İzmir Demokrasi Üniversitesi Mimarlık Bölümü ARCH302 Tasarım Stüdyosu kapsamında Doğukan Ülgener liderliğindeki proje ekibi (Ece İrem Gülüm, Gizem İlke İş, Özlem Özoğlu, Semih Ceylan) tarafından geliştirilen kentsel tasarım ve kütüphane odak yapısı projesi.
İzmir’in en önemli doğal eşiklerinden biri olan Meles Deltası ve çeperindeki Çınarlı Mahallesi, kentin altyapısal katmanları altında ezilen, viyadükler ve yoğun taşıt arterleriyle birbirinden fiziksel olarak koparılmış bir kentsel arakesittir. Alanın mevcut kimliğinde sanayi yapılarının, hızla yükselen gökdelenler bölgesinin ve deltaya özgü botanik varlığın yarattığı çok katmanlı, ancak birbiriyle iletişim kuramayan bir tablo hakimdir. Bu kopukluk, özellikle yakın bölgede yaşayan alt gelir grubundaki bireylerin kentsel mekanlara ve donatılara erişimini büyük ölçüde kısıtlamaktadır.
Bu kentsel tasarım projesi, Meles Deltası ve mahalle arasındaki “ulaşılamazlık” problemini çözmeyi ve alanı sosyal bir altyapıyla yeniden programlamayı amaçlamaktadır. Projenin ana müdahalesi, deltayı ve mahalleyi bıçak gibi kesen ana taşıt yolunu bir “battı-çıktı” sistemiyle yeraltına alarak, üst kotta kenti dikine kesen kesintisiz bir yeşil omurga, yani “Kamusal Yaşam Koridoru” yaratmaktır.
Ekolojik Sızma ve Kentsel Kılcallar
Ulaşım bariyerinin ortadan kaldırılmasıyla, Meles Deltası’nın barındırdığı yeşil doku sadece bir manzara öğesi olmaktan çıkıp kentin içine sızan aktif bir bileşene dönüştürülmüştür. Koridor aracılığıyla mahallenin kalbine taşınan yeşil, sokaklara paralel uzanan kılcal ağlar halinde parsellerin arasına kadar yayılmış, yapı adaları bu yeni ekolojik omurgaya göre yeniden şekillendirilmiştir.
Deltanın kendi içindeki insan-doğa etkileşimini artırmak amacıyla, suyun ve bitki örtüsünün üzerine uzanan platformlar tasarlanmıştır. Bu platformlar deltanın iki farklı bölümüne yerleştirilen “Kuş ve Delta Gözlem Birimleri” ile desteklenerek, alanın ekolojik zenginliği deneyimlenebilir hale getirilmiştir.
Alte atif Hareketlilik ve Kentsel Düğümler
Projedeki yaya öncelikli kurgu, raylı sistem standartlarından farklı olarak sert zemin üzerinde çift yönlü hareket eden yenilikçi bir tramvay hattı ve ona entegre bir bisiklet yolu ile desteklenmektedir. Halkapınar Metro İstasyonu’ndan başlayarak Salhane İZBAN İstasyonu’na kadar uzanan bu hareketlilik ağı, yeşil koridorun üzerinden ve içinden geçerek deltayı boydan boya kat etmektedir. Hattın iki ucunda (Halkapınar ve Salhane) tasarlanan yeni meydanlar, ulaşımdan ziyade kentlinin toplanma ve dağılma reflekslerini karşılayan kentsel düğüm noktaları olarak kurgulanmıştır.
Dezavantajlı Gruplar İçin Yeni Bir Sosyal Ağ
Kamusal Yaşam Koridoru’nun asıl katalizörü, etrafında şekillenen ve özellikle düşük gelir grubunu hedefleyen 5 odak yapıdır. Mevcut sanayi ve botanik silüeti korunarak rehabilite edilirken alana;
– Mesleki beceri edindirmeyi hedefleyen Halk Eğitim Merkezi,
– Psikolojik danışmanlık, aile destek birimleri ve kreş hizmetleriyle bir güvenlik ağı sunan Destek Merkezi,
– Delta ve botanik yapıyla entegre çalışan, ekolojik araştırmalara olanak tanıyan Biolab,
– Platformlarla deltanın içine uzanan, sergi ve restoran işlevleriyle sosyalleşmeyi demokratize eden Ziyaretçi Merkezi ve Kütüphane eklenmiştir.
Kentsel Sistemin Bir İzdüşümü: Çınarlı Kütüphanesi
Koridorla doğrudan temas halinde olan 3 yapıdan biri olan Kütüphane, bu kentsel vizyonun mimari ölçekteki en net yansımalarından biridir. Yapı, eğitime ve bilgiye erişimi ulaşılabilir kılmanın yanı sıra, sokak seviyesindeki kurgusuyla kentsel mekanı içine alır.
Kütüphanenin zemin katı; kafe, çok amaçlı salon ve lobiyi barındıran sağır ve masif bir baza olarak sokak kotuna güçlü bir şekilde oturur. Zemin ile birinci katı birbirine bağlayan dışarıdaki amfi merdivenler, yalnızca bir geçiş alanı değil; yeşil koridorun ve sokak hareketliliğinin izlenebildiği açık bir kamusal arayüzdür.
Yapının okuma ve çalışma eylemlerine ayrılan üst katları ise (1. ve 2. katlar), zemin kattaki masif etkinin aksine tamamen şeffaf bir giydirme cepheyle çözülmüştür. İzmir’in iklimsel verileri göz önüne alınarak yapıyı çepeçevre saran ahşap dokulu dikey güneş kırıcılar, hem iç mekanda kontrollü bir ışık konforu sağlar hem de yapının kütle plastiğine dinamik bir ritim kazandırır.
Sonuç olarak; altyapısal bariyerlerin kırılarak yeşilin içeri taşındığı, kamusal hareketliliğin meydanlar ve alternatif ulaşım ağlarıyla desteklendiği bu kentsel tasarım, Meles Deltası ve Çınarlı çeperini sadece fiziksel olarak değil, sosyal olarak da onaran bir yaşam alanına dönüştürmüştür.