1. Ödül, Çiçeklidede Meydanı ve Parkı ile Yakın Çevresi Ulusal Kentsel Tasarım ve Mimari Proje Fikir Yarışması

KAA Works'ün Çiçeklidede Meydanı ve Parkı ile Yakın Çevresi Ulusal Kentsel Tasarım ve Mimari Proje Fikir Yarışması için tasarladığı proje birinci ödülü kazandı.

Proje Raporu:

*Tasarım, kentin bugünkü ihtiyaç mekanlarıyla, yerin geçmişten getirdiklerini, topraklarında büyüttüğü ağaçlarla, kamusal kullanımlı peyzajı bütün bir topoğrafya gibi ele alır. Bu bütünleşik kurgu bir rotalar birlikteliği olarak kente dahil olur.

Kentin göbeğindeki bu tepe topoğrafyasını minimum hasarla, ince ince işlemek ve nihayetinde her katmanının kentli için kullanımını desteklemek, Çiçeklidede Türbesi’nin hemen her kottan okunabilirliğini sağlamak, mevcut ağaçların ve toprak kotunun korunarak çok katmanlı bir kamusal zemin oluşturmak tasarımın ana amaçlarındandır.

Toprağı kullanarak yapmak…

Çanakkale, 1900’lü yıllarda 100’e yakın tuğla fabrikasının bulunduğu ve 15. Yüzyıldan bu yana topraklarında üretilen konut, cami, hamam gibi çeşitli yapılarda tuğlanın yoğun olarak kullanıldığı bir coğrafya… Öyle ki, Biga’nın en eski camisi olan Biga Ulu Camii’nin de yapımında tuğla kullanılmıştır.

İnsanoğlu kili ilk şekillendirmeye başladığında önce suyu, sonra toprağı, sonra da ateşi kullandı. Peki suyun ve toprağın pişmiş hali olan tuğlayı yapı elemanı olarak olarak kullanıp topoğrafyayla harmanlayarak alanın tümüyle peyzaj gibi davrandığı, araziyle yapıların bütünleştiği bir kurgu üretmek mümkün olabilir miydi? Ve böylece toprağın belleğini, hem yapıya hem peyzaja sinmiş çok katmanlı bir dokuya dönüştürmek…

*Kentsel Yaklaşım: İyileşme Bölgesi

Ana hedef; alanı bir düğüm noktası gibi görüp, kottan, yapılaşmadan ve bazı müdahalelerden doğan kentsel kopukluklara çözüm olacak, kentsel sürekliliği yeniden kuracak bir dolaşım ağı, iyileşme bölgesi yaratıp kente geri kazandırmak. Ayrıca bu noktada Çan Caddesi’nin, arka mahalleyle ilişkisini yeniden kuracak bir kot düzenlemesi ile daha erişilebilir, fonkisyonel bir zemin oluşturabilmek…

Çan caddesine bakan yüzde ticaretin devamlılığı sağlanırken, düşük tutulan gabari ile alanın katmanlarının ve çiçeklidede türbesinin cadde cephesinden algılanabilmesi amaçlanmıştır. Yapılar arasından üst peyzaja sızıntılar ile erişim verilmiş ve dolayısıyla gökyüzü meydanı ve türbeye de alternatifli güzergahlar önerilmiştir.

Cadde boyunca yeni bir sokak kesiti çalışılmış ve yaya öncelikli olacak şekilde yol yeniden ölçeklendirilmiştir. Yolun daraltılmasıyla, kaldırım genişlemiş ve karşılıklı ağaçlandırılması kurgulanmıştır.

*Program ve Sirkülasyon

Tasarım kurgusu, topoğrafyanın eteklerinde “toprağı sırtlayan” yapı zinciriyle başlar ve kentin merkezindeki bu yükseltiyi adım adım deneyimleyen bir mekânsal süreklilik yaratır. Zeminden tepeye uzanan bu rota; mevcut ağaçların arasından ilerleyen yürüyüş rampaları, teraslanmış ara kotlar, ışık avluları ve basamaklarla çeşitlenerek kullanıcıyı doğal bir akış içinde yukarı yönlendirir. Bu hareket, sürecin sonunda Çiçeklidede Türbesi’nin de yer aldığı Gökyüzü Meydanına ulaşarak tamamlanır.

Cadde kotunda konumlanan ticari birimler, cepheden doğrudan çalışan bağımsız üniteler olarak kurgulanmıştır. Bir bölümü aynı zamanda iç sirkülasyonu oluşturan pasajla ilişkilendirilmiştir.

Yapı zincirinin oluşturduğu bu iç pasaj, programı birbirine bağlayan üç ana girişe sahiptir: Bunlardan ilki aile sağlığı merkezine, ikincisi muhtarlığa, üçüncüsü ise tuvalet ve mescit birimlerine erişimi sağlar. Bu girişlerin tamamı pasaj boyunca birbirine bağlanarak kesintisiz bir iç dolaşım omurgası oluşturur.

Alana ilk temas, büyük bir çınar ağacının gölgesinde tanımlanan Çınar Meydanı ile başlar. Çınar meydanından yukarı tırmandığınız zaman, mevcut ağaçların arasından sızan gün ışığını karşılayan ışık avluları, tepe topoğrafyasının ara kotlarında dinlenme zeminleri oluşturur.

Spor kulübünün önünde, kulübe ait bir açık teras alanı kurgulanmış ve bu teras hem sosyal bir odak hem de cadde kotu ile üst peyzaj arasında bir eşik işlevi görmüştür.

Rota tepeye ulaştığında, mekânsal deneyim Çiçeklidede Türbesi ile bütünleşen Gökyüzü Meydanında sonlanır. Yolculuk, sonunda gökyüzüne açılan meydanda, çiçeklidede türbesinin sessiz varlığıyla tamamlanır. Böylece yapı ile peyzaj, zemin ile tepe, hafıza ile bugün arasında kesintisiz bir akış kurulur. Bütünde hem kentsel hafızaya referans veren hem de topoğrafyayla uyumlu, çok katmanlı bir kamusal dolaşım sistemi ortaya çıkar.

Toprağın Belleğinden Doğan Sürdürülebilirlik

Proje alanı, kentin merkezinde konumlanan doğal bir yükseltiyi, tarihsel bir odak noktası olan Çiçeklidede Türbesi ile birlikte ele alır. Bu bağlamda sürdürülebilirlik; yalnızca enerji verimliliği ve çevresel duyarlılıkla sınırlı değil, aynı zamanda yerin hafızasını korumayı, mevcut değerleri onarmayı, malzemeyi kaynağında düşünmeyi ve kentsel sürekliliği iyileştirmeyi içeren bütüncül bir yaklaşım olarak tanımlanmıştır.

Malzeme Sürdürülebilirliği: Toprağın Döngüsü ve Tuğlanın İzinde

Bu proje, tuğlayı yalnızca bir yapı elemanı olarak değil, coğrafyanın kültürel ve jeolojik hafızasını mimariye taşıyan bir sürdürülebilirlik aracı olarak ele alır:

Bölgedeki tuğla fabrikalarının aktif olarak değerlendirilmesi, üretim zincirinin yerel ekonomiye katkıda bulunmasını sağlar. Ayrıca , malzemenin taşınmasından doğan karbon ayak izini ciddi ölçüde azaltır.

Tuğlanın uzun ömürlü, geri dönüştürülebilir ve bakım maliyeti düşük yapısı, yaşam döngüsü sürdürülebilirliğini güçlendirir.

Tuğla üretiminde kullanılan kilin doğal olarak tekrar döngüye katılabilmesi, malzemenin karbon emisyonu düşük bir yaşam döngüsü sunmasını sağlar. Yapısal elemanlarda kullanılan tuğlaya ek olarak peyzajdaki sıkıştırılmış toprak zeminler, ham malzemenin hem yapıda hem peyzajda aynı bütünlük içinde farklı formlarda var olmasını sağlar.

Ekolojik Sürdürülebilirlik: Mevcut Doğayı Korumak ve Güçlendirmek

Projenin ana ilkelerinden biri tepe topoğrafyasının minimum müdahale ile ele alınmasıdır. Bu kapsamda:

-Mevcut ağaçlar korunmuş, rotalar ağaçların konumuna göre şekillendirilmiştir.

-Toprak kotu mümkün olduğunca sabit tutulmuş, kazı-dolgu işlemleri minimuma indirilmiştir.

-Peyzaj tasarımında yerel bitki türleri tercih edilerek sulama ihtiyacı azaltılmıştır.

Su Yönetimi

Peyzaj alanlarında kullanılan yumuşak zemin toprağı yerel kaynaklardan temin edilmiş olup, geçirgen yüzeyler aracılığıyla yağmur suyunun doğal döngüye geri kazandırılması hedeflenmiştir:

Yağmur suyu sızdırma cepleri ve geçirgen yüzeyli yaya yolları, kentsel ısı adası etkisini azaltırken doğal sulama döngüsünü destekler.

Enerji ve Yapısal Sürdürülebilirlik

Tuğlanın doğal ısı kütlesi yüksek olduğundan, projede yapısal malzeme olarak tercih edilmesi:

Isı dalgalanmalarını azaltır, pasif ısıtma/soğutma kapasitesini artırır, mekân içi konfor koşullarını enerji tüketimini düşürerek sağlar.

Kentsel ve Sosyal Sürdürülebilirlik

Proje, bir “iyileşme bölgesi” olarak tasarlanmıştır. Bu yaklaşım, fiziksel sürdürülebilirliğin ötesinde sosyal sürdürülebilirliği de destekler:

-Erişilebilir kot düzenlemeleri tüm kullanıcılara eşit katılım imkânı sunar.

-Arka mahalle ile Çan Caddesi arasındaki kopukluğu giderir.

-Kademeli kamusal alanlar, kullanıcıların farklı kotlarda kamusal yaşamı deneyimlemesini sağlar.

-Kültürel sürekliliği destekleyerek kentin tarihsel katmanlarını görünür kılar.

-Genişletilen kaldırım ve ağaçlandırılan yürüyüş yollarıyla yaya öncelikli bir sokak dokusu oluşturur. Kentsel hareketliliği çevresel sürdürülebilirlik ilkeleriyle uyumlu hale getirir. Böylece karbon salımının azaltılması, yaya güvenliğinin artırılması ve mikro iklimin iyileştirilmesi sağlanır.

Sonuç olarak proje; yerin belleğini geleceğe taşıyan, çevresel etkisi düşük, kentsel sürekliliği onaran ve toplumsal yaşamı güçlendiren çok katmanlı bir sürdürülebilir kamusal peyzaj ortaya koyar

Etiketler

Bir yanıt yazın