Katılımcı, Ahlat Gençlik Kampı Mimari Proje Yarışması

MİMARİ RAPOR

Lineer bağlantı aksı/omurga, bir delik (göçük avlu ve avlulu plan tipolojisi) ve bir ağaç, eyvanlar ve revak, mimari peyzaj ögeleri olarak bacalar (çekirdek, servis birimleri), araziye tutunan yaya köprüleri, ve mimarın dokunduğu – dokunmadan alanın coğrafyasına bıraktığı peyzaj ikilemi…

Bu projede tasarım problemi, yarışma çağrı metninde de vurgulandığı üzere “‘Tarihsellik’ tartışması sıradan biçimselliğin ötesine geçebilir mi?” sorusu üzerine odaklanır. Tarihsel sürekliliğin kentte güçlü simgeleri olan kümbetler, mezarlar gibi mimari ögelerle coğrafyanın kimliği, yere ait olma meselesini yarışma alanı verileri (fiziksel koşulları) ile beraber sorgulamayı hedefler.

Yarışma alanı ve yarışma programına bakıldığında, vaziyet planı yerleşiminde; istenilen yapılaşma metrekaresi ve alanın toplam yüzölçümü arasındaki oran, alanı parçalayan kanallar ve kuzey-güney alanının Bitlis Van Karayolu ile ayrılması göz önünde bulundurularak, Kuzey (yapılaşma alanı), Güney (göl kenarı) ilişkisinin, yaya (kamp/konaklama kullanıcıları) trafiğinin sürekliliğinin sağlanması amacıyla ana bir lineer yaya aksı (sosyal kullanım aksı) yaratılarak, alanın bir tarafına yaslanan ve kalan alanın serbest kullanımına imkan sağlayan yaklaşım benimsenmiştir. Tasarımın ana omurgasını oluşturan bu aksı kuvvetlendirmek amacıyla, yarışma yapılaşma alanları bağlamında önerilen konferans merkezi kütlesinin, tasarlanan aksın görsel tamamlanışı olarak kurgulanması ve konaklama birimiyle bağlantısının güçlendirilmesi önerilmektedir. Böylelikle ana omurganın konferans merkezi ile başlayıp su sporları merkezi iskelesiyle bitimi gerçekleş(tiril)miştir.
Tasarımda Konaklama kütlesinin;

  1. Çevre dokunun küçük birimlerden oluşması, dolayısıyla kütle lekesinin çevre ile kurduğu ilişki bağlamında, metrekarece daha fazla bir hacim ile yeryüzünde iz bırakmasının tercih edilmemesi
  2. Kuzey-Güney alanlarının yaya bağlantısının çevre ile kurduğu ilişkinin kendine özgü iç bir yaşam ile özelleşmesi ve araç trafiği ile bağlantısının tamamen koparılmasının hedeflenmesi
  3. Sıcak ve kuru iklim bölgelerinde, iklim çözümleme bağlamında yeraltı yerleşimlerinin iklim dengeleyici rolünün göz önünde bulundurulması

gibi nedenlerle yeraltında, göçük bir avlu etrafında kurgulanması düşünülmüştür. Böylelikle iklimsel dengelerin sağlanmasında avlu hacminin, mikro alanda hava akışı ve yaz aylarında yakıcı güneşten, kış aylarında soğuk dış hava koşullarından koruyarak insanın konfor koşullarına yakın bir iç iklim yaratması sağlanmıştır.

Plan tipolojisi anlamında avlu etrafında kurgulanan konaklama biriminin bölgenin ve konunun beraberinde akla getirdiği kervansaray (konaklama) ve medrese (Su sporları eğitim merkezi ve konaklama) plan tipolojilerine gönderme yapması da düşünülerek tasarım problemine yaklaşıldığı söylenebilir. Tüm bunlara ek olarak, yapılaşma alanında, bölgenin avlu kullanımı ve yarı açık-yarı kapalı alan kullanım kültürü göz önünde bulundurularak, bina ölçeğinde dış mekan kullanımlarında ‘Eyvan’ ve ‘Arkad’, ‘Revak’ çözümlemeleri projenin tarihselcilikle olan tartışması bağlamında önemli role sahiptir.

Proje yaklaşım kararı olarak üzerinde durulması gereken bir diğer önemli nokta ise; yapılaşma metrekaresi ve alanın yüzölçümü oranını arasındaki farka rağmen, yapının alanda ‘Yok Yapı’ olarak kurgulanması ve yeryüzünde büyük bir kütle olarak görüle(bile)cek yapı programını ortadan kaldırarak, şartnamede vurgulanan Ahlat’ın mimari peyzaj ögelerinin simgesel değerinin metaforik olarak alanın bütünün kurgusunda (peyzajda) ayrı bir önem atfetmeye olanak tanıması meselesidir. Bu doğrultuda, yeraltı yerleşkesi olarak nitelendirilebilecek yapının ulaşım çekirdekleri, yangın kaçışları, programda istenilen açık spor alanları, (hatta) konferans merkezi kütlesi, göl kenarı ulaşım çekirdeği, sahil gözlem kulesi, kafe – servis birimleri, satış birimleri, halihazırda konferans merkezi yapılaşma alanı olan ancak mesire, koşu-yürüyüş ve etkinlik alanı olarak kurgulanan koruya, alanın çevre yollarından ve yapıdan ulaşım çekirdekleri, Ahlat Mezarlığı’nın parçacıl ve birimsel etkisinin alandaki bir soyutlaması olarak görülebilir. Hatta bu birimlerin büyüklük ve yüksekliklerinin farklılıkları da, Ahlat Mezarlığı’nda hiyerarşik olarak yer alan mezar taşları büyüklük ve yükseklikleri de gözetilerek önem derecelerine göre tasarlanmıştır. Bu parçacıl yapılanma ve yaya ulaşım yolları olarak kurgulanan yaya köprülerinin alana tutunması bir yandan yerin dokusu ile ilişkiyi kuvvetlendirip, röper noktalarını oluştururken, diğer yandan sadece yapılaşma omurgası olarak tasarlan ve mimarın elinin dokunduğu alan ve yerin kendi coğrafyasının tüm sadeliğiyle (dokunulmamış halde/ alanın doğal yapısı, yerel flora ve faunayı örselemeden) bırakıldığı ikilem üzerine, alanın kullanıcıları tarafından bir deneyim parkuru haline dönüşmesini sağlamıştır.

Yapı malzemeleri açısından yapılan seçimler, en temelde yer altı ve yer üstü olarak ikiye ayrılmaktadır. Konaklama birimi kütlesinin daha ağır ve katı bir etki vermesinin istenmesi düşüncesiyle, prekast beton cephe paneli olarak düşünülmüş, özellikle tasarımın önemli parçalarından birisi olan Eyvan’ları vurgulama amacıyla bu bölümlerde ‘Ahlat Taşı’ kullanılarak vurgu yapılmak istenmiştir. Yer üstünde yer alan simgesel olarak alanda dikkat çeken ‘bacalar’ ise, yine ağır/katı malzemeden olması düşünülerek beton olarak tasarlanmış, yalnızca ana çekirdeklerin, -ki bunlar konaklama kütlesine araç ve otobüs park yerinden direk olarak ulaşılabilen çekirdek, (sadece) Göl Kenarı Kıyı Sporları Merkezini kullanacak kullanıcılar için tasarlanan ulaşım çekirdeği ve (sadece) Koru olarak tasarlanan bölgeyi dışarıdan kullanıcıların ulaşımı için tasarlanan çekirdektir- yine Ahlat taşı malzemesinden yapılarak diğerlerinden ayrışması düşünülmüştür. Bunun dışında açık spor alanları ve konferans merkezinin malzemesi kütlelerin görünürlüğü ve ağırlığını azaltmak ve daha geçirgen bir etki yaratılmak istenmesi sebebiyle, sırasıyla, mesh saha telleri ve ‘mesh cephe panelleri’ olarak düşünülmüş, yukarıda kalan yapıların dil birliği bağlamında benzer malzemelerin kullanılmasına karar verilmiştir. Diğer bir taraftan, konferans merkezi kütlesinin yere yalnızca çekirdeklerle basarak, alt kısmının açılabilir kapanabilir olarak tasarlanması (esnek mekan örgütlenmesi) ve yarı-açık yarı kapalı esnek mekan olarak yaz-kış aylarında farklı kullanımlarla değerlendirmeye imkan vermesi, bir başka deyişle yapı kütlesinde geçirgen bir tavır sergilemesi istenmiştir. Her ne kadar biz projenin tasarımcıları tarafından malzemeler belirlenmiş olsa da, tasarımın ana mekan yaklaşımlarının bizler tarafından önemsenen nokta olduğunu ve malzeme seçimlerinin ana tasarım yaklaşım kararlarını kavramsal olarak değiştirmeyecek şekilde değişimine açık olduğumuzu da belirtmekte fayda vardır.

Etiketler

Bir yanıt yazın