+ Arkitera'nın gelişmiş özelliklerinden yararlanmak için lütfen giriş yapınız!
veya ile bağlan.

Geleceğin Ürünü: Bioplastik

10 Haziran 2019, 11:09
  defa okundu.

Ciddi bir çevresel tehdit olan plastiklerin kullanımı engellenemez hale geldikçe, organik hammaddeli alternatifleri de giderek daha sık karşımıza çıkmaya başladı. Ve artık tasarımcıların bu malzemeyi bir adım ileriye taşımalarının zamanı geldi.

Küçük bir düşünce egzersizi yapalım ve geçtiğimiz ay New York'ta, 21. Uluslararası Çağdaş Mobilya Fuarı'nın düzenlendiği Javits Center'ın koridorlarını bir kere daha turlayalım: Koridorlarda gördüğünüz bütün o plastik mobilyaların, rengarenk polipropilen sandalyelerin ya da polyester elyaf dolgulu yastıkların, yaklaşık 100 yıl boyunca etrafta olacağını düşünün. Hatta belki de binlerce yıl boyunca... Bir an için gözünüze ilişen bütün o modern mobilyalar "yarın" çöplükleri dolduruyor olacak.

Biliyorum bu sinir bozucu bir görüntü. Buna rağmen plastik ucuz, dayanıklı, kullanışlı ve hatta sevimli bir malzeme. (Bir itiraf: Bunları yazarken, en sevdiğim şeffaf polikarbon kalemimi kullanıyorum ve sevgili beyaz-ABS Braun kahve makinama bakıyorum.) Fakat eninde sonunda sonuçlarıyla yüzleşmemiz gerekecek: Plastik gezegeni boğuyor.

Plastiğin bu kadar dayanıklı olmasını sağlayan moleküler bağlar, diğer yandan ayrışmasını da aynı derecede zorlaştırıyor, böylece plastikler doğadaki varlığını uzun süre sürdürüyor. Geri dönüşüm çabaları bir yana -Amerikalılar kullandıkları plastik ürünlerin sadece %12'sini geri dönüşüm konteynerlerine atıyorlar- çoğunun kullanım serüveni, çöp toplama alanlarında ya da daha da kötüsü doğaya atılmış halde son buluyor. Orada küçük parçalara ayrılıyor, yağlı bir kirle kaplanıyor ve sonunda balıklar ya da kuşlar tarafından yutuluyorlar. Hawaii'nin kuzeydoğusundaki, Texas'ın iki katı büyüklükte olduğu tahmin edilen Büyük Pasifik Çöp Alanı, bu fenomenin en korkunç örneklerinden biri.

İyi haber: Plastiğin sağlam bir alternatifi var. Bitkilerden üretilen plastiklerin (bioplastik) sentetik kuzenleriyle karşılaştırıldığında birçok avantajı var. Uğruna jeopolitik çatışmaların yaşandığı, giderek azalan ve yenilenemeyen bir kaynak olan petrolden üretilmiyorlar, sonsuza kadar var olmayacaklar ve uygun şartlarda bir ay içerisinde tamamen çözünebiliyorlar. Üstelik ayrışırken ortaya çıkan karbondioksit, plastiğin üretildiği bitkiler biçilirken harcanan karbonla dengeli. Kötü haber: Bioplastikler, küresel plastik üretiminin henüz çok küçük bir kısmını oluşturuyor ve daha geniş bir alanda kullanılabilmeleri için bazı önemli engelleri aşmaları gerekiyor.

Aslında bioplastikler yeni değil. 1850'lerde bir İngiliz kimyager, bir tür kağıt hamuru türünde, selülozdan plastik üretti. Daha sonra, 20. yüzyılın sonlarında Henry Ford, arabalarında soya bazlı plastik malzeme kullandı. Hatta 1941 yılında tamamen plastikten oluşan bir araba prototipini halka sundu. Fakat o zamandan beri, bitkisel versiyonlarına göre çok daha avantajlı özellikler sunan petrol bazlı sentetik polimerler sektörü ele geçirdi. İkinci Dünya Savaşı da sentetik plastiklerin üstünlüğünü pekiştirdi ve 70 yıl boyunca hiç dönüp geriye bakmadık.

Son on yıl içerisinde, giderek petrol kaynaklarının azalmasının ve fiyatının artmasının sonucu olarak, bioplastikler yeniden gündeme geldi. 2003 yılında Amerika Birleşik Devletleri'nin en büyük ziraat firması Cargill'in ortak şirketi NatureWorks ve ülkenin en büyük kimya şirketi Dow Chemical, yiyecek ambalajı, tekstil ürünleri ve bebek bezi gibi tek kullanımlık ürünlerin yapımında kullanılmak üzere konteynerlerde sıkıştırılabilen Ingeo bioplastiklerini üretmeye başladılar. Bir tür PLA ya da polilaktik asit olan Ingeo, günümüzde bioplastiklerin üretiminde en yaygın şekilde kullanılan, mısırdan üretiliyor. Ancak keneotu, şeker kamışı, su yosunu ve hatta tavuk tüyünün kullanıldığı alternatifleri de geliştiriliyor.

Geçenlerde, bioplastikler ve tasarımcıların bu ürünün avantajlarını nasıl değerlendirebileceklerini konuşmak üzere, yenilikçi malzemeler konusunda çalışan New York merkezli Material ConneXion'un Başkan Yardımcısı Andrew Dent'le görüştüm. Aramızdaki masada, şirketin malzeme arşivinden modern örnekler duruyordu: Bir sabun kabı, bir pres kesim dokuma kumaş rulosu, bir kahve fincanı, birkaç tane tek kullanımlık çatal ve kaşık. Dent, "Ambalajlar, bioplastiklerin kullanılabileceği en kolay ve en uygun ürün, çünkü ambalajlar kullanıldıktan sonra hemen bir kenara atılıyorlar," diyor.

Fakat bioplastiklerin kullanımı yavaş yavaş artsa da, henüz diğer dayanıklı ürünlerin performansını karşılayamıyorlar. "Henüz emekleme dönemindeler," diyor Dent, "Bu yüzden kalıplanmış ürünler olarak çok az yerde görebiliyoruz." Cep telefonu kapakları buna bir örnek. Geçen yıl, Japon şirketi NEC, kapağı tamamen mısır bazlı plastikten üretilmiş bir cep telefonu modelini piyasaya sürdü. Bazı başka şirketler de PLA'yı güçlendirmek için lif ekleyerek, biokompozit denilen bir madde üretiyorlar. Fakat bu uygulama malzemenin kirli görünmesine ve bu malzemeden tasarlanan sanayi ürünlerinin talep görmemesine neden oluyor.

Bununla birlikte, bioplastikler yüksek performanslı işlerde kullanıldıklarında bile sorunlar yaşanıyor. Tekstil üreticisi Carnegie, 2005 yılında Insight isimli kaplama kumaşı koleksiyonunda Ingeo ipliği kullanmıştı ancak geçen yıl bu koleksiyonun üretimini durdurdu. Özellikle geniş yüzeylerin kaplanması için üretilen büyük ölçülerdeki kumaşlarda kullanılan PLA ipliklerinin polyesterlere oranla %20 daha pahalı olduğunu belirten Carnegie'den Mary Holt, "Dürüst olmam gerekirse, bu koleksiyon maliyeti yüzünden sürdürülemedi," diyor. Bu fiyat farkı döşemelik kumaş üretiminde göz ardı edilebilir ancak Ingeo, döşemelik kumaşların performans özelliklerini de karşılayamıyor: Aşınmaya, yangına ve ağır temizlik yöntemlerine karşı yeterli dayanıklılığı gösteremiyor. "Ne yazık ki PLA'lar ve diğer biobazlı iplikler, henüz geliştirilme sürecini tamamlayabilmiş değil," diyor Holt.

Üstelik bioplastiklerin tek olumsuz yanı yüksek fiyatları ve düşük performansları da değil. Her ne kadar sıfır karbon ayak izine sahip bir malzeme olsa da, günümüzde bioplastiklerin üretilmesinde sentetiklere kıyasla çok daha fazla enerji tüketiliyor. Ve üretimlerinde yüksek miktarda CO2 ortaya çıkıyor. Ayrıca, bioplastiklerin geri dönüşümünde de sorunlar ortaya çıkıyor. Teorik olarak geri dönüşebilmeleri gerekirken, altyapısı bunu sağlamıyor ve bioplastikler geri dönüşüm döngüsünü bozuyor. PLA'ların üretilmesinde bazı etik sorular da var: Neredeyse bir milyar insan açlık sorunu yaşarken, alışveriş çantalarını ve bebek bezlerini mısırdan üretmek doğru bir hareket mi?

Yine de Dent, bioplastik endüstrisinin bu sorunların üstesinden geleceğine inanıyor. "Bioplastiklerin üretimini giderek iyileştireceğiz. Üretim sırasında daha az enerji tüketilmesini ve daha verimli olmalarını sağlayacağız," diyor ve ekliyor: "Sentetik plastiklerin üretimiyle başlayan 70 yıllık bir tecrübemiz var." Bu işin anahtarı tabii ki talep. Günümüzde bioplastikler için yeterli talep yok. Sentetik plastikler gayet iyi çalışıyor ve yeniden kullanılabilir olmaları çevrecilerin kaygılarını da gideriyor. (Yeniden kullanılabilmeleri kuşkusuz çok önemli fakat plastiklerin sınırlı miktarda üretilmesini sağlayamıyor.)

Ve, bütün mobilya ve endüstriyel ürün tasarımcılarına bir hatırlatma: Bioplastikler geleceğin ürünü olacak! Neden petrol rezervlerinin tükenmesini, fiyatlarının yükselmesini ve Büyük Pasifik Çöp Alanı'nın Birleşik Devletler kadar büyümesini beklemeden bioplastikleri benimsemiyorsunuz? Neden konsept sandalyenizi veya sınırlı üretim dekoratif süs eşyanızı ya da kullanışsız fakat etkileyici görünümlü sanat objenizi tasarlarken bioplastikleri kullanmıyorsunuz? Yüksek kaliteli bir divan tasarlamanız bile mümkün. "Döşemelik kumaşlarda Ingeo plastikleri kullanabilirsiniz," diyor Dent, "Dolgu malzemesi olarak soya bazlı ürünleri ve ahşabın yerine de biokompozit kullanarak bir kanepe tasarlayabilirsiniz".

Bioplastiklerin önünde daha uzun bir yol olabilir, fakat eğer tasarımcılar ve üreticiler yüksek performanslı uygulamalar için gerekli pazarı yaratabilirlerse bilimsel atılımlar da bu gelişmeyi takip edecektir. Böylece, Uluslararası Çağdaş Mobilya Fuarı (ICFF) gibi mobilya fuarları, müsrifliğimizin hatırlatıcısı olmak yerine, malzemelerdeki yeniliklerin vitrini haine gelebilir.

Reklam

Yorumlar
Yorum bırakmak için giriş yapmalısınız!


Henüz yorum yapılmamış!
7 gün içinde en çok
Okunan Yorumlanan
İlgili Haberler