Katılımcı, Muğla Büyükşehir Belediyesi Sosyal, Kültürel ve İdari Hizmetler Binası Mimari Proje Yarışması

Efecan Kuyusuz ve Taşkın Kuyusuz tarafından Muğla Büyükşehir Belediyesi Sosyal, Kültürel ve İdari Hizmetler Binası Mimari Proje Yarışması için tasarlanan S.O.F.A. "social orchestrator for activation" başlıklı proje.

Proje Raporu

Muğla’nın geleneksel konut kültüründe sofa, yalnızca odaları birbirine bağlayan bir dolaşım mekânı değil; gündelik yaşamın üretildiği, karşılaşmaların gerçekleştiği ve sosyal ilişkilerin kurulduğu ortak yaşam alanıdır. Proje, bu geleneksel mekânsal kavramı günümüz kamusal yaşamına uyarlayarak yeniden yorumlamaktadır. Böylece sofa, geçmişte konut ölçeğinde üstlendiği birleştirici rolü bu kez kent ölçeğinde üstlenmekte; sosyal etkileşimi örgütleyen, farklı kullanıcıları bir araya getiren ve kamusal yaşamı aktive eden çağdaş bir mekânsal sistem olarak yeniden tanımlanmaktadır. Bu yaklaşım doğrultusunda proje, S.O.F.A. (Social Orchestrator for Activation) kavramı üzerine kurulmuştur. Tasarımın temel fikri, yalnızca kapalı olması gereken işlevleri tanımlı hacimler içerisinde çözmek; kamusal kullanımları ise serbest, geçirgen ve süreklilik gösteren bir sofa mekânı içerisinde örgütlemektir. Böylece yapı, koridorlardan oluşan geleneksel bir kamu yapısı yerine kullanıcıların farklı rotalarda dolaşabildiği, karşılaşmaların teşvik edildiği ve sosyal yaşamın gün boyunca devam ettiği açık bir mekânsal organizasyona dönüşmektedir. Bu anlayış doğrultusunda idari birimler ile kültürel işlevler, gerektirdikleri mahremiyet ve kontrol düzeyine sahip iki ayrı “kapalı kutu” olarak ele alınmıştır. Sergi alanları, bekleme mekânları, fuaye, açık çalışma alanları, dinlenme mekânları, kafeterya, atölyeler, prova alanları, çatı terası ve dolaşım alanları ise bu kutular arasında kalan ve yapının gerçek kamusal omurgasını oluşturan sofa içerisinde çözülmüştür. Böylece sosyal işlevler yalnızca destekleyici mekânlar olmaktan çıkmış; kullanıcı hareketini yönlendiren, farklı programları birbirine bağlayan ve kamusal yaşamı sürekli kılan mekânsal katalizörlere dönüşmüştür. Ortaya çıkan serbest plan anlayışı, kullanıcıların yapı içerisinde farklı senaryolar oluşturmasına olanak tanıyan esnek bir kullanım modeli sunmaktadır. Tasarımın ikinci temel girdisi, parselin kültürel aks ile ticari-idari aksın kesişim noktasında yer almasıdır. Bu çift yönlü kentsel karakter, vaziyet planının temel belirleyicisi olarak değerlendirilmiştir. Kültürel etkinliklerin yoğunlaştığı sokak yönünde kültürel birimler konumlandırılarak mevcut kamusal hareketin yapı içerisine devam etmesi amaçlanmıştır. Ticari ve idari kullanımın daha yoğun olduğu cephede ise belediye hizmet birimleri ile kafeterya çözülmüş; böylece her iki sokağın sahip olduğu kullanım karakteri yapı içerisinde karşılık bulmuştur. Programın parsel içerisindeki dağılımı, çevrede var olan kentsel hareketleri kesintiye uğratmak yerine onları tamamlayan ve birbirine bağlayan bir organizasyon oluşturmuştur. Parselin iki tescilli yapı arasında yer alması, tasarımın en önemli bağlamsal girdilerinden biri olmuştur. Yakın çevrede bulunan cami ve okul yapısı, yalnızca korunması gereken fiziksel öğeler olarak değil; yeni yapının ölçeğini, siluetini ve kent içerisindeki duruşunu belirleyen referanslar olarak değerlendirilmiştir. Bu nedenle yapı yüksekliği yalnızca imar mevzuatının izin verdiği üst sınırlara göre değil, çevredeki tarihi dokuya duyulan saygı doğrultusunda belirlenmiştir. Mevzuatın tanıdığı yaklaşık bir buçuk katlık ek yapılaşma hakkı bilinçli olarak kullanılmamış; yapı, komşu tescilli yapıların saçak kotları ve kentsel siluetleriyle uyumlu bir gabaride tasarlanmıştır. Tarihî çevreye saygının yalnızca yönetmeliklerle değil, tasarımın ortaya koyduğu mimari tavırla ifade edilebileceği düşüncesi bu kararın temelini oluşturmaktadır. Vaziyet planının önemli kararlarından biri de cami meydanı ile proje alanı arasındaki kamusal ilişkinin güçlendirilmesidir. İki alanı birbirinden ayıran taşıt yolu yalnızca bir ulaşım elemanı olarak değil, kamusal yaşamın sürekliliğini etkileyen bir eşik olarak değerlendirilmiştir. Yolun mekânsal düzenlemeler ve hız düşürücü tasarım kararlarıyla sakinleştirilip paylaşımlı cadde hedeflenmiş; böylece cami meydanından başlayan kamusal hareketin proje alanına güvenli, kesintisiz ve davetkâr bir biçimde devam etmesi amaçlanmıştır. Yapı, yalnızca kendi parseli içerisinde tanımlanan bir nesne değil; çevresindeki meydanlar, sokaklar ve açık alanlarla birlikte çalışan bütüncül bir kamusal sistem olarak ele alınmıştır. Mimari program, değişen kullanım senaryolarına uyum sağlayabilecek esneklikte kurgulanmıştır. Çok amaçlı salon, hareketli sahne sistemi ve dönüştürülebilir iç mekân düzeni sayesinde konser, tiyatro, konferans, sergi, atölye ve farklı kamusal etkinliklere ev sahipliği yapabilecek bir black box olarak tasarlanmıştır. Ayrıca, yalnızca afet durumlarında kullanılacak sığınak mekânı da alan tasarrufu sağlamak amacıyla servis birimleriyle birlikte bu kutu içerisinde planlanmıştır. Bu yaklaşım, yapının yalnızca belirli saatlerde kullanılan bir belediye yapısı olmasının ötesine geçmesini; günün farklı zamanlarında yaşayan, değişen ve kullanıcı tarafından yeniden üretilen bir kamusal merkez hâline gelmesini sağlamaktadır. Proje; Muğla’nın yerel mekânsal belleğinden beslenen, tarihi çevreye saygılı yaklaşan, mevcut kentsel aksları birbirine bağlayan ve kamusal yaşamı gün boyunca destekleyen bütüncül bir tasarım anlayışı önermektedir. S.O.F.A., bu yaklaşımın hem kavramsal hem de mekânsal karşılığıdır. Geleneksel sofa kültürünü çağdaş kamusal yaşama taşıyarak yalnızca belediye hizmetlerini barındıran bir yapı değil, karşılaşmaları teşvik eden, sosyal etkileşimi güçlendiren ve kentsel yaşamı yeniden örgütleyen yeni bir kamusal mekân üretmektedir.

Etiketler

Bir yanıt yazın