YAYA Mimarlık, Yüksel Aytemiz ve ekibinin "Muğla Büyükşehir Belediyesi Sosyal Kültürel ve İdari Hizmetler Binası Mimari Proje Yarışması" için proje önerisi.
Proje Alanı Hakkında
Proje alanı, Muğla ili, Menteşe ilçesi, Şeyh Mahallesi, 353 ada 30 parselde yer almaktadır. Alan, tarihi kent merkezi ile Arasta arasında yer almakta ve kentsel sit alanı sınırları içerisinde bulunmaktadır. Proje alanının kuzeyinde tescilli Kurşunlu Camii ve Meydanı, batısında eski şehir kulübü olarak bilinen tescilli konak, güneybatısında ise tescilli Atatürk İlkokulu bulunmaktadır. Bu nedenle tasarım sürecinde, çevredeki tescilli yapıların korunması ve mevcut kentsel doku ile uyumlu bir yaklaşım benimsenmesi önem taşımaktadır.
Kullanıcı, İşletme ve İhtiyaç Programı Senaryosu
Proje, kamusal yaşam ile kurumsal işleyişi aynı mekânsal bütünlük içerisinde buluşturan, düşeyde zonlanan ve yatayda geçirgenleşen bir program kurgusu üzerine kurulmuştur. İhtiyaç programı; kültür, sanat, eğitim, sosyal ve idari işlevlerin farklı kullanıcı profillerine ve değişken kullanım ihtiyaçlarına cevap verebileceği esnek bir mekânsal organizasyon doğrultusunda kurgulanmıştır.
Bu doğrultuda bodrum kat; kültür ve sanat atölyeleri, seminer odası, kütüphane ve dinlenme alanlarıyla eğitim ve atölye işlevlerinin yoğunlaştığı bir program katmanı olarak kurgulanmıştır. Bodrum katın doğal ışık ve açık alan ile ilişkisini güçlendirmek amacıyla yapı kütlesinde bir ışıklık yarığı oluşturulmuş ve bu yarık, bodrum kattaki mekânların gün ışığından yararlanmasını sağlayacak şekilde tasarlanmıştır. Işıklık, aynı zamanda bodrum kat ile açık alan arasında görsel ve mekânsal bir ilişki kurarak bu katın zemin katın altında konumlanan, kapalı ve izole bir mekân olarak algılanmasının önüne geçmektedir. Bahçeden ışıklık alanına yönlenen doğrudan merdiven bağlantısı ile bodrum kata, yapının ana girişinden geçmeden açık alandan bağımsız bir erişim sağlanmıştır. Böylece bodrum katta yer alan atölye, eğitim ve kültürel işlevlerin bahçe ile doğrudan ilişki kurması ve farklı zamanlarda bağımsız olarak kullanılabilmesi mümkün kılınmıştır.
Zemin kat, yapının kamusal çekirdeğini oluşturur. Giriş holü ve fuaye ile ilişkilenen iç bahçe, amfi ve sergi alanları; karşılaşma, bekleme, sergileme ve sosyalleşme eylemlerini ortak bir kamusal düzlemde buluşturur. Çökertilmiş gösteri alanı, amfi, sergi alanı ve sergi terasıyla kurulan mekânsal sekans, farklı etkinliklere uyum sağlayabilen dönüşebilir bir kültürel odak oluşturur.
Üst katlarda yer alan idari birimler ise yapının kurumsal omurgasını oluşturur. Yönetici ve personel çalışma alanları, toplantı salonu ve arşiv birimleri; işleyiş, yönetim ve koordinasyon gereksinimlerine cevap verecek şekilde düşey sirkülasyon çekirdeği etrafında organize edilmiştir.
Böylece kullanıcı hareketi, sokaktan avluya, avludan kamusal işlevlere ve düşey sirkülasyon aracılığıyla farklı program katmanlarına bağlanan süreklilik içerisinde kurgulanmıştır.
Proje Alanının Yaya İlişkileri
Proje alanı, kent merkezinin yaya hareketini taşıyan iki ana arterin oluşturduğu güzergâh üzerinde yer alması doğrultusunda çevresindeki kamusal işlevler, ticaret alanları ve tescilli yapılar nedeniyle bu güzergâh gün boyunca yoğun olarak kullanılmaktadır. Bu hareketlilik, tasarım kararlarının şekillenmesinde temel veri olarak değerlendirilmiştir.
Bu doğrultuda, ana arterlerden gelen yaya akışları proje alanına dâhil edilerek kamusal süreklilik sağlanmış, bu akışların birleştiği noktada ise kullanıcıları bir araya getiren kamusal bir düğüm noktası oluşturulmuştur. Böylece yapı, yalnızca idari işlevlere hizmet eden bir kamu binası olmanın ötesine geçerek çevresindeki kamusal alanlarla bütünleşen ve yaya hareketini destekleyen bir geçiş mekânı olarak kurgulanmıştır.
Yerel Konut Tipolojilerinin Tasarıma Etkisi
Eski Muğla’da iki farklı konut tipolojisi görülmektedir. Asar Dağı yamaçlarında yer alan geleneksel Türk evleri, yüksek avlu duvarlarıyla sokağa kapalı ve içe dönük bir yerleşim anlayışına sahiptir. Güney düzlükte gelişen konut dokusu ise sokakla daha doğrudan ilişki kuran ve dışa dönük bir yerleşim karakteri göstermektedir. Geleneksel Türk evlerindeki avlu kurgusu tasarıma aktarılırken, avlunun sokakla ilişkisi güçlendirilerek kamusal kullanıma açık bir mekân oluşturulmuştur. Kocamustafaefendi Caddesi ve Kurşunlu Caddesi’nden gelen yaya hareketleri bu avluya yönlendirilmiş, böylece hem kentle bütünleşen hem de kullanıcıların bir araya gelebildiği geçirgen bir kamusal alan elde edilmiştir.
Kentsel Doku ve Yapılaşma Kararı
Proje alanının tarihi kent dokusu içerisindeki konumu ve çevresindeki bitişik nizam yapılaşma karakteri, yapı kütlesinin biçimlenmesinde belirleyici bir tasarım verisi olarak değerlendirilmiştir. Bu doğrultuda yapı, çevredeki kentsel doku ile süreklilik sağlayacak şekilde bitişik nizamda ele alınmış; parsel sınırları ve mevcut yapılaşma ilişkileri doğrultusunda kütlenin kompakt biçimde konumlandırılmasıyla ek kullanılabilir alan elde edilmiştir. Böylece hem kentsel dokunun sürekliliği korunmuş hem de parselin mekânsal kapasitesi daha etkin değerlendirilmiştir. Elde edilen ek alan, yapının ihtiyaç programının karşılanmasına katkı sağlarken açık alanların ve kamusal avlunun niteliğinin korunmasına olanak vermiştir.
Kültürel Bellek ve Kamusal Kullanım
Proje alanının geçmişte belediye binası, açık hava sineması ve çeşitli kamusal etkinliklere ev sahipliği yapmış olması, tasarım sürecinde önemli bir veri olarak değerlendirilmiştir. Bunun yanı sıra, Muğla’daki yerel üretim pratikleri ve dayanışma kültürü, kadın kooperatifi ve takas pazarı gibi kamusal kullanımların oluşturulmasında etkili olmuştur.
Amfiye yönelen cephelerde kullanılan açılabilir sistemler ile iç ve dış mekân arasındaki ilişki güçlendirilmiş; etkinlik alanlarının gerektiğinde avlu ve amfiyle bütünleşerek daha geniş bir kamusal kullanıma dönüşmesiyle esnek bir tasarım anlayışı sağlanmıştır. Böylece sergi, atölye, söyleşi ve çeşitli kamusal etkinliklere uyum sağlayabilecek geçirgen bir mekânsal kurgu oluşturulmuştur.
Açık Sofa ve Veranda Kurgusu
Geleneksel Muğla konutlarında önemli bir mekânsal öğe olan açık sofa, tasarımda üst katlarda yarı açık bir veranda olarak yeniden yorumlanmıştır. Veranda; oturma alanları ve dinlenme bölümleriyle kullanıcıların bireysel veya ortak kullanıma uygun zaman geçirebileceği bir açık mekân olarak tasarlanmıştır. Geniş saçakları sayesinde gölgelik oluşturan veranda, pasif iklimlendirmeye katkı sağlarken kullanıcıların doğal havalandırma ve gün ışığından yararlanmasına olanak tanımaktadır. Aynı zamanda kent silüetine yönelen oturma alanlarıyla kullanıcıların çevreyle görsel ilişki kurabileceği nitelikli bir açık kullanım alanı sunmaktadır.
Malzeme ve Cephe Yaklaşımı
Cephe tasarımında tercih edilen malzeme kararları, Muğla’nın geleneksel yapı karakteri ve mevcut kentsel dokuyla uyum kuracak şekilde belirlenmiştir. Taş kullanımı, Muğla’nın geleneksel yapı dokusunda görülen doğal malzeme kullanımına referans vererek yapının mevcut tarihi çevreyle uyumlu bir ilişki kurmasını sağlamaktadır. Özellikle zemin kotunda kullanılan taş yüzeyler, yapının sokakla kurduğu ilişkiyi güçlendiren ve kentsel doku ile bütünleşmesini sağlayan bir tasarım öğesi olarak ele alınmıştır.
Avlu çevresinde kullanılan ahşap görünümlü düşey elemanlar, geleneksel Muğla konutlarında yer alan açık sofa ve ahşap dikme sistemlerinden referans alınarak tasarlanmıştır. Bu elemanlar, yapı ile avlu arasındaki geçişi tanımlayan yarı geçirgen bir cephe düzeni oluşturmaktadır.
İklimsel Yaklaşım ve Güneş Kontrolü
Muğla’nın iklimsel risk analizlerinde belirtilen sıcaklık artışları ve sıcak hava dalgaları, tasarım kararlarının oluşturulmasında önemli bir veri olarak değerlendirilmiştir. Bu doğrultuda, yapının güneş etkisine karşı korunması ve iklimsel konforun artırılması amacıyla cephede güneş kırıcı sistemlerin kullanılması ve bu sistemlerin cephe bütünlüğü içerisinde devam ettirilmesine yönelik kararlar geliştirilmiştir.