Born tarafından tasarlanan "Sıfır Atık Forumunda Mekânın, Malzemenin ve Duyusal Deneyimin Yeniden Kurulumu" isimli enstalasyon, Zero Waste Forum kapsamında sergilendi.
Sürdürülebilirlik tartışmaları uzun yıllardır mimarlık disiplininin merkezinde yer alsa da, bugün geldiğimiz noktada mesele artık yalnızca enerji verimliliği ya da malzeme tasarrufu değil; gezegenle kurduğumuz ilişkinin bütüncül olarak yeniden düşünülmesi. Bu bağlamda Born tarafından tasarlanan ve Sıfır Atık Vakfı’nın düzenlediği Zero Waste Forum kapsamında mekânsallaştırılan enstalasyon, ziyaretçiler için sadece bir farkındalık durağı değil, aynı zamanda malzemeyle kurulan dokunsal bir buluşma alanı olarak kurgulandı.
Bu enstalasyon, Birleşmiş Milletler’in 17 Sürdürülebilir Kalkınma Amacı’nı (SDG) soyut bir belge olmaktan çıkarıp mekâna, renge ve dokuya çeviriyor. 1 ton geri dönüştürülmüş plastikten üretilen ve 30.000 adet atık endüstriyel makaranın yeniden kullanılmasıyla oluşturulan bu tasarım; atık hacminin %99 oranında düşürüldüğü bu süreçle, malzemenin yalnızca geri kazanım yoluyla ikinci bir yaşam bulmadığını; aynı zamanda yeni bir anlam evreni ürettiğini gösteriyor.
Born, atığı yalnızca yönetilmesi gereken bir kriz değil, dönüştürücü güce sahip bir tasarım kaynağı olarak ele alan disiplinler arası bir malzeme girişimi ve tasarım stüdyosudur. İzmir’de geliştirdiği, %100 geri dönüştürülmüş ve kullanım ömrü sonunda yeniden sisteme dahil edilebilir (%100 geri dönüştürülebilir) yüzeyler; yapılı çevrenin ihtiyaç duyduğu döngüsel ekonomiye ‘yerel ve ölçeklenebilir’ bir yanıt sunar. Born’un malzemeleri, sadece yeniden kazanılmış plastikten oluşmakla kalmıyor; mimarlık, sanat ve doğa arasındaki ilişkiyi güçlendirmeyi hedefliyor.
Zero Waste Forum’daki enstalasyon, Born’un bu yaklaşımının mekânsal bir yorumu niteliğinde. Geri dönüştürülmüş plastikten üretilen yüzeyler, SDG hedeflerini temsil eden özel bir renk sistemiyle yeniden kurgulandı.Burada yüzeyler, sadece birer kaplama elemanı değil; hedefleri renk ve doku üzerinden kodlayan yarı saydam birer iletişim arayüzü olarak çalışır. Malzemenin teknik özellikleri de bu mekânsal deneyimin önemli bir parçasını oluşturuyor. Born’un geliştirdiği plastik paneller, yüksek yoğunluklu polimerlerin çevresel etkisi minimize edilerek yeniden işlenmesiyle elde ediliyor. Dayanıklı, hafif ve uzun ömürlü bu modüller yeni ifade imkânları sunuyor. Bu sistem, hem geçici hem kalıcı yapı uygulamalarına uyarlanabilir bir esneklik taşıyarak döngüsel üretim modelini mimarlıkta karşılık bulmasını sağlıyor.
Enstalasyonun mekânsal düzeni, birbirine eklemlenen yüzeylerle plastik atığın yeniden işlenerek dinamik bir topolojiye dönüştüğü bir akış yaratıyor. Ziyaretçi, bu akış içinde hem malzemenin dönüşüm hikâyesine tanıklık ediyor hem de SDG hedeflerinin çok katmanlı yapısını mekânsal olarak deneyimliyor. Born’un bu yerleştirmesi, atığın salt endüstriyel bir veri değil, mimari ifadeyi güçlendiren estetik bir değer olduğunu hatırlatırken; ortaya çıkan mekânsal kurgu, malzemenin yalnızca strüktürel bir eleman değil, aynı zamanda düşünceyi, diyaloğu ve farkındalığı tetikleyen bir ortam olduğunu aktarıyor. Photo Credit : Griyer