Katılımcı, Ytong Ulusal Mimari Tasarım Yarışması: “Çatılar ve Sürdürülebilirlik”

Katılımcı, Ytong Ulusal Mimari Tasarım Yarışması: “Çatılar ve Sürdürülebilirlik”

Günümüzde, ulaşım, taşıma ve iletişim teknolojileri akıl almaz bir hızla gelişmektedir. Bu gelişimin, çağdaş toplumların gündelik hayatındaki yeri tartışılmaz. İletişim devrimi öncesinde, sadece kamusal alanda sosyalleşen insan için, bugün bahsi gecen teknolojiler, insanoğlunun tarih boyunca inşa ettiği uygarlık izlerini taşıyan coğrafya ile ilişkilerini yeniden şekillendirmektedir. İnsanoğlu varoluşunun başından bugüne, dokunduğu coğrafyada izler bırakır, onu dönüştürür ve kendileştirir. Geleceğini inşa ederken ise, belleğinin bir parçası olan bu izlere başvurur. Çünkü « beden » geçmişte ve gelecekte onun varlığının bir parçası olmuştur olacaktır. Günümüz koşullarında, iletişim teknolojileri, insanoğlunun duyularını manipüle ederek gerçeklik algısını ve değer yargılarını inanılmaz bir hızla deforme etmektedir. Bugün, toplumsal ölçekte ve birey ölçeğinde gerçeklesen bu manipülasyon, ağırlıklı olarak gündelik hayatın her dakikasında yanımızda olan ekran aracılığıyla sağlanmaktadır. Bu durum, yakın çevremizdeki insanlarla bile değer yargılarımız arasında uçurumlar oluşmasına neden olmaktadır. Yaşadığı coğrafyayı ve çevresindeki yaşantıyı günbegün bir iletişim kaosu içinde algılayan insanoğlu, sahip olduğu belleğin üzerine inşa edildiği coğrafi bağlama yabancı düşerek, kendi geçmişinden, dolayısıyla da belleğinden uzaklaşmaktadır. Bu durum ve gündelik hayatımızda karsılaştığımız bilgi aktarımı yığılmaları, kültürel paylaşım kaosu, insanoğlunun aidiyet duygusunun zayıflamasına neden olmakta, korkuyu tetiklemekte, insan topluluklarının ve bireylerin yalnızlığına neden olmaktadır.

Yerel kültürler, bu bakış açısı doğrultusunda önemli bir kontrol mekanizmasıdır. Engellenemez küresel değişimler karşısında, bu değişimlerin bize faydalarını ve zararlarını analiz edebilmemiz için kılavuzluk ederler. İnsanoğlunun vazgeçilmez bir parçası olan bedeninin ilişkilendiği “Coğrafya”yı, uygarlığın gelişiminde önemli bir aktör olarak kabul ederler ve Toplumsal belleğe sahip çıkarlar. Bu durum ise ancak insan toprağa ayak bastıkça çevresi ve çevresindeki insanlarla iletişim kurdukça sağlanabilir.

Önerilen proje, yerel kültürlerin güncel koşullardaki sürdürülebilirliğini tartışmanın ortasına çeken bir kentsel tasarım projesidir. Günümüzde çevresini algılama şekli görsellik ile koşullanan insanın, yakın çevresiyle etkileşimini güncel iletişim yöntemlerinin desteğini de alarak sağlar. Şehir içinde var olan hareket kaynaklı karşılaşma noktaları ile yerel karşılaşma noktalarını birbirine bağlar. Ulaşım hızına duyulan ihtiyaç ve iletişim teknolojilerinin bize sunduğu imkânlar nedeniyle kullanımı farklılaşan fiziksel kamusal alanda gerçekleşen “karşılaşma” ve “çevreyle etkileşim”‘in önemini savunur. Bu karşılaşmaları, “Buluşma” ya dönüştürmeyi amaçlar. Toplumsal bellek ve ortak bilinç kavramları ancak o toplumun varlığından ve aidiyetinden emin olduğu gerçekler ile şekillenir.

Bu doğrultuda düşünüldüğünde sürdürebilirlik kavramı, hangi bağlamda ele alınırsa alınsın, gerçekleşebilmesi için bu iki kavramın varlığına duyulan ihtiyaç yadsınamaz bir gerçek değil midir?

Etiketler

Bir yanıt yazın