Katılımcı (Mesaidışı Mimarlık), Kore Savaşı Anma Alanı ve Ziyaretçi Merkezi Mimari Proje Yarışması

MİMARİ PROJE RAPORU

Bugün savaş sonrası anıtları ve anma-anılma ama güdülerek tasarlanan yapılar, çoğunlukla simgesel etki yönünden ele alınmaktadır. Oysa ki bu yapılarda gerçekleştirilen ‘anma’ eylemi simgesel bir ağırlıktan çok, dinginliğin ve yalınlığın hakimiyetinde gerçekleşen bir eylemdir. Çünkü anma eylemi ancak kişinin ‘anla’ması ile mümkündür. Anlamak – bir anda var olmak – kişinin kendi ile baş başa kalma durumu olarak yorumlanabilir. Bu kadar yalın ve doğal olan bir eylen neden simgesellikle özdeşleştirilmektedir?

Simgesellik ve yalınlık arasındaki bu ikili karşıtlık işte tam da bu noktada Kore Savaşı Anma ve Ziyaretçi Merkezi yapısının tasarım kararının temelini oluşturmaktadır. Bahsi geçen ‘ikililik’ kavramı yapıyı ve araziyi işlevsel ve kavramsal ölçeklerde ikiye böler. Bu ikiye bölünme arazinin sahip olduğu bitki dokusu yoğunluğu doğrultusunda gerçekleşir. Arazinin güney bölümünde bulunan yoğun bitki dokusu arazinin kuzey bölgelerinde oldukça azalma eğilimindedir. Bu durum projede müdahale edilen ve edilmeyen alanların tanımlanmasını sağlar. Doğal eşiklerle ikiye ayrılmış olan arazi, kavramsal anlamda ‘bağlayıcı’, kütlesel anlamda ise ‘ayırıcı’ bir köprü ile bağlanmıştır. Bu köprü bahsi geçen müdahale edilmeyen alanın sınırı niteliğindedir. Bu sınır ötesinde gerçekleşen kütlesel ve yapısal kararlar ise müdahale edilen alanın açık bir vurgusudur. Bahsi geçen köprü, kullanıcıya bu ikili karşıtlık arasında bir seçim hakkı sunar; katılma – anma.

Topografik açıdan düz olması nedeni ile tanımsız olan arazi, kuzey girişinden yapı sınırına kadar üç metre derinliğinde kazılarak bir ‘iç avlu’ tanımlanmıştır. Bu avlu yörüngesinde toplanmış olan tören alanı, etkinlik, kafeterya, sergi, amfi tiyatro gibi işlevler bu karşıtlığın ‘katılma’ yönünün temsil ederken, köprünün diğer tarafındaki kütüphane, ‘anı kabini’ gibi dinginlik içeren oluşumlar ise ‘anma – anlama’ yönünü temsil eder. Tasarımsal kararların temelini oluşturan yaklaşım yapının malzeme seçimi ve cephe tasarımını da etkilemiştir. Bu kararlar ile bir bütünlük oluşturmak amacı güderek köprünün güney tarafı tek malzeme üzerinden ilerlerken, yapının kuzeyi farklı malzeme kurguları içerir.

Bağlayıcı köprünün, bütün bu özellikleri dışında barındırdığı kentsel ve sosyal ölçeklerdeki işlevleri ile sadece arazi bazında değil şehir ölçeğinde de bir bağlayıcılık görevi görmesi öngörülmüştür. Lüleburgaz’ın kuzey sınırında yer alacak olan Kore Savaşı Anma ve Ziyaretçi Merkezi yapısı, içinde barındırdığı kütüphane, sergi, kitap paylaşım ve etkinlik alanı gibi sosyal işlevleri ile de kent ölçeğinde öngörülen kültür rotasının, konumu itibari ile bir sonu – başlangıcı olabilecek niteliktedir.

PEYZAJ RAPORU

Kore Savaşı Anma Alanı ve Ziyaretçi Merkezi yapısının araziye yerleşimi ve çevre yaklaşımı noktasındaki temel karar, proje fikrinin altyapısını oluşturan ‘ikililik’ kavramından gelmektedir. Bu kavram, projenin mimari yapısını kütlesel anlamda ikiye ayırırken, aynı zamanda da peyzaj düzenlemesi ve çevre ile ilişkisini de aynı anlamda etkilemektedir. Arazinin güneyinde yoğunlaşan bitki örtüsü, arazinin kuzey bölgesine ilerledikçe cılızlaşarak, yok olma eğilimindedir. Bu durum, peyzaj tasarım kararını ‘müdahale edilen’ ve ‘müdahale edilmeyen’ alan olarak ikiye bölmek anlamında yorumlanabilir. Bu bağlamda bağlayıcı bir köprü kurgusu ile ikiye bölünen arazi, bitki dokusunun yoğunlukta bulunduğu alanlarda neredeyse müdahale edilmeden bırakılmış, bitki dokusunun yoğun olmadığı kuzey yönündeyse, ‘müdahale’ kavramını açıkça ortaya koyan bir yaklaşımla yeniden düzenlenmiştir. Bu düzenlemenin altyapısını, arazinin geometrik yapısı ve düz topografyanın getirmiş olduğu tanımsızlık oluşturmaktadır. Bu tanımsızlığa yapılan ‘müdahale’, oluşturulan yeni peyzaj yaklaşımı ile yapıya ait giriş- çıkış, toplanma-tören ve etkinlik alanı gibi açık alanları kavramsal ve fiziksel anlamda güçlendirmektedir.

Arazinin kuzey girişi itibari ile yapılaşan bölgeye kadar olan alan 3 m derinliğinde kazılarak bir ‘iç avlu’ oluşturulmuştur. Bu ‘iç avlu’ tören-etkinlik alanı gibi açık alan işlevlerini daha korunaklı hale getirirken, bahsi geçen müdahalesiz alanın da yalınlığını destekler niteliktedir. Arazinin tam merkezinde bulunan ve bu iki alan arasındaki ayırım kurgusunu sağlamak üzere tasarlanmış bağlayıcı köprü, hem bir eşik hem de bir bağlantı görevi görmektedir. Bu niteliği ile bağlayıcı köprü, kullanıcıya bu ikili karşıtlıkta bir karar verme imkanı sunar; ‘katılma- anma’.

Bağlayıcı omurga etrafında şekillenen ve arazinin güney yönüne yerleştirilen ‘anı kabinleri’ ve park bu kararın ‘anma ‘bölümünü oluştururken, köprünün diğer tarafındaki avlu ise, kavramın ‘katılma’ yönünü temsil etmektedir. Bu sayede kullanıcı, kendi ile doğa arasında kalma imkanı bulur.

Tasarımda bitki seçimleri yönünden, arazi içinde çoğunlukta bulunan populus canescens, fraxinus excelsior türleri ile uyumlu olarak iç avlu bitkilendirilmesinde; juniperus communis L., cupresus macrocarpa ve tilia tomentosa tercih edilmiştir. Açık yeşil alanlarda ise iklim şartlarıyla uyumlu olması açısından Festuca arundinacea çimi tercih edilmiştir. Ana giriş rampası ve beraberinde yer alan ‘anıtsal peyzaj bantları’ arasındaki eğimli yeşil yüzeylerde, toprağı sıkıştırmak sureti ile taşıma gücünü artıran hücresel dolgu tekniği ‘geoweb’ uygulaması uygun görülmüş, üzeri ise festuca rubra türevi çim ile yeşillendirilmiştir.

Etiketler

Bir yanıt yazın