+ Arkitera'nın gelişmiş özelliklerinden yararlanmak için lütfen giriş yapınız!
veya ile bağlan.

"Daha Fazla Bilgi ile Tasarlamak"

29 Kasım 2016, 17:50
  defa okundu.

PAB Mimari Tasarım'ın ortakları Pınar Gökbayrak, Ali Eray ve Burçin Yıldırım araştırmayı, daha çok bilerek yapmayı üretimlerinin önemli bir parçası olarak gördüklerini anlatıyor.

"Daha Fazla Bilgi ile Tasarlamak"

Profesyonel meslek hayatıma başladığım günden bu yana beni en çok şaşırtan konulardan biri, inanılmaz kaynaklar aktarılarak hayata geçirilen yapıların gerçekte ne kadar az bilgi ile tasarlanıyor olması olmuştur. Bilginin az olmasının tabii ki pek çok kaynağı var; bunlar arasında yerel yönetimlerin veya karar verici mercilerin mevsime göre farklı yerlerde durabilen kaygan zeminleri, doküman eksikleri, elde edilebilenlerin tutarsızlıkları, olmayan veritabanları, mimari süreçlere dair bilgisi az olduğu için ihtiyacını iyi ifade edemeyen işverenler sayılabilir.

Bu sayılanların da her biri ayrı tartışmalara konu olabilir. Fakat hala şaşırıyor olmama şaşırdığım kısım, mimarların kendi enstrümanlarını da aynı bilgisizlik ile kullanmaya devam etmeleri:

  • Bir mimar olarak ürettiğin yapının kendi çevresinde ve içinde yaşanacak araç ve yaya sirkülasyonunu simüle edebiliyor musun?
  • Güneşin her saat farklı bir açıdan geldiğini, o nedenle tek bir kesit üzerinde rastgele bir güneş açısı ile çizdiğin diyagramın, aslında hiçbir şey ifade etmediğinin farkında mısın?
  • Kullandığın malzemelerin hayat döngülerine dair fikrin var mı?
  • Bir yapının operasyon aşamasını da tasarlayabileceğinden haberdar mısın? Önceden tasarladığın yapıları inceleme, gözlemleme, onlardan ders çıkarma merakın yok mu?


Rönesans mimarı yapının inşaasını dahi kendi elleriyle yapabiliyorken, daha fazla bilgiye erişebiliyor olmanın avantajı ile daha fazla uzmanlık türüne sahip artık dünya. Yukarıdaki sorular çoğu zaman kendi bağlamlarında anlamlı ve her biri ayrı bir uzman tarafından ele alınıyor olabilir; fakat mimar belki de artık bu soruları ve cevaplarını kendi tasarım sürecine başarılı bir şekilde dahil edebilmekten sorumlu.

OMA’nın AMO’su*, Frank Gehry’nin karmaşık strüktürlerini çözebilmek için yapılan araştırmalarla başlayıp tek başına bir firmaya dönüşen Gehry Technologies, Norman Foster’ın kendi bünyesindeki sürdürülebilirlik ve yapı teknolojileri departmanı, BIG’in görece yeni BIG Ideas think-tank’i gibi yurtdışından bildiğimiz başarılı ar-ge ekipleri, yazının başında bahsedilen “az bilgi ile tasarlama”yı kabullenmeyenlerin reaksiyonları.

Genç ekip PAB –ki konuya uygun bir şekilde isimleri Potansiyel Araştırma Birimi’nin baş harflerinden oluşuyor– araştırmayı, daha çok bilerek yapmayı üretimlerinin önemli bir parçası olarak gördüklerini belirtiyor. Daha da güzeli, kendi araştırmalarını herkese açık** bir şekilde paylaşma taraftarılar.

* Rem Koolhaas, AMO ile ilgili konuşurken şunları söylüyor: “Belki de mimarlık ahmakça bir şey olmak zorunda değildir. İnşa etme zorunluluğunu bir kenara bırakınca, mimarlığı ilişkiler, oranlar, bağlantılar, etkiler ve her şeyin diyagramını ifade eden bir disiplin olarak ele alabiliyorsunuz.”

** PAB’ın eğitim yapıları ile ilgili tecrübelerinden oluşturdukları açık kaynaklı derlemeyi burada görebiliyorsunuz: www.ogrenimmekanlari.com

Reklam

Yorumlar
Yorum bırakmak için giriş yapmalısınız!
Ahmet Turan Köksal / 29 Kasım 2016, 19:14
PAB çevremde gördüğüm en disiplinli, en istekli ve gereğinde en fedekar mimari gruplardan. Daha çok Burçin ile samimiyim ve tabii kendi bürolarında geleneksel olarak düzenledikleri yurtdışı seminlerinde de bulundum. Yüksel Demir ile de çok hoş bir birlikte çalışmışlıkları var. Faruk Göksu ile de.

PAB işini çok ciddiye alan ve ciddiyetle yapan üretken ve bir o kadar da sağlam bir büro. Onları destekliyor ve imreniyorum. Çok hoşuma gidiyor.

Eğitim yapılarındaki tecrübe ve güçleri de oldukça iyi. Şimdiye kadar tartışmalı bir işte imzaları olmaması hem işlerine hem de saygınlıklarına önem gösterdiklerini söylüyor.

Bu ciddiyetle daha da başarılı olacaklarına inancım tamdır.

Bir mimar'ın mimarlar odası hakkında yazdıklarını okudum. Burçin Yıldırım'ın eleştirisine ise HİÇÇÇÇÇÇ katılmıyorum. Bir üyesi yarı matrak, tamamen gerçek ve tabii serzenişte bulunan ciddi eleştiri içeren sıkı bir yazı yazdı. İsmini ne yazdıysa yazdı. Eee sonra ne oldu diyor Burçin.

Şimdi bir dakika bu matrak ve doğru eleştiriyi yapan mı gidecek bir de Oda ile görüşecek. Kapısı açıkmış. Eeee açık ama eleştiriye açıklar mı bakalım. Değiller. Ben Oda'da çalışıyor olacağım böyle haklı ve sağlam eleştiri yazısı sonrası bir de yazanın bana gelmesini bekleyeceğim. Neden?

Oda'nın bunu yazan kimse gidip bulup görüşmesi gerekir. Hem de hemen altına görüşelim sayın üyemiz isterseniz sizin yerinizde isterseniz gelin bizim yerimizde. Hatta basına açık olmalı.

Kusura bakmayın hükümettekilerin koltuk sevdası yüzünden ne hale geldiğini biliyoruz, Oda eleştiriye açık değil. Bu kadar lafı yedi kalkıp da düzeltmek için bir şey yapmadı hala o gereksiz mesajlar geliyor. Hala 1980-90'lardaki muhalif yöntemlerle Oda'nın sürdürülebilir olduğunu düşünüyor doğru dürüst web sitesi bile yok.

Başım sıkıştı mı Oda'ya filan başvurmuyorum ben. Bir faydaları olacağını da zannetmiyorum. Eleştirince eee ne oldu diye sormak yerine onlar eleştiriye nasıl karşılık verdiler demek lazım.

Aha buradan çağrı. Şu eleştiriyi yazan kişiye nasıl yaklaştılar ne gibi pozitif tutumları oldu açıklansın.

Şimdi uğraştıkları her şey çok acımasız ama ben Oda'nın kullanıldığı ve bu tür güçsüz haliyle şu andaki iktidarın hoşuna gittiğini düşünüyorum. Şimdi herhangi biri Oda yönetimine talip olsa "DİNCİ" olarak yaftalanmaması imkansız. Denendi. Deneyenlerden biriyim.

O yüzden Burçin'e kesinlikle katılmıyorum.
 
 
Künye
30 gün içinde en çok
Okunan Yorumlanan
İlgili Söyleşiler