Katılımcı, Ziya Tanalı Uluslararası Mimari Fikir Projesi Öğrenci Yarışması

“Anıtların korunmasında ve onarılmasındaki amaç, onları bir sanat eseri olduğu kadar, bir tarihi belge olarak da korumaktır.” (Venedik Tüzüğü 1964 - Madde 3)

Zaman tüneli, yerin en eski tanıklarından biri olan “yalnız” sur parçası Kule B’yi, geçmişe bakış noktası olarak tanımlayarak mekanın kotlarıyla geçmişten bu güne uzanan bir yolculuğa çıkmayı önerir. Kot-zaman-mekan paradigmasının oluşturduğu yolculuk, gezginlerine tarihin katmanlarını mekanın kotlarıyla kronolojik bir zaman çizgisinde deneyimleme imkanı sunar. Her kot farklı bir zaman dilimine uzanarak sur parçasının çok katmanlılık değerini vurgular. Zaman tünelinde gidilen yol zaman ise, süreç kendini ifade etme zemini bulamamış sur parçasının kimliğini açığa çıkarması ve kendini ifade etmesidir. Zaman yolcusu, bu ifadelendirme sürecinde alelade baktığı lakin göremediği yeri ve tarih katmanlarını tanıma imkanı bulur. Etkileşimin sonucunda sur parçası, yer için geçmişle şimdi arasında bir köprü olur ve süreklilik değeri kazanarak günümüzün bir parçası haline gelir.

Girne şehri, barındırdığı kültürel miraslar ve anıtları ile önemi liman yerleşkelerinden biridir. Pek çok uygarlığa ev sahipliği yapan Antik Liman’da egemenliğini sürdüren medeniyetler kendilerinden izler bırakmış, kültürel birikim yaşanmışlıklar ile gelişim göstererek yıllar içerisinde günümüz haline ulaşmıştır. Girne ye ait ilk yerleşim, kentin en eski yapısı olarak kabul edilen ve 7. yüzyılda, Arap-İslam akınlarına karşı kentin korunması için Bizanslılar tarafından yapılmış olan Girne Kalesi civarında başlamıştır. Roma-Bizans döneminden sonra adada hakimiyetini sürdüren Lüzinyanlar, kale dışında da gelişim göstermeye başlayan yerleşimin güvenliğini sağlamak amacıyla Girne Kalesi dışına yeni kent yerleşkesini çevreleyen sur duvarları ve kuleler inşa etmişlerdir. Sur duvarları Venedikliler döneminde yıkılmış, yıkılan surlar üzerine dönemin sosyal ve ticari yapıları inşa edilmeye başlanmıştır. Osmanlı dönemine gelindiğinde, önceden yıkılan sur duvarlarının malzemeleri kullanılarak, halkın barınma ihtiyacını giderebilmek için konutlar inşa edilmiştir. Tasarıma konu olan sur parçasının da aralarında bulunduğu üç kule ise, Lüzinyan Dönemi’nden günümüze dek varlığını sürdüren, Girne Kalesi’yle birlikte yerin tüm tarihine tanıklık eden, çok katmanlılık değerine sahip kentin en köklü ve eski yapılarıdır. (Kule A: Ziya Rızkı Caddesindeki kule, Kule B: Atilla sokaktaki kule (tasarım alanı), Kule C: liman cephesindeki kule) Günümüz kent dokusuna direnerek ayakta kalabilen bu kuleler; fiziksel olarak onları birbirine bağlayan surların yıkılmasıyla yapısal fonksiyonlarını yitirerek fiziksel ve mekansal bağlamlarından kopmuş, yıllar içerisinde artış gösteren gelişigüzel betonarme yapılar arasında sıkışmışlardır. Bağlamın kendisiyken çevresindeki bilinçsiz yapılaşmayla bağlamsızlığa sürüklenen bu üç “yalnız” kuleden Kule A ve C, antika satış mekanı ve sanat galerisi olarak günümüz yaşantısında kendilerine bir nebze de olsa yer bulurken Kule B (Tasarım Alanı); işlevsizlik ve eylemsizlik sebebiyle meydanlaşamayan, günlük yaşantıda kendine yer bulamamış kentsel bir boşluktur.

Tasarım Kararları:

Kültür dokusunun yozlaşmasıyla zayıflayan kent hafızasını güçlendirmek adına, üst ölçekten tarihin katmanlarının izini süren bir kültür varlığı rotası kurgulandı. Girne’nin kent hafızasını oluşturan kültür varlıkları, rotanın hafıza duraklarına dönüştürüldü. Surların yıkılmasıyla kültür varlıkları arasında zayıflayan fiziksel ve mekansal ilişki, durakların izini süren gezginlerin mobilize ettiği mekansal deneyim, sirkülasyon ve müşterek hafıza devinimiyle onarıldı. Kültür varlığı rotasının hafıza duraklarından biri olan Zaman Tüneli, sirkülasyonla mobilize edilecek kentsel hafızayı somut olarak açığa çıkaracak mekansal kurgusu ile, hafıza rotasının enerji santrali olarak tanımlanabilir.

Müşterek olma hali, üst ölçekteki rota fikrinde olduğu gibi Zaman Tüneli yakın çevresi için de öncelikli tasarım ilkelerinden biridir. B kulesi önündeki kentsel boşluğu tanımlı hale getirmek amacıyla; kuzey cephesindeki sağır duvar üzerine gezginlerin oturma, yazma, inceleme eylemlerine olanak veren kent mobilyaları tasarlandı. Boşluğu Çevreleyen güney cephesi ise, sıkışık kent dokusuna es verip; ağaçlar ve yeşil doku içerisinde nefes alınabilecek bir duraklama alanı olarak belirlendi. Böylelikle Zaman Tüneliyle birlikte, boşluğun üç cephesi yeri besleyecek fonksiyon ve eylemlerle çevrelenerek boşluğun bir meydan haline getirilmesi sağlandı.

“Anıtların korunması, her zaman onları herhangi bir yararlı toplumsal amaç için kullanmakla kolaylaştırılabilir. Bunun için bu tür bir kullanma arzu edilir, fakat bu nedenle yapının planı, ya da bezemeleri değiştirilmemelidir. Ancak bu sınırlar içinde yeni işlevin gerektirdiği değişiklikler tasarlanabilir ve buna izin verilebilir.” (Venedik Tüzüğü 1964 – Madde 5)

Mevcut durumda 4 katlı yapılar arasında sıkışmış olan B kulesi içerisine, kulenin düşey etkisini arttıracak bir cam kütle yerleştirilerek yapının yapılı çevrede kendini yeniden ifade etmesi sağlandı. Cam kütlenin içine ve çevresine eklemlenerek yükselen döşemelerin oluşturduğu mekanlar, her bir kotta farklı bir döneme uzanarak gezginlerini Roma Döneminden günümüze kronolojik olarak ilerleyen bir yolculuğuna çıkarır. Kuleyi çok katmanlılık değeri olan tarihi bir belge olarak yeniden yorumlayan bu zaman yolculuğu, kuleye tarihi ve geçmişi aydınlatmak gibi önemi bir süreklilik değeri, bir işlev ve misyon kazandırmış olur.

+4.00 Kotu – Roma Dönemi

+7.20 Kotu – Lüzinyan Dönemi

+8.60 Kotu – Venedik Dönemi

+10.00 Kotu -Osmanlı Dönemi

+11.60 Kotu – İngiliz Dönemi

+13.00 Kotu – Günümüz

Günümüz malzemesi, yapım teknikleri ve mimarlık anlayışının geçmiştekiyle aynı olmaması ve tasarlanan her mimari ürünün kendi dönemine ait olması düşüncesinden yola çıkılarak; B kulesine bir ek olarak kurgulanan Zaman Tüneli’nin tasarımında, modern çelik, cam, ahşap malzemeler kullanıldı ve tarihi yanıltabilecek bir müdahale yapmaktan kaçınıldı. Çelik karkas taşıyıcı sistem üzerine oturtularak Zaman tünelini oluşturan döşemeler, kaleyi iç mekanda algılatmak amacıyla boşluklu yapıdaki geçirgen çelik tel malzeme ile tasarlandı. Yapı içerisinde, kulenin strüktürel etkisinin korunması amacıyla cam malzeme kullanıldı. Gerekli kapalı hacim ihtiyacı için ise, doğal ve organik bir malzeme olan ahşap malzeme tercih edildi.

Etiketler

Bir cevap yazın