Sinem Celen Koral bu yazısında; akademik bir çalışmadan, üniversite - yerel yönetim işbirliğiyle uygulamaya dönüşen bir restorasyon projesinin sürecini ele alıyor.
Mimarlık alanında akademik üretimlerin doğrudan pratiğe ve kamu yararına dönüşebildiği örneklerin en sık görüldüğü alanlardan biri restorasyondur. Türkiye’de köklü mimarlık fakülteleri bünyesinde çalışmalar yürüten koruma uzmanı mimar ve mühendis akademisyenler, kültür varlıklarının belgelenmesi, korunması ve restorasyonu alanlarında bilimsel çalışmalar üretmenin yanı sıra, bu alanda uzmanlaşmış mimar ve mühendisler yetiştirmektedir. Dört yıllık lisans eğitiminin ardından, çoğunlukla en az iki yıl süren yüksek lisans eğitimini tamamlamanın temel koşulu; bir kültür varlığının belgelenmesi, tarihsel araştırmalarının yapılması, analitik rölöve çalışmalarının yürütülmesi ve restitüsyon ile restorasyon projelerinin hazırlanmasıdır. Başka bir ifadeyle, restorasyon alanında kazanılacak yüksek mimar unvanı, bir kültür mirası yapının tüm restorasyon sürecinin proje ölçeğinde ele alınmasını gerektirmektedir.
Türkiye’nin önde gelen koruma uzmanlarının danışmanlığında titizlikle yürütülen bu çalışmalar, süreç tamamlandığında çoğunlukla ciltlenerek üniversite kütüphanelerinde yerini almaktadır. Bu durum, kamu yararına dönüşme potansiyeli taşıyan pek çok nitelikli akademik çalışmanın, uygulama aşamasına geçemeden arşivlerde kalmasına neden olmaktadır.
Bu yazı, yüksek lisans tezi olarak başlayan bir restorasyon projesinin, akademi ve belediye işbirliği sayesinde uygulamaya dönüşme sürecini ele almaktadır.
2023 yılında İTÜ’de tamamlanmış olan tez çalışmasına konu olan Mehmed Said Efendi Konağı, Muğla ili Milas ilçesi Hisarbaşı Mahallesi’nde yer almaktadır. Konağın, Milaslı ayan ailelerinden Abdülaziz Ağa ailesine mensup Mehmed Said Efendi tarafından 19. yüzyılın sonlarında yaptırıldığı tahmin edilmektedir. 20. yüzyıl başında torunu Hadi Eskişar’ın kullanımına geçen yapı, Milas’ta Hadi Eskişar Konağı olarak da bilinmektedir. İki iç sofalı plan tipolojisine sahip ve iki girişi bulunan konak, batı cephesinde yaklaşık 25 metre, güney cephesinde ise 12 metre uzunluğundadır.
Antik Mylasa kenti üzerine kurulu Hisarbaşı Mahallesi’nde, arasta ve hanlarla birlikte konumlanan yapı, 2020 yılında Milas Belediyesi tarafından satın alınarak kamulaştırılmıştır.

Yapı üzerinde 2023 yılında, restorasyon alanında yürütülen yüksek lisans tezi kapsamında çalışılmaya başlanmıştır. Dr. Gülsün Tanyeli danışmanlığında yürütülen tez sürecinde belgeleme çalışmaları devam ederken, İstanbul Teknik Üniversitesi ile Milas Belediyesi arasında bir protokol imzalanmış ve akademik çalışmanın uygulamaya dönüşmesine yönelik ilk adım atılmıştır.
Dönemin belediye başkanı Muhammet Tokat’ın desteği ve KUDEB Şefi Dr. Arkeolog İsmail Ernur Öztekin’in katkılarıyla, İTÜ’den danışmanlık alınarak proje süreçleri başlatılmıştır. Kendisi de Milaslı olan harita mühendisi Turgay Kınacı’nın katkılarıyla yapının lazer tarama çalışmaları yapılarak, yapı üç boyutlu olarak da belgelenmiştir.




Restorasyon projesi kapsamında, yapıdaki malzeme bozulmaları ve koruma önerilerine ilişkin raporlar koruma uzmanı mimar Doç. Dr. Işıl Polat Pekmezci danışmanlığında; yapısal bozulmalar ve yapısal iyileştirme önerilerine ilişkin raporlar ise koruma uzmanı inşaat mühendisi Doç. Dr. Umut Almaç danışmanlığında hazırlanmıştır. Yapıdan alınan 21 adet malzeme numunesi, İTÜ Mimari Koruma Laboratuvarı’nda analiz edilmiş; mevcut malzemelerin özellikleri tespit edilerek restorasyonda kullanılacak malzemeler belirlenmiş ve koruma önerileri geliştirilmiştir. Konağın restorasyon sonrasında Milas Belediyesi hizmet binası olarak işlevlendirilmesine karar verilmiş; proje, bu yeni işlevin getirdiği yükler ve kullanıcı gereksinimleri doğrultusunda geliştirilmiştir.



Hazırlanan tüm raporlar ve projeler, Koruma Kurulu’na sunulmuştur. Kullanıcı konforu senaryoları çerçevesinde, restorasyon projesiyle eş zamanlı olarak mekanik projeler de hazırlanmış; böylece tüm disiplinlerin birbiriyle uyumlu ilerlediği bütüncül bir proje süreci yürütülmüştür. Kurul süreçleri 2024 yılında tamamlanmış, yaklaşık maliyet ve ihale hazırlıkları aynı titizlikle sürdürülerek proje 2025 yılında ihale edilmiş ve uygulama süreci başlatılmıştır.
Bu süreçte, 2024 yılında belediye yönetimi değişmiş, yeni dönem belediye başkanı Fevzi Topuz’un desteği ve yeni dönem KUDEB ekibinin katkılarıyla restorasyon süreci uygulama aşamasına geçmiştir.
Bu proje süreci, yerel yönetimler ile üniversiteler arasında kurulan iş birliklerinin, akademik çalışmaların pratiğe dönüşmesini mümkün kıldığını ve kamu kaynaklarının etkin kullanımına katkı sağladığını göstermektedir. Bunun ötesinde, projelerin alanında yetkin uzmanların denetiminde yürütülmesi, restorasyon sürecinin bilimsel ve teknik açıdan sağlıklı biçimde ilerlemesini sağlamaktadır. Türkiye genelinde sahip olunan kültür varlıklarının sayısı göz önünde bulundurulduğunda, tekil yapı ya da sit ölçeğinde geliştirilecek benzer iş birliklerinin; hızlı ve nitelikli karar alma süreçlerine, yerel kalkınmaya ve tarihi çevre bilincinin oluşmasına önemli katkılar sunacağı açıktır.
Projeye konu olan konağın restorasyon çalışmaları devam etmektedir. Uygulamanın tamamlanmasına kadar olan süreçte, proje aşamasında kurulan disiplinlerarası ve şeffaf iş birliği anlayışının aynı kararlılıkla sürdürülmesi gerekmektedir. Aksi durumda, her projede olduğu gibi burada da uygulamanın niteliğini zayıflatabilecek risklerin ortaya çıkması mümkündür. İdare ile yüklenici arasındaki koordinasyon eksiklikleri, şantiye sürecinde alınan kararların proje müellifleriyle yeterli iletişim kurulmadan hayata geçirilmesi ya da mali ve idari baskılar doğrultusunda teknik kararların proje bütünlüğünden kopuk biçimde ele alınması, koruma ilkeleriyle bağdaşmayan sonuçlar doğurabilir. Bu nedenle tüm tarafların, süreci yalnızca bir yapım işi olarak değil, bir kültür varlığını koruma sorumluluğu olarak ele alması, uygulamanın nitelikli bir biçimde tamamlanmasında belirleyici olacaktır.
