Ramdam Architectes ve Palast tarafından Nantes’te kentsel sürekliliği güçlendirmek amacıyla geliştirilen proje, doğal malzemeler ve hibrit yapı sistemi kullanılarak 81 konut biriminden oluşan çağdaş bir yerleşim olarak tasarlanmış.
Nantes’in merkezinde, Caserne Mellinet olarak bilinen eski askeri kışlanın dönüşümü, çağdaş kentsel dinamikleri yansıtan güçlü bir yeniden kullanım pratiği olarak öne çıkıyor. Altı mahalleden oluşan bu alanın girişinde konumlanan ve Ramdam Architectes ile Palast tarafından tasarlanan konut yapıları, mahallenin bir parçasını oluşturuyor. Saint-Donatien ile kışla kompleksinin merkezini birbirine bağlayan bu geçiş alanı, kentsel sürekliliği tanımlayan önemli bir eşik niteliği taşıyor. Proje, planlama kararlarının öngördüğü bütüncül kimliğe sadık kalırken, sıvalı kenevir beton (hempcrete) ve ahşap taşıyıcı sistem ile mineral cephelerin birlikteliği üzerinden güçlü bir yapım dili kuruyor.
Yeni apartman blokları, geniş bir yaya aksı boyunca süreklilik gösteren bir cephe hattı oluşturuyor. Bu yerleşim, yapıların mevcut doku, tarihi izler ve cadde ağaçlarıyla doğrudan ilişki kurmasına olanak tanıyor. Hacimlerde kurulan çeşitlilik, kamusal alanın atmosferini zenginleştirirken, eski yerleşim ile daha anıtsal ölçekteki yeni mahalle merkezi arasında yumuşak bir geçiş sağlıyor. Işık yoğunluğundaki değişimler ve oluşan gölge etkileri, kütlesel algıyı hafifletiyor ve dolaşım aksı boyunca daha geçirgen bir mekânsal deneyim sunuyor. Dikkatle konumlandırılmış açıklıklar, hem kentsel silueti hem de konutların görsel kimliğini belirleyen temel unsurlar olarak öne çıkıyor.
Katmanların kurgusu ve hacimlerin ölçeği, kışla mimarisinin korunmuş karakterini yeniden yorumluyor. Yapının konut ölçeğindeki sıcaklığı, pencere oranları, açıklık düzeni ve cephe detaylarında kendini hissettiriyor. Cephe ritmi, iç mekân organizasyonunu yansıtırken geniş açıklıklar ile yuvarlatılmış kenevir beton bölmelerin ardışık düzeni hacimlerin okunabilirliğini artırıyor.
Kenevir beton, lif, kireç ve suyun birleşiminden oluşan doğal bir yapı malzemesi olarak projede belirleyici bir rol üstleniyor. Geleneksel uygulamalarda yerinde dökme ya da püskürtme yöntemleri tercih edilirken, bu projede ölçek nedeniyle panellerin ön üretim yapılarak hazırlanması benimsenmiş. Kavisli yüzeylerde kullanılan bu malzeme, hem plastisiteyi hem de higrometrik dengeyi vurguluyor. Beton altyapı, zemin kat ve düşey sirkülasyon çekirdeklerinde kullanılırken, üst yapı ahşap karkas sistemle inşa edilerek malzeme çeşitliliği dengeli bir bütünlük içinde ele alınıyor.
Konut birimleri, çevresel bağlamın sunduğu farklı yönlenmelerden ve açık alan ilişkilerinden maksimum düzeyde yararlanıyor. Güney cepheli meydan, iç avlu, yeşil alanlar ve düşük katlı konut dokusu, dairelerin mekânsal kalitesini zenginleştiriyor. Alt katlarda daha kompakt ve süreklilik gösteren bir plan şeması tercih edilirken, kış bahçeleri ile genişletilen çift cepheli daireler doğal ışık ve hava akışını artırıyor. Üst katlarda ise geniş köşe balkonlar, güneşlenme süresini artıran ve kullanım çeşitliliği sunan özgün bir dış mekân tipolojisi oluşturuyor.
Hacimlerin kurgusu, dolu ve boşluk ilişkilerini dengeli bir biçimde organize ederken, gün ışığının iç mekânlara maksimum düzeyde ulaşmasını sağlıyor. Bu yaklaşım, hem kentsel ölçekte hem de konut birimi ölçeğinde nitelikli bir mekânsal deneyim üretiyor.

3. Mansiyon, Balıkesir Cumhuriyet Meydanı Sosyal Merkezi Mimari Proje Yarışması
BARK | Acil Barınma Yapısı
Katılımcı, Balıkesir Cumhuriyet Meydanı Sosyal Merkezi Mimari Proje Yarışması
Jüri Özel Ödülü, MDC’26 Öğrenci Mimari Tasarım ve Fikir Yarışması
Katılımcı, Ankara Keçiören Belediyesi Fatih Stadı Alanı Tasarımı Fikir Projesi Yarışması