+ Arkitera'nın gelişmiş özelliklerinden yararlanmak için lütfen giriş yapınız!
veya ile bağlan.

Kent Hukuku

11 Mayıs 2017, 12:11
  defa okundu.

Ruşen Keleş ve Ayşegül Mengi'nin, kent hukukunu yönetimin hukukun üstünlüğü ilkesine bağlı olmaları ve kenttaşların etkin olup kent haklarına sahip çıkmaları gerekliliklerine odaklı olarak ele aldıkları "Kent Hukuku" kitabı İmge Yayınları'ndan çıktı.

Kent Hukuku

Kitabın tanıtım metninden:

"Kent Hukuku'ndan söz edildiğinde, genellikle, imar uygulamaları ya da çevre konusunda karşılaşılan sorunlar akla gelir. Ancak, bu konuları da kapsamak üzere daha çok, kent olarak tanımlanan, doğal ve yapay çevre öğelerinden oluşan mekânlara ve bu mekânlarda yaşayanlara ilişkin kuralların tümü Kent Hukuku'nun konusudur.

Kenttaşların sahip olduğu kentsel hakları koruma altına alan Kent Hukuku, aynı zamanda onlara bu konuda kimi sorumluluklar da yüklemektedir. Kenttaşların kentle bütünleşmeleri, kendilerini kent kimliğinin ve kültürünün bir parçası olarak görmeleri, hak ve ödev kavramlarının birlikte algılanmasının zorunlu olduğu bilinciyle kentsel haklara sahip çıkmaları büyük önem taşımaktadır.

Kent yönetimlerine, sürdürülebilir, yaşam kalitesi yüksek kentsel mekânlar yaratma, çevre değerlerini korumaya öncelik verme, kamu yararı ve toplum yararını bireysel yararın önünde tutma görevlerini veren Kent Hukuku, aynı zamanda, kent yönetimlerinin, katılımcı, saydam, hesap verebilir, etkin ve verimli hizmet sunan ve yerel özerklikten yararlanan birimler olabilmeleri için yasama, yürütme ve yargı erklerine düşen ödevleri de kapsar.

Kenti, yönetim ve kenttaş boyutuyla ele alan Kent Hukuku'nun yazarları, kentli haklarının güvence altına alındığı, kent yönetimlerinin hukukun üstünlüğü ilkesiyle bağlı olduğu, kenttaşların edilgen değil, etkin yurttaşlar olarak kentlerine sahip çıktığı ideal bir duruma ulaşmanın önündeki engellerin neler olduğunu ortaya koymaya çalışmakta; sonra da söz konusu sorunlardan her biri için çözüm yolları önermektedir."

Reklam

Yorumlar
Yorum bırakmak için giriş yapmalısınız!
MUZAFFER MÜCAHİD AKINCI / 11 Mayıs 2017, 12:27
MASAL BU YA

Adamın biri lüks arabası ile ana caddeden geçerken, arazisi geniş bir alana yapılmış 30 – 40 yıllık binaları gözüne kestirir. Burada oturmakta olanlara kış kış dersem ne olur diye hayal eder. Bu alana yapılacak bir alışveriş merkezi ve yeni binalar ne kadar büyük bir Rant yaratır diye düşler.
Önce sitede birkaç daire satın alır.
Daha sonra yönetimde olan ve binada oturan birkaç satın alınabilecek kişi ile yakın ilişkiler oluşturur.
Daha sonra alışveriş merkezi ve binalar için hayali projeler üretir.
Bunlar için sahte imza ile Site Yönetimi adına Belediyeden yeni İmar Durum Değişikliği geçirtir.
İçerideki işbirlikçileri ile bu projenin ne kadar ucuza, ne kadar güzel bir yatırım olacağı konusunda ikna toplantılarına başlar.
İşbirlikçilerin bir Araştırma Komisyonu oluşturmasını teşvik eder.
Araştırma Komisyonunda pençe penç pazarlıklar sonucunda kendi projesinin en makul proje olduğu konusunda ortak karar açıklarlar.
Binaların herhangi bir afette yıkılmasının an meselesi olduğunu ve tabut içinde yaşadıklarını belirterek korku salar.
Genel Kurul yapılmadan çok önceleri Altyapı ve Kentsel Dönüşüm Müdürlüğü gelecekte kendilerine ihbar edilecek konuyu, önceden kabile internet sitesinde o binaların yıkılacağı şeklinde kehanette bulunur.
Olağanüstü Genel Kurul yaparak, sanki kırk yıldır site yönetiminde imiş gibi toplantıyı yönettirirler. Toplantıya katılan sayısına yakın kat malikinin kendi projelerine onay verdiğini sahte bir oylamayla karar defterine işletirler.
Binalarda oturan ve oturmayan işbirlikçilerin binanın riskli olduğunu ihbar etmeleri ve Lisanslı Test Firmasının ücretini de kendisinin ödeyeceği konusunda ikna eder.
Lisanslı Test Firması ertesi gün haftasonuna denk gelen bir günde davet edilerek, karşılığında ne kadar rant payı verildiği bilinmeyen ve iki binanın mukavemet değerlerinin ortalaması tıpatıp birbirinin aynı olan çelişkili Riskli Bina Raporları düzenletilir.
Riskli Bina Raporunun verildiği gün yerel gazetelere Genel Kurulda kendi firmalarının seçildiği yönünde söyleşi verilir.
Altyapı ve Kentsel Dönüşüm Müdürlüğü ne karşılığında olduğu bilinmeyen bir şekilde ayarlanarak Kaymakamlığa bağlı Tapu Müdürlüğüne Riskli Bina kaydı yaptırılarak kat maliklerine taahhütlü mektupla bildirilir.
Kaymakamlığa bağlı Tapu Müdürlüğünde yurtdışında olanların ve ölmüş gözükenlerin mektupları herhangi bir şekilde buharlaştırılır.
İçinde insan denilen yaratıkların yaşadığı binalarda oturanlar kendilerinin bilgisi dışında ne dolaplar döndüğünü bilmedikleri bir sürecin sonunda kendilerine gönderilen bildiri ile travma yaşarlar.
Kendisine bildiri gelenler anında Altyapı ve Kentsel Dönüşüm Müdürlüğüne itirazda bulunur.
Olayların bu noktaya gelmesindeki usulsüzler, kişi ve kurumlar hakkında anında Cumhuriyet Savcılığına suç duyurusunda bulunulur.
İtiraz üzerinden 60 gün geçtiği halde herhangi bir heyet oluşturulmaz veya cevap verilmez.
İtiraz edenlerin İdare Mahkemesinde dava açtıkları gün kendilerine dördü Üniversite Öğretim Üyesinden oluşan yedi kişilik Teknik Heyetin iki kez toplantı yaptığı ve yerinde incelemeye zaman bile ayırmaya gerek görmeden, kanaatlerinin değişmediği yönünde taahhütsüz adi postayla kendilerine bildirilir, diğer suç duyuruları hakkında susmayı tercih ederler.
Altyapı ve Kentsel Dönüşüm Müdürlüğü anında Belediyeye bu binaların boşaltılması ve yıktırılması ile ilgili yazı çıkartır.
Kabile yasalarında belirtilen en az süre olan 60 günlük süre verilerek binalarını hem tahliye etmeleri hem de yıktırtmaları istenir.
Boşaltmayanlar ve Kabile Anayasasına göre Anayasal Barınma Hakkını kullanmak isteyenler tehdit edilir.
Buna itiraz edenlere hadi ordan şeklinde taahhütsüz adi postayla herkese ayrı ayrı değil ortak bir cevap verilir.
Süre dolunca anında su sayaçları söktürülür.
İçeride insan denilen bir yaratık yaşadığı anlaşılınca yeniden 30 günlük ek süre daha verilir ve su sayaçları yerine takılır.
Bu arada itirazda bulunanların Cumhuriyet Başsavcılığına yaptıkları suç duyurusunda, hakkında soruşturma istenen kamu görevlileri ile ilgili soruşturma izni Valilikçe aylarca bekletilir.
Bu arada merkezi ısıtmanın kullanılmaması ve soğuk nedeniyle insan denen yaratıkların binayı terk etmelerini sağlamak amacıyla aidat toplanmaması ve binalarının yıkıntı haline dönüşmesi teşvik edilir.
O lüks arabada hayal kuran, hedefleri doğrultusunda ve kabile yasalarından destek alarak, kamuda gereken yerlere de ne rüşvetler verdiği sadece tahmin edilen kişi efelenmeye devam eder.
Düzmece ve çelişkili Riskli Bina Raporları İnşaat Mühendisleri Odası Başkan ve Üyelerine aktarıldığında gülme krizleri geçirirler.
Bu hayal içinde yer almayan kat malikleri de tehdit edilir.
Bu masaldaki olayların tümü bir Ananas Cumhuriyetinde olduğu gibi, Gemlik Günaydın Sitesinde de aynen gerçekleşmektedir.
Muzaffer Mücahid Akıncı
22.01.2014
 
 
7 gün içinde en çok
Okunan Yorumlanan
İlgili Haberler