Seçki Ödülü, Mimarhane Öğrenci Projeleri Ödüllü Seçkisi 2025

Seçki Ödülü, Mimarhane Öğrenci Projeleri Ödüllü Seçkisi 2025

Pamukkale Üniversitesi Mimarlık ve Tasarım Fakültesi Mimarlık Bölümü öğrencileri, Ezgi Payir ve Simay Akçay tarafından; MİM-408 Mimari Proje dersi kapsamında, Dr. Öğr. Üyesi Gözde Kan Ülkü yürütücülüğünde geliştirilen proje, Mimarhane Seçki 2025 kapsamında seçki ödülü almaya hak kazandı.

“Tat ve Koku ile Kamusal Alanın İzinde: Kayıp Mekânı Yeniden Var Etmek”

Proje, Deba aksına ve çevresindeki kentsel akışlara eklemlenerek, geçmişteki üretim hafızasını güncel kamusal yaşama bağlayan yeni bir eşik tanımlar. Deba projesi iki ana bölümden oluşmaktadır: Ön kısım Salih Zeki Pekin’e ait yapı alanını, arka kısım ise Cengiz Bektaş tarafından tasarlanan fabrika yapısını kapsamaktadır. Üniversitemiz kapsamında yürütülen bu çalışmada alan iki grup arasında paylaştırılmış; bizim proje önerimiz Cengiz Bektaş’ın tasarladığı fabrika yapısının bulunduğu arka bölüm üzerine geliştirilmiştir.

Deba alanının sınırları içerisinde, Cengiz Bektaş’ın döneminde özellikle getirttiği ve yerleştirdiği ağaçların hâlâ varlığını sürdürmesi, proje için güçlü bir kavramsal çıkış noktası oluşturmuştur. Bu ağaçlar yalnızca peyzaj öğesi değil, üretim yapısının doğayla kurduğu bilinçli ilişkinin somut izleridir. Zaman içinde büyüyen, kök salan ve mekâna karakter kazandıran bu ağaç dokusu; hafızanın yaşayan bir taşıyıcısı olarak ele alınmıştır. Projede tat ve koku teması, tam da bu yaşayan peyzaj mirasından yola çıkarak geliştirilmiştir.

Görüldüğü üzere alan farklı kotlardan ve yönlerden beslenmekte; mevcut ağaç dokusu, açık etkinlik zeminleri ve lineer yapı kurgusu ile kentliyi içeri davet eden geçirgen bir kamusal omurga oluşturmaktadır. Cengiz Bektaş’ın üretim kimliği taşıyan fabrika yapısı korunarak yeniden işlevlendirilmiş; doğa ile kurduğu ilişki daha görünür ve deneyimlenebilir hale getirilmiştir. Oluşturulan omurga yalnızca fiziksel bir dolaşım hattı değil, aynı zamanda duyusal bir deneyim rotasıdır.

“Yeniden var edilen mekân”, geçmişin izlerini taşıyarak ve gündelik ihtiyaçlara karşılık vererek hayata eklemlenen yeni bir alan üretir. Projede mekân, yalnızca fiziksel biçimiyle değil; tat ve kokunun duyusal gücüyle yeniden tanımlanır. Özellikle koku odaklı bitkiler üzerinden geliştirilen mekânsal kurgu, alandaki mevcut ağaçların oluşturduğu doğal referanslarla bütünleşir. Aromatik bitkiler, ağaç altı gölgelenmeleri ve peyzaj bantları, ziyaretçiyi yönlendiren görünmez bir rehber işlevi görür.

Cengiz Bektaş’ın tasarladığı üretim yapısının izleri, iç seralar, atölyeler ve işleme mekânları aracılığıyla yeniden yorumlanmıştır. İç seralarda üretilen otlar ve aromatik bitkiler; yetiştirme, toplama ve işleme süreçleriyle kamusal deneyimin bir parçasına dönüşür. Bu bitkiler gastro-aroma üretiminde, atölye çalışmalarında ve gündelik tüketim alanlarında değerlendirilir. Baharın gelişiyle birlikte, bitkilerin yeşermeye başladığı Nisan ayında düzenlenen Ot Festivali ise mekânın zamansal döngüsünü görünür kılar; alanı dönemsel olarak yoğunlaşan, yaşayan bir kamusal platforma dönüştürür.

Sonuç olarak mimari; Cengiz Bektaş’ın üretim yapısı ve onun bilinçli peyzaj yaklaşımından devraldığı mirası, tat ve koku üzerinden yeniden yorumlayan çok katmanlı bir deneyim alanına dönüşür. Mevcut ağaçların taşıdığı hafıza, yeni eklenen aromatik peyzaj ve üretim mekânlarıyla birleşerek, Deba alanında kayıp mekânı yalnızca fiziksel olarak değil; duyusal, zamansal ve toplumsal boyutlarıyla yeniden var eder.

Etiketler

Bir yanıt yazın