Satın Alma (İnsandışı), İzmir Ekonomi Üniversitesi Güzelbahçe Yerleşkesi Mimari Proje Yarışması

Satın Alma (İnsandışı), İzmir Ekonomi Üniversitesi Güzelbahçe Yerleşkesi Mimari Proje Yarışması

Proje Açıklaması

Öylece olup gidenlerin pluralist katmanlaşması

Kozmografi ve mimari imgelem

Kurumlar, organizasyonlar, hayvanlar, anlam dünyaları, ekosistemler, makinalar ve hesap ile bunların etkileşim ve olaylarının altyapı, imkan, iklim ve ortamını hayal eden, bu oluşumların, bir deney alanı oluşturacak şekilde içiçe katmanlanma yollarını kurgulayan bir mimarlık imgesi öneriyoruz.

Lokal etkileşimlerinde tespit edilebildiği halde, eksik, müphem ve tüketilmez kalanı konu edindiği için, arsa sınırlarıyla tarife izin vermeyen bir mimarlığa, bina, biçim, bütünlük, tamlık, uyum veya homojenlik üzerinden erişmeyi mümkün görmüyoruz.

Mimarlığın nedenselliğini ekonomi, halkla ilişkiler, işlev, verimlilik ve mimarlık kültürü ile beraber, bunların ötesine geçerek, kozmik alanlar, dalgalar ve atomaltı parçacıklar, bunların etkileşimlerinin kurduğu stabil sistemler, sistemlerin kurup sürdürdüğü canlılar, canlıların zemin olduğu parçacıksız organizasyonlar, organizasyonların bir varyantı olarak kurumlar, düzen altındaki makine ve hesap, paradigmatik düzeneklerin gerçekliğin açığa çıkışlarıyla karşılaşmalarını çerçeveleyen bilimsel bakışlar, parçacıksızın ortaklık uzaylarında varlık kazanan anlamlar ve kaygılar üzerine kurma arayışı, ölçeklerarası / ölçekleraşırı bir doku olarak ifade bulmaya eğilimli olan bir mekan ve mimarlık imgesine bizi taşıyor.

Bu mimarlığın tezahürü, kimilerinin önerdiği gibi, içten dışa anlamlı biçimlenmeler değil, ölçekler arasılık anlamında düşey bir içiçe katmanlaşmadır. Nedenlerini kozmolojik bir okumada bulan bu mimarlık, plan, kesit ve diğer temsillerle beraber, bunların ötesine geçerek, yeni imgesini kozmografik bir ifadeyle aramalıdır.

Mimarlık tektonik kurguların bitmişliğini ve rafineliğini bir yana bırakarak ve problem çözerken indirgenip imkanlarını yitiren bir verim arayışının ötesine geçerek, inşaat olaylarının ve verimin işaret ve kalıntılarını, sistemik etkileşimler ve olaylara ait bağlantıların katmanları olarak öngörmek durumundadır.

Kesik

Zemini yer yer kendi akışında bırakan, yer yer ise alan teknikleriyle müdahale edilebilir bir düzleme dönüştüren, topografyayı oyup düzlerken, onun kaybolan yüzeyini vurgulayarak açığa çıkarmamızı sağlayan, 40 metre kotunda, 15 metre yüksekliğinde kayıtsız bir kesik, organize edici ana müdahaledir.

Topografyaya oyulan mekan, betonarme ile desteklenmiş bir taşocağı olarak biçim alırken, düzlenen ve açıkta kalan zemin, yer yer çözülen ve geçirgenleşen hafif bir örtü ve bölgesel mikro iklimlendirme düzenekleriyle, bütüncül bir düzlem ve hacim olarak ele alınmıştır.

Program, katmanlar ve alanlar

Üniversitenin çoklu kurgusu içinden seçtiğimiz kritik katmanlar, üniversite organizasyonunun mekanla çözük ilişkisinin yeniden yorumlanması gereğini görünür kılar. Organizasyon, kurum, kayıt, iletişim ve yönetim katmanları, dört boyutlu mekan-zamana doğrudan haritalanmayabilen kendine has uzamlar olarak belirmiştir. Yönetim katmanı enformasyon akışlarını elektronik ortama taşırken, müzakere masalarında beliren karar ve kararsızlıklar mimari programı serbestçe katetmektedir.

Kurumsal organigram ve üniversite organizasyonunun mekanla ilişkisinin zayıflaması, mimari programın fakülteler, idari birimler ve hizmet alanları üzerinden kurgulanmasını sorguya açar.

Verili programın kurumsal organigrama haritalanan sınıflandırma şemasını yeni ortaklaşma ve ayrışmalar yönünde dönüştürmek, mekanın ‘programatik çakışmalara’, ‘çoklu zamansal programlamalara’, etkileşim ve olayların dinamik katmanlaşmalarına imkan veren bir alanlar çoklusu olarak kurgulanmasını mümkün kıldığı gibi, esneklik ve verimliliği azami düzeye çıkarma girişiminde, pluralist bir indirgemeciliğin imkanını da soruşturmaya koyulur.

Öngördüğümüz yeni ortaklaşmalarda öncelikli olarak ele alınması gereken katmanlar: 1) öğrenme-iletişim olayları ve alanları, 2) idare-organizasyon-çalışma alanları, 3) bedensel etkinlik ve yeme içme alanları, 4) laboratuvarlar ve 5) arşiv ve depo alanlarıdır. Bu alanların varlığı organizasyon ve kurumun kendisinden ziyade, bunların parçası olarak yönlendirilen hayvan beden ve zihinlerinin işleyişleriyle ilgili bir gerekliliktir.

Programın ele alınışındaki revizyonlar, alan ve altyapı mimarlıklarının bir kataloğu olarak gelişen mekan stratejimize haritalanmıştır. Programın öngördüğü olayların gerçekleşmesi için gerekli imkanlar alan stratejileri ile düzleme yayılır. Minimal bir hareketli eşya seti, tüm programı tekrara dayalı bir endüstriyel üretim mantığıyla ele almamızı sağlayan ikinci bir indirgemeci müdahaledir ve esasında üniversite yönetimlerinin mevcut eğilimlerine karşılık gelmektedir. Öte yandan, bu minimal ve tekrar eden setin, sınırları ve konumları belirlenmemiş, olasılıkla dinamik yayılım örüntüleri, yine pluralist mekanın imkanına açılmıştır.

Eğitim-öğrenme-iletişim alanlarına imkan veren mikro iklimlendirme ve hareketli eşya setleri, fakülteler arasında baştan belirlenmiş gruplama ve sınırlar olmaksızın alan örüntüleri oluşturmaya koyulurken, fakültelere ait alanların istenirse kurgulanıp yenilenebileceği bir altlık sunar.

İdari birimler ve ofisler de benzer biçimde indirgenmiş bir imkan setiyle karşılanır. Özelleşmiş imkanlar talep eden laboratuvarlar, lojistiğin otomasyona açık arşiv ve depolama alanlarına komşu bir altyapı mantığıyla, başka deyişle, bir imkan dağılımı taktiğiyle, alan stratejilerimizin bir fazına dönüşür.

Sınırların ikincilleştiği, cidarların ‘yumuşak geçişler’ lehine ‘esneyip geçirgenleştiği’, iç ve dışın ‘sızmalar’ yoluyla ayırdedilemezlik bölgeleri oluşturduğu, ‘tasarlanmış tamamlanmamışlığın’ ‘öngörülmedik karşılaşmaları’ ve ‘programatik melezleşmeleri’ teşvik ettiği bir mimari imge belirginlik kazanır.

Çizim / çalışma ortamı

Böyle bir mekan kurma stratejisi, sınırları çizilmiş ve biçimi tariflenmiş mekan kurgu ve anlatılarına dönük ihtiyacı zayıflattığı için, geleneksel temsil paketinin dayattığı bütünlüklü, sınırlanmış ve bitmiş anlatılar konuya uygun ya da gerekli değildir. Böylece çizim düzlemini istenenden daha üst ölçekte, mekanın oluşum, dönüşüm, işleyiş, olay, atmosfer gibi niteliklerini geliştirip sunmak için kullanmak mümkün olmuştur.

Kampüs düzleminden alınan bir dilim, pafta düzlemine haritalanır. Bu düzleme hem yukarıdan hem karşıdan bakmayı, dolayısıyla kısmi plan, görünüş ve kesitlerin biraradalığını mümkün kılan 90 derece aksonometrik, temel çizim stratejisi olarak seçilmiştir.

Mikro iklimler ve siborg sera

Endüstriyel tekrar ve sadeliğe dönük modernizm ve altyapı odaklı alan mimarlığı geleneklerinin projeye taşıdığı indirgemeci altlığın tahrik edebileceği monotonluk ya da homojenlik korkusu yersizdir. Zira mikro iklimlendirme, ışık dağılımı gradyanları ve siborg sera katmanları, her bir mevkiyi atmosfer ve olaylar açısından biricik kılar. İndirgemeci ve vurgulu ana kararlar, imkan tanınan karmaşıklığı dengeleyen bir arka plana dönüşür.

Siborg sera, ‘yaşayan kampüsün’ tüm bölgelerine yayılan bir seri kısmen-canlı katmanın ortak adıdır. Farklı ölçek ve yayılımlarda siborg kurgular oluşturacak şekilde, bitki-mantar-mikro-organizma-iklim-altyapı-makine-hesap bağlantılarını çeşitlendirerek, mikro-makro bağlantıları detaylandırma girişimi, ‘eğitime etkiyen teknoloji’ arayışı ve ‘mekanların ileriye yönelik potansiyel dönüşümleriyle’ ilişkili okunmalıdır.

Kaybolan topografya izini yer yer hatırlatacak şekilde yerlerinde korunan mevcut ağaçlar ve bunların yaşatılması için kurgulanan aeroponik altyapı sistemi, fay hattı boyunca kurgulanacak biyolojik arıtma sistemleri, dere hattı ve mevcut bitki örtüsünün kendi haline bırakılan kısımları, siborg seranın organizasyon ve kendiliğindenlik gradyanındaki diğer çeşitlemelerdir.
Bu katmanların atomaltı dünyadan mikro-organizmalara, makinalardan ekosistemlere tüm katmanlaşmalar arasındaki bağlantıları katetme, görselleştirme, deneye açma ve sorgulama potansiyeli, bir yanda üniversitenin ‘araştırma altyapısını’, diğer yanda ‘çevresel sistemlerin takım oyuncuları’ olacak öğrencilerin ‘duyarlıklarını’ desteklemeye dönüktür.

Anlam coğrafyası

‘Eleştirel düşünce ve duygusal zekanın’ matrisi olan kültürel, zihinsel veya çeşitli medyayla ilgili katmanlar, üniversitenin gerçekliğin bir resmi olarak ele alınan kurgusuyla bir paralellik kurar.
Anlamsal, duyumsal ya da fikri boyutlar, kendi uzamlarını alanlar olarak sererken, hayaller ve kaygılar, reklamlar ve ilkeler, bilimsel bakışlar ve öyküler gibi temalar odağında, bir anlamlar çoklusunu pluralist kozmolojinin bileşenleri olarak harekete geçirir.

Öylece olup gidenlerin pluralist içiçe katmanlaşması

Öngörülmesi hedeflenen ‘evrensel gelecekte’, zıtlıklarla ya da hiyerarşilerle işlemekten ziyade, düpedüz çoklu ve dipsiz, belirsiz ve çözük bir katmanlaşmalar karmaşası bizi karşılar.

Ekosistemik içiçe katmanlaşmaların kendini dayattığı bu yeni dünya resminin, akademinin dünyayı gevşek biçimde temsil eden teşkilatında karşılık bulmasını umarız. ‘Evrensel, esnek, çoğulcu, işbirliğine açık, şeffaf bilginin’ üretim sürecinde, bilim dünya ile, üniversite organizasyonel oluşumlar ile karşılıklı haritalanacaktır.

Evren bilimin kadrajına atomaltı dünyadan girse de, bu durum evrene bir alt sınır ya da başlangıç atamak için yeterli gerekçe sunmaz. Fizik, kimya, biyoloji, astronomi, matematik vb. bilim alanlarının bakışlar sunduğu tüm kademeler içiçe katmanlaşırken, parçacık zamanı ya da jenerikliğe açılan içten dışa boyutlar, doğa felsefelerinin aradığı türden bir yaratım zemini ya da virtüel bütünlük varsaymamıştır (krş. vitalizm ve doğa felsefeleri).

Bu yeni dünyada ekosistem bir üst kademe, bilim bir üst belirme, toplum bir üst organizasyon olmayı bırakmıştır. Ne de parçacık, dalga, alan, kuvvet veya atom, gerçekliğin nihai zemini olarak kalabilir. İçiçe katmanlar, birbirinin zeminsiz gerçeklik düzlemidir. İşleyişlerin ve olayların zemini diğer işleyiş ve olaylardır. Birbiri üzerine kuruldukları durumda dahi, atomaltı, atomik, moleküler, kimyasal, biyokimyasal, biyolojik, toplumsal, kurumsal, politik vb. katmanların hiyerarşisi kısmidir ve her katman diğerleriyle içiçelik ilişkileri içindedir. Nedenin ve etkinin hangi katmanda olduğunu bilen kalmamıştır.

Sistemleştiren, bütünleştiren, merkezlendiren ya da teminat altına alan hiç bir anlam zemini kalmadığında, karmaşıklaşan ya da kaotik olanlar, düzen altına alan, hesaplayan ve makineleştirenle karşıt olmak bir yana, heryerde yanyana ve içiçedir; düzen-kaos, mekanizm-vitalizm karşıtlıkları ve maniheizmler geride kalır.

Bu yeni ve cesaret isteyen çağda, mikro-organizmalar, mantarlar, bitkiler, hayvanlar, toplumlar ve kurumlar, sosyo-naturel ekosistemler sürdüredurur. Oluşun süredurum ya da akışa, hesabın sınırsıza karşıt konumlandığı geleneksel kozmogoniler, ideallerin olmazlıklarıyla elele uzaklaşırken, mevcut olmayan zıtlıkların birbirini zorunlu tamamlayışından da artık söz edilemeyecektir. Anlamın sadece anlık olarak belirip kaybolduğu, kirli, katışık ve tüketilmez bir evren resmi kalmıştır geriye.

Öte yandan, bildiğimiz ve bilemediğimiz her şey: nesneler ve canlılar, sistemler ve toplumlar, güçler ve etkileşimler, alanlar ve belirmeler, duygular ve anlamlar, fikirler ve zihinler, başka deyişle, zıtlıklar üretemeyen çokluklar, bir bakıma oldukları gibi sürmektedir yeni çağda. Hiç bir şey eksilmemiştir!

Hiç bir şey eksilmediğinde, olup bitenler öylece sürdüklerinde, mimarlık bu dünyayı yeniden ürettiğinde, hiç bir şey olmamış mı demektir? ‘Yeni yüzyılın ekonomi ve kültürüne adapte olan öğrencileriyle’ beraber üniversite, son derece işlevsel ve ekonomik bir idari ve mekansal kurgu ile zengin bir yaşamı mümkün kılacaktır. Bir bakıma, değişen bir şey olmamıştır: ne üniversite daha özgür, ne idareler daha açık zihinli ya da yenilikçi, ne üniversite vizyonları daha az basmakalıp…

Öte yandan, sürüp giden bu dünyada, bazı küçük tuhaflıklar dikkat çekicidir. Evrende dikkate değer bir yenileşme yoksa da, bir bakıma herşey yeni görünür. Hiç bir şey olmamış gibiyse de, sanki bir şeyler olmuştur.

Ve çağın varış noktasından, yani yorgun bir orjinin, sonların, varamayışların, imkansızlıkların ve gösterilensiz ideallerin ardından, öncekinin tersi yöne sarılmaya başlanan bu yeni çağda, bu yeni ve cesaret isteyen dünyada, katışık, kirli ve çözük bir gerçekliği, nüanslar görünür kılar.

Sözgelimi, yukarıda anlattığımız gibi, bu çağda canlılar ve sistemler oluşmayı, binalar biçimlenmeyi kesmiştir. Evrimin içinde bulunduğumuz aşamasının yavaşlığı, gezegenin canlılığı mümkün kılan stabilitesi ve insan zihni ve otonom kurumların işleyiş tarzı sebebiyle, tüm sistemler gelişmiş formlarında ortaya çıkmış, kaçınılmaz bir çözülme sürecini erteleyek homeostazlarını sürdürmeye adanmışlardır. Hiç bir şey oluşmaz, herşey sürdürülebilirdir (krş. Simondon).

Sözgelimi doğa, koruma altında güvenle sürdürülmekteyse de, kendiliğindenlik vasfını geride bırakmak durumunda kalmıştır. Doğallık ihtişamlı bir geri dönüş sergiler; ancak, detaylı biçimde idare edilmek suretiyle! Doğa artık bir kurumdur (krş. çevreci sürdürülebilirlik).

Kendiliğindenlik doğanın elinden çıkmış, kendi doğallığını kazanmış kurum, organizasyon ve sistemlerin sıfatı olmuştur. Yönetişim anlamlı bir kelimedir artık ve işleyişini dayatır. Kurum, yapaylığını doğal olanlarla takviye ederek, tam anlamıyla hibrit karakterini kazanmış ve hükümranlığını ilan etmiştir (krş. toplum sözleşmesi).

Otonomluğun kutlanması için ise acele edilmemelidir, zira otonomluk bedensel ayrışma ile değil, etkileşim, katmanlaşma ve içiçelikle açığa çıkıyordur artık. Otonomluğun sebebinin ayrı olma ve sınırlanabilme değil, ekosistemik bir karmaşıklığın ayrılmayı, atılmayı, hatta müdahaleyi imkansız kılması olduğunu görür, şaşırırız. Bu durum indirgemeci ve analitik bir modernizmin nihai olarak geride kaldığını, bir fotoğraf albümünden ibaret olduğunu üzüntüyle yüzümüze vurur.

Virüsler çoğalmaya, bakteriler bölünedurmaya, bitkiler büyüyüp çiçek açmaya ve türler sakince evrilmeye devam etse de, anlamın tarif edilen çözük kısmiliğine karşılık gelen mekan, olsa olsa, enformasyon ve nedenlerin eksikliğinde dahi organizasyon sağlamayı başarabilen alan geleneğinde aranabilir. Alanlarda biçimbulma anlık, anlam kısmi, nedenler eksik, enformasyon zamansal, belirmeler etkileşimseldir (krş. oluş ve morfogenez/biçimlenme).

Alanın nedensizliği, biçimsizliği, gevşek hesapverirliği, enformasyonsuz diyagramatikliği, katışık ve kirli gerçekliğin; olanlar kadar olmayanların, hayaller kadar olmazların, merkez kadar kenarların, anlamlı kadar anlamsızın, organize olan kadar dağınığın, hesaplı kadar hesaba getirilen hesaba uzağın mekanına karşılık gelir.

Bu dünyada ahlak, siyaset, sanat, duygular, görevler, hazlar, arayışlar ve kaygılar birebir korunmuştur. Alışıldık dünyanın imgesi dahi, nüansları gizleyen, telaşlı ve direngen bir yamayıp yapıştırma faaliyetiyle korunabilmiş, hayvanın transparan süregidişi kuşkulu bir dolaysızlığa dönüşmüştür.

Mimarlık yüce, etkili, anıtsal, atmosferik ve işlevsel olmayı sürdürebilir. Kavramlar, fikirler, duygular, duyumlar, insanın zihin-kültür dünyasının katmanları olarak mimarlığı yönetmeyi sürdürür gibidir. Fakat bu dünyanın mekanı insanlara ancak kısmen hitap ediyordur. Ya da mekanın organizasyonları için insanın alışıldık anlam ve duyum coğrafyası kısmi bir espridir (bkz. reklamın mekan imgeleri <> arzular, arayışlar, beklentiler).

Artık insani olan her şey çözük bir gerçekliğin arızi ekleri, etkisiz belirmeler, noktasal etkileşimler, kıvılcımlar, baskın hale gelmeyen, organizasyonun ve katmanlaşıp çözülmelerin önüne geçmeyen kalıntılar gibidir. Bir rüyanın arta kalmışlarıdır bunlar.

Her şey aynı gibidir. Ama tuhaf bir duygu eklenmiştir her şeye. Dünya tersine dönmekte ve oluşup anlamlanmak yerine, kurulmuş anlamlarını çöze çöze, karmaşıklığın derinlik sunmayan kavranmazlığına doğru saçılmaktadır.

https://www.instagram.com/insandisi_/

Etiketler

Bir cevap yazın