3. Ödül, Çiçeklidede Meydanı ve Parkı ile Yakın Çevresi Ulusal Kentsel Tasarım ve Mimari Proje Fikir Yarışması

Cirit Avcı Architecture & Design'ın Çiçeklidede Meydanı ve Parkı ile Yakın Çevresi Ulusal Kentsel Tasarım ve Mimari Proje Fikir Yarışması için tasarladığı proje üçüncü ödülü kazandı.

Proje Raporu:

ODAK

Deneyimler, algı ve bellek yoluyla mekân üzerinde bir yer izlenimi yaratmaktadır. Ve mahalle yaşamı esasında insan deneyimi, aidiyet, bellek, değerler etrafında örüntülenen mekân ile bütünselliğe dayanmaktadır. (Özbek Eren, 2017, s.74).

Tanıdık bir yerle kurulan güçlü bağ aidiyet duygusunun gelişmesine katkıda bulunur. Etkileşim ve alışveriş kullanıcılar arasında aşinalık sağlar ve sokaklarla olan etkileşimi de teşvik eder. Bir yeri kullanıcılar için tanıdık ve anlamlı hale getiren yer duygusunun inşasında “zaman” önemli bir faktördür (Ujang, 2008, s.7). Lynch (1984, s.132).

Tanıdık mekanlar içinde insanın en çok etkileştiği alanlar mahalle olmuştur.Toplumun belleğinde önemli bir yere sahip olan “mahalle” kavramı, büyük ve hızlı gelişen kentlerde değişime uğrayarak geleneksel bağlamından uzaklaşmaktadır. Geleneksel anlamda dayanışmanın, yardımlaşmanın, birlik olmanın, paylaşmanın ve komşuluğun oluşmasına ortam sağlayan ve aynı zamanda bir toplumun kültürel özelliklerini gösteren en küçük birim olan mahalle; fiziksel, sosyal, kültürel ve ekonomik boyutlarıyla bir bütün olarak kent kimliğinde önemli bir yere sahiptir.

Tasarım Yaklaşımı ve Kavramsal Kurgu

Çiçeklidede Parkı ve barındırdığı tarihi mezar alanı, Biga kent belleğinde hem manevi hem de sosyal bir odak niteliği taşıyan önemli bir kentsel eşiktir. Projenin temel yaklaşımı, bu alanın sahip olduğu kültürel, doğal ve sosyal değerleri görünür kılarken, park ile mahalle arasında sürekliliği olan yeni bir kamusal yaşam örgüsü kurmaktır. Bu doğrultuda tasarım, parkın yeşil dokusunu yapıya doğru adım adım içeri alan, topografyanın hareketini mimari bir kurguyla bütünleştiren ve kullanıcıyı sürekli açık, yarı açık ve kapalı mekânlar arasında dolaştıran geçirgen bir sistem oluşturmaktır. Proje; parkın yaşamını mahalleye genişleten, mahallenin gündelik ritmini meydana taşıyan, meydana sızan bu yaşamı tekrar yapının içine dahil eden döngüsel bir mekânsal süreklilik yaratmayı hedefler.Mevcut park ve mezar alanının peyzajsal karakteri olan kırıklı setlendirilmiş sert peyzaj sürdürülerek projenin mimari ve peyzajsal dilini oluşturmuştur. Böylece mevcut ağaçların korunumu sağlanırken yapının yere aidiyeti güçlendirilmiş ve hep orada varmış gibi olması istenilmiştir.

Mahalle ile Bütünleşen Kamusal Yaşam ve Meydan Kurgusu

Projenin kentsel odak noktası, yapı ile bütünleşen ve Çan Caddesi üzerinde konumlanan yeni meydandır. Bu meydan, mahalle etkinliklerinin, açık hava gösterilerinin, sergilerin, gündelik karşılaşmaların gerçekleşebileceği, dönüşebilir ve esnek bir kamusal alan olarak tasarlanmıştır, Tarihi çeşme ile yapı ve mezar alanı arasında yeni bir bağlantı oluşturularak, yeni meydanın mahalle belleğine yaslanan bir konumda var olması sağlanmıştır.

Park, meydan ve yapı arasında kurulan bu geçişkenlik, mahallelinin projeyi yalnızca ziyaret edilen bir yapı değil, günlük yaşamın parçası olan bir mekân olarak deneyimlemesini amaçlar. Tasarımın hedefi, mahalle ölçeğinde güçlü bir kamusal çekirdek yaratarak, Çiçeklidede çevresini hem işlevsel hem sosyal açıdan iyileştiren bir dönüşüm alanı oluşturmaktır.

Üst Ölçek Kararları ve Yaya-Bisiklet Öncelikli Ulaşım

Proje, eski Biga–Çanakkale yolunun mahalle içindeki rolünü yeniden tanımlar. Araç merkezli ulaşım anlayışı yerine, yaya ve bisikletin öncelendiği, erişilebilirlik odaklı bir kentsel mobilite stratejisi benimsenmiştir. Yol kesitleri yeniden düzenlenmiş, araç geçişi kontrollü hale getirilmiş, otopark ve taksi durağı gibi kullanımlar yeşil aksın dışına alınmıştır. Çan Caddesi boyunca oluşturulan yaya kaldırımları, bisiklet yolu ve gölgelikli yeşil bant, mahalle içindeki sosyal hareketliliği artıran çağdaş bir kamusal omurga niteliği taşır.

Bu yaklaşım kullanıcıların güvenli, erişilebilir, sürdürülebilir ve kesintisiz bir kamusal dolaşım deneyimi yaşamasına katkı sağlar.

Modüler Mimari Sistem ve Topografyaya Uyum

Tasarım, tek bir kütle yerine fonksiyonlarına göre ayrıştırılmış, topografyaya duyarlı modüler bir yapı sistemi önerir. Bu yaklaşım, hem insan ölçeğini korur hem de eğimli arazi üzerinde doğal bir yayılım sağlayarak yapıların “yerleştirilmiş” değil “yerleşmiş” bir karakter kazanmasına imkân tanır. Modüllerin konumları belirlenirken mevcut ağaç dokusu temel belirleyici olarak ele alınmış, parkın doğal sürekliliğinin kesintiye uğramaması için yapı parçaları ağaç kümeleri arasına dikkatle yerleştirilmiştir. Böylece yapı ve doğa arasındaki ilişki bir çatışma değil, karşılıklı bir eklemlenme biçiminde ortaya çıkmıştır.

Modüllerin bir araya gelme biçimleri, mekân kurgusunda bilinçli bir geçirgenlik yaratır. Kullanıcı yapı boyunca hareket ederken topografya, peyzaj ve yapı elemanları arasında sürekli değişen mekânsal deneyimlerle karşılaşır; kimi yerde daralan koridorlar doğal bir yönlendirme sunarken, kimi noktada beklenmedik şekilde açılan avlular, teraslar ve yeşil saçaklar kamusal yaşantının farklı biçimlerine ev sahipliği yapar. Bu mekânsal çeşitlilik, yapının her noktasının kullanılabilir olmasını sağlayarak gerçek anlamda yaşayan bir kamusal alan önerir. Yapıların eğime gömülen kurgusu aynı zamanda silüete müdahaleyi azaltır; özellikle mezar alanının çevresinde gereken manevi tevazu korunarak yapının arazi içinde eriyen yalın bir karaktere bürünmesi sağlanmıştır.

Tasarımda fonksiyon yerleşimi olarak erişim gerekliliği yüksek olan sağlık merkezi ve ticari yapılar gibi işlevler zemin kotunda yer alırken spor kulübü ve atölye ticari yapılar ise üst kotta yer almaktadır.

Peyzajın Mimariye Sirayeti ve Doğal Süreklilik

Peyzaj tasarımı, projenin bütüncül yaklaşımının en önemli bileşenlerinden biridir. Mevcut park dokusu yalnızca korunmamış, aynı zamanda yapı kurgusunun içine dahil olacak şekilde yeniden yorumlanmıştır. Yeşilin saçaklara, teraslara, rampalara ve yarı açık mekânlara doğru akması; kullanıcıyla doğa arasında kesintisiz bir ilişki kuran mekânsal bir süreklilik yaratır. Peyzajın bu akışkanlığı, parkın mahalle ile bütünleşmesine katkı sağlarken, yapının doğal bir uzantı gibi algılanmasını sağlar.

Bitkilendirme seçimlerinde, bölgenin iklimine uygun, az su gerektiren yerel bitkiler tercih edilmiştir. Bu karar yalnızca ekolojik sürdürülebilirliği artırmakla kalmamış, aynı zamanda bakım–onarım maliyetlerini uzun vadede düşüren ekonomik bir peyzaj stratejisi oluşturmuştur. Mevcut ağaçlarının tümü alanda korunmuş, yapı modülleri bu ağaçların konumlarına saygılı bir şekilde yerleştirilmiştir. Parkın kırıklı setlerle ve doğal yığmalarla oluşmuş mevcut peyzaj dili korunarak yapı mimari diline ve çatı formlarına kadar taşınmış, böylece mimari ve peyzaj arasında doğal bir geçiş sağlanmıştır.

Çatıların yeşil saçak olarak tasarlanması, hem ekosisteme katkı sağlar hem de yapının iklimlendirme performansını artırır. Isı adası etkisini azaltan bu sistem, pasif gölgeleme ve doğal havalandırma özellikleriyle sürdürülebilir mimarlığın uygulamada karşılık bulan bir örneği niteliğindedir.

Yerel Malzeme Kullanımı ve Sürdürülebilirlik

Proje, sürdürülebilirliği yalnızca peyzaj ve doğal ekosistem üzerinden değil, aynı zamanda yapı malzemeleri, yapım teknikleri ve ekonomik sürdürülebilirlik üzerinden de ele alır. Yapıda kullanılan yerel taşlar, Çanakkale taşı, küptaş ve yerel malzeme ve yapı elemanları hem bölgenin mimari kimliğine referans verir hem de maliyetleri düşüren stratejik bir tercih sunar. Yerel malzemeye kolay erişim, nakliye maliyetlerinin azalmasını sağlar; uzun ömürlü ve dayanıklı taş duvar sistemleri, bakım gereksinimini minimum seviyeye indirir.

Modüler yapım sistemi, projenin ekonomik ve teknik sürdürülebilirliğini güçlendiren bir diğer unsurdur. Modüler aks sistemi inşa sürecini kısalmakta, işçilik maliyetleri azalmaktadır. Ayrıca her modülün bağımsız işleyebilmesi, ilerleyen yıllarda yapılacak bakım, yenileme veya dönüşüm süreçlerinde maliyet ve işleyiş açısından önemli avantajlar sunar. Böylece proje, “yapım aşamasından kullanım sürecine kadar sürdürülebilirlik” ilkesini bütüncül biçimde karşılamaktadır.

Sonuç

Çiçeklidede Parkı ve mezar alanı için geliştirilen bu proje, mahallenin kültürel kimliğini, doğal peyzajını ve sosyal ihtiyaçlarını aynı potada eriten bütüncül bir tasarım vizyonu sunmaktadır.

Modüler ve sürdürülebilir mimari kurgusu, yerel malzemelerin ekonomik ve kültürel avantajlarını kullanan yapım stratejisi, peyzajın yapıya doğal bir akışla sızdığı ekolojik yaklaşımı ve yaya odaklı kentsel düzenlemeleri ile proje; mahalle ölçeğinde yeni bir yaşam odağı oluşturmayı hedefleyen güçlü bir kamusal mimarlık örneğidir. Bu tasarım, yalnızca bulunduğu alanı dönüştürmekle kalmamakta, aynı zamanda mahallenin gelecekteki gelişimi için sürdürülebilir ve esnek bir başlangıç noktası oluşturmaktadır.

Etiketler

Bir yanıt yazın