın