
|
defa
okundu
|
|||
|
Kişi: Nora Şeni
|
|||
1980 sonrası kültür politikalarının yaratılmasında kamunun eksikliğinin yanı sıra özel sektörün yükselişini ve bu projeler ile İstanbul'un güncel sanatlarda dünyada geldiği yere dikkat çeken Şeni, İstanbul'un imajının sanat ve kültür politikaları ile şekillendiğini belirtiyor.
Kentsel mekanın şekillenmesinde her dönemin kendi okuması olduğuna da dikkat çeken Şeni, günümüz kent planlama ve tasarım pratiğinin eksikliğini ise katılımcı ve müzakereden yoksun oluşuna bağlıyor.
Bu bağlamda söyleşide ele alınan Taksim projesi ile ilgili "İnsanlar şehirlerin elinden alınmış hissetmesinler," diyen Nora Şeni, böylesine kapsamlı bir projede en önemli olan noktanın diyalog ve müzakere olduğunun altını çiziyor ve Taksim Topçu Kışlası ile ilgili fikrini ekliyor, "Bu arada yeni bir eski yapmaya karşıyım. Bu çok kitsch!" diyor.
İşte Nora Şeni ile yaptığımız söyleşi:
Bu da sahiplenmediğimiz sokağımız, mahallemiz, semtimiz, şehrimiz giderek bize bizim yaşantımıza yabancılaşıyor. Günlük ihtiyaç ve egolarımız sarmalında akşam televizyon oyalamacılarında sabah işe geç kalma telaşı ve borç harç iş güç sıkıntısında günlük yaşam kaygısında, yaşantımız hayatımız geride kalanlara bırakacak mirasımız eriyip akıyor, zaman içerisinde kaybolup gidiyor.
Oysa sokağımız mahallemiz bakkalımız toplaşıp sohbet ettiğimiz kahvemiz oturup güneşlendiğimiz parkımız çardak ve ağaç altı sohbetlerimiz dayanışma ve yardımlaşmalarımız hal hatır sorup sağlığımızı cenazelerimizi takip etmelerimiz istişare ve sorgulamalarımız kayboldukça şehrimize yabancı oluyoruz aslında şehir bize yabancı oluyor. Başımızı kaldırıp neredeyiz dediğimizde de bize buralardan taşınmak düşüyor.
Bize çok yakın olan sokağımız ayaklarımızın altından kayıp giderken çok sevdiğimiz çocuklarımızın geleceği başkalarına teslim edilirken bırakacak mirasımız kalmazken nerede kaldı kültürümüze sahiplenmemiz ?