3. Köprüde Kara Mizah

Açıklamayı duyunca kahkahayı bastım. Sandım ki Gezi kahramanlarımız yine eşsiz bir mizah örneği sergilemiş... Meğer sözler Bakan’a aitmiş...

O anda suratımın gülmekten ağlamaya geçişe benzer bir hal aldığından eminim; çünkü 3’üncü köprüdeki “Güzergâh değişikliği kuş yollarına engel olmamak, Riva deresini kurtarmak, kaynak sularını korumak” içinmiş! (13-14 Temmuz-basın)

Sakın Ulaştırma Bakanı Binali Yıldırım “Gezi mizahı”ndan ilham almış olmasın? Ülkedeki hemen tüm göç yolları üzerinde kuşlar yerine rantı önemseyen sayısız proje devam ederken “3’üncü köprü kuşları”na bu yüksek duyarlılık adeta “şaka gibi..”

Tüm akarsularımız mahkemelerin durdurma kararlarına rağmen HES projeleri ile kurutulurken yıllardır göz yumulan kaçak yapılaşma kuşatmasında pis su kanalına dönüşen Riva deresine böylesine sevdalanmak “kara mizah” değil mi?

Hele İstanbul’un tüm su kaynaklarının bulunduğu kuzeydeki ormanlarda “şimdilik” 245 bin ağaç kestikten sonra güzergâh değişikliğine gülünmez de ne yapılır?

Vazgeçmeye bahane mi?

3’üncü köprünün ekonomik olarak da yapılamayacağını çok yazdık, çizdik.

Marmaray’ın iki köprüde sağlayacağı rahatlamanın yanı sıra “Ambarlı-Yalova/Ro-Ro” projesi de ağır vasıtaları çekecek; böylece “yap-işlet devret” yöntemiyle yapılacak 3’üncü köprüden umulan para kazanılamayacak.

Nitekim bu gerçek bilindiğinden, ihale sözleşmesinde “devletin yüklenici zararını karşılaması” sözü verildi… DPT’nin de haklı olarak onaylamadığı böylesi bir “kayırma”nın yaratacağı sorunlar nedeniyle de yabancılara değil, hükümet yanlısı yerli firmalara adeta “rica minnet” ihale edilebildi.

Şimdi akla şu geliyor; acaba hükümet ve yükleniciler, tartışma yaratabilecek “zararın devletçe karşılanması” sözünden pişmanlar mı? Bu nedenle ihalenin iptaline gerekçe aranırken, asrın en çevre katili projesinde “traji komik çevreci bahaneler” mi aranıyor?

Bir diğer tahmin de kamulaştırma bedellerinden kurtulmak için güzergâh devlet ormanlarına kaydırılıyor; yani kuşlara, ağaçlara ve su kaynaklarına saygı sözü mizahtan başka bir anlam taşımıyor!..

Bu nasıl planlama?

Aslında 3’üncü köprünün şimdiki yeri ta 90’larda belliydi. Dönemin Belediye Başkanı R.T.Erdoğan da kendi uzmanlarıyla birlikte odaların ve üniversitelerin de fikrini alarak “Benim görevim İstanbul’u korumak, yaşam kaynaklarımıza göz diken bu projeye kesinlikle karşıyız” demişti.

Başbakan olduktan sonra -nedense- düşüncesi değişince yeniden gündemde gelen köprü için 10 yıl yer seçimi etütleri yapıldı; sonunda yine “aynı güzergâh”ta karar kılındı!

Şimdi akla gelen bir soru da şu: Bunca zaman üzerinde çalışılan projede kuşların göç yolları, dereler ve su kaynakları “unutuldu”ysa, yapılan işin adı “planlama” olabilir mi?

Ulaştırma Bakanımızın buna vereceği yanıtı merakla bekliyoruz; yeter ki “gülümseten” türden olmasın…

Etiketler

Bir yanıt yazın