Eşdeğer Mansiyon, Muğla Büyükşehir Belediyesi Sosyal Kültürel ve İdari Hizmetler Binası Mimari Proje Yarışması

Kübra Paksoy, Beyza Terzioğlu ve Ali Yıldız tarafından "Muğla Büyükşehir Belediyesi Sosyal Kültürel ve İdari Hizmetler Binası Mimari Proje Yarışması" için tasarlanan proje, eşdeğer mansiyon ödülü kazandı.

Proje Raporu:

Muğla’da Kamusal Yaşam

Muğla’da gündelik yaşam yalnızca yapıların içinde kurulmaz. Sokaklar, avlular, revaklar, gölgelikler ve teraslar iklimin sunduğu olanaklarla birlikte yaşamın doğal uzantısına dönüşür. Açık ve yarı açık mekanlar dolaşım alanı olmanın ötesinde, beklemenin, karşılaşmanın, üretmenin ve birlikte vakit geçirmenin gerçekleştiği kamusal zeminlerdir.

Proje, bu mekansal kültürü çok katlı bir kamu yapısında yeniden yorumlamayı amaçlamaktadır. Yerel mimarinin biçimsel öğelerin tekrar etmek yerine, Muğla’nın açık yaşam alışkanlıklarını, iklimle kurduğu ilişkiyi ve kamusal mekan üretme biçimini çağdaş bir mekansal organizasyona dönüştürmeyi hedefler. Yapının yalnızca belediye hizmetlerinin sunulduğu bir kurum değil, günün farklı saatlerinde yaşayan ve farklı kullanıcıları bir araya getiren bir kamusal odak olması amaçlanır.

“Third Place” kavramı, Ray Oldenburg tarafından ortaya konan; ev, iş ve okul dışında insanların gönüllü olarak bir araya geldiği, vakit geçirdiği ve aidiyet geliştirdiği mekanları tanımlar. Proje, adını bu yaklaşımdan alır ve yapıyı yalnızca idari bir hizmet binası olarak değil, kentlinin gündelik yaşamına dahil olan bir üçüncü mahal olarak kurgular.

Boşlukların Kurgusu

Tasarım, avlu fikriyle başlamıştır. Yalnızca merkezi bir açık alan olarak değil, yapının tüm organizasyonunu belirleyen kamusal çekirdek olarak ele alınmıştır. Süreç içerisinde bu fikir, farklı ölçeklerde üç ana boşluk sistemine dönüşmüş yapı, kütlelerin yerleştirilmesiyle değil, bu boşlukların tanımlanmasıyla biçimlenmiştir. Bu boşluklar yalnızca dolaşım alanı değildir, farklı kullanıcıların karşılaştığı, etkinliklerin birbirine taşabildiği ortak mekanlardır. Açık ve yarı açık dolaşım alanları katlar boyunca gölgeliklerle desteklenen katmanlı mekansal kurgu sayesinde doğal havalandırma, gölge ve dış mekan kullanımı gün boyunca süreklilik kazanır.

İdari birimler, atölyeler, kütüphane ve çok amaçlı salon bu boşlukları tanımlayan kütleler olarak yerleşir. Böylece işlevler birbirinden ayrışırken aynı zamanda görsel, fiziksel ve işitsel ilişki kurar. Dolaşım alanları yalnızca ulaşımı sağlayan koridorlar olmaktan çıkar beklemenin, çalışmanın, karşılaşmanın ve birlikte üretmenin gerçekleştiği ortak yaşam alanlarına dönüşür. Yapının merkezinde yer alan çok amaçlı salon bu sistemin odak noktasıdır. Alanın kültürel belleğine gönderme yapan çok amaçlı salon, üç boşluğu birbirine bağlayan konumuyla gerektiğinde fuaye ve açık alanlarla birlikte çalışarak etkinliklerin yapının farklı bölümlerine yayılmasına olanak tanır. Böylece yapı, birbirini destekleyen esnek bir kamusal mekan sistemi olarak işler.

Kütle Organizasyonu ve Çevreyle İlişki

Yapının kütle organizasyonu, farklı yönlerde değişen kentsel karaktere uyum sağlayan parçalı bir kurgu benimsemektedir.

Tescilli Atatürk İlkokulu’na komşu olan güney cephede yapı, tarihi yapının ölçeğine göre alçalarak onun siluetiyle dengeli bir ilişki kurar. Yapı sınırı boyunca Atatürk İlkokulu ve devamındaki yapıların oluşturduğu iz takip edilmiş, mevcut kentsel doku yeni yapı tarafından sürdürülmüştür.

Kurşunlu Caddesi boyunca batı cephesinde çevredeki yapı yükseklikleri referans alınmış, caddeyi tanımlayan taş duvar karakteri Atatürk İlkokulu’nun bahçe duvarının devamı niteliğinde ele alınmıştır. Böylece geleneksel Muğla dokusunda görülen, sokağı tanımlayan duvar sürekliliği yeniden yorumlanırken, yapının kentsel ölçekte caddeyle kurduğu ilişki güçlendirilmiştir.

Cami yönündeki kuzey cephede ise komşu yapı yüksekliği, mevcut açıklıklar ve yapı yaklaşma koşulları değerlendirilerek kütlenin yükselmesine olanak tanınmıştır. Böylece yapı, tekdüze bir yükseklik yerine çevresindeki farklı ölçeklere uyum sağlayan kademeli bir siluet oluşturur. Kütleler arasında oluşturulan boşluk sistemi yalnızca iç mekan organizasyonunu değil, kentsel dolaşımı da yönlendirmektedir. Kurşunlu Caddesi ile Turgut Reis Caddesi üzerindeki yaya hareketi yapının içine davet edilerek kamusal boşluklarla bütünleştirilmiş, yapı kent içinde geçilen değil, deneyimlenen bir kamusal rota olarak kurgulanmıştır.

İşlevlerin Organizasyonu

Genç yaşamın merkeze taşınması için kültürel etkinliklerin yanı sıra birlikte üretim de desteklenir. Ücretsiz çalışma alanları ve kiralanabilir ortak çalışma birimleriyle hem birlikte üretim hem de belediye için sürdürülebilir bir ekonomik model hedeflenir. Öğrenciler, belediye çalışanları ve dijital göçebeler aynı çatı altında buluşur.

İşlevler, oluşturulan boşluk sistemini güçlendirecek biçimde üç ana blokta düzenlenmiştir. Black Box, idari birimler ve servis hacimleri aynı blokta çözülürken atölyeler ikinci, kütüphane ise üçüncü blokta konumlandırılmıştır. Bu yaklaşım, benzer teknik gereksinimlere sahip işlevleri bir araya getirirken farklı kullanıcı gruplarının ortak boşluklarda karşılaşmasını sürdürmektedir.

Atölyeler yapının gün boyunca yaşayan üretim alanlarını oluşturur. Müzik, dans, el sanatları, seminer, kodlama gibi farklı eğitim programlarına olanak veren mekanlar yapı içinde yer alırken, en üst atölye katında daha uzun süreli ve yerleşik kullanımlar gerektiren atölyeler konumlandırılmıştır. Yakın çevrede bulunan eğitim yapıları dikkate alınarak kütüphane yalnızca kitap okunan bir mekan olarak değil, gün boyu yaşayan bir çalışma merkezi olarak ele alınmıştır. Kitap kafe, sessiz çalışma ve serbest çalışma alanları farklı kullanıcı alışkanlıklarına cevap verirken, bağımsız işletilebilen organizasyonu sayesinde yapının günün farklı saatlerinde kullanılabilen kamusal bileşenlerinden birini oluşturur. İdari blokta yer alan açık çalışma alanları ve ortak çalışma mekanları ise günümüzde yaygınlaşan uzaktan çalışma modelleri ve genç girişimcilik kültürüne cevap verecek şekilde programa dahil edilmiştir. Böylece oluşturulan boşluk sistemi, günün farklı saatlerinde farklı kullanıcı gruplarını bir araya getiren esnek bir kamusal alt yapıya dönüşür.

Kabuk

Glenn Murcutt, yapı kabuğunu değişen iklim koşullarına bir yelkenli gibi uyum sağlayan katmanlı sistemler olarak ele alır. Bu yaklaşımda kabuk, yalnızca iç ve dış ortamı ayıran bir sınır değil, rüzgarı, güneşi, ışığı ve havayı yöneten aktif bir arayüzdür. Projede iklimsel kontrol, açık ve yarı açık mekanların sürekliliğini sağlayan temel tasarım ilkelerinden biridir. Bu nedenle Murcutt’un katmanlı yapı kabuğu yaklaşımı, iklimsel uyumun yanı sıra değişen kullanım senaryoları ve mekansal atmosferler üzerine yeniden düşünülmüştür Yapı kabuğu, farklı etkinliklerin gerektirdiği farklı mekansal deneyimlere de uyum sağlayabilir mi?

Bazen yalnızca sahnenin ışığına ve sesine odaklanır, dış dünyayla bağını unutursun. Başka bir gün aynı mekan açılır gösteriye bahçedeki zeytin ağaçları eşlik eder, rüzgar içeri süzülür, sığlanın kokusu mekana karışır. Bir sergide ise önce kontrollü ve içine kapanık bir atmosferin içinde dolaşır, ardından paneller arasından süzülen gün ışığını takip ederek avluya ulaşırsın. Ağacın gölgesinde durur, izlediklerini düşünür, sonra yeniden yapının içine karışırsın. Yapı kabuğu iklimi düzenleyen bir katman olmanın yanında, kullanıcının çevreyle kurduğu ilişkinin derecesini, mekanın atmosferini ve deneyimin ritmini dönüştüren bir elemanlar bütünü olarak ele alınır.

Peyzaj

Peyzaj tasarımı, yapının kamusal kimliğini güçlendiren, açık alan kullanımını teşvik eden ve Muğla’nın iklimsel özellikleriyle uyumlu bir açık mekan kurgusu oluşturma yaklaşımıyla ele alınmıştır. Yıl boyunca farklı kullanım senaryolarına hizmet eden esnek dış mekanlar oluşturulması hedeflenmiştir. Sert peyzajda aralıklı döşemeler de kullanılarak yağmur suyunun toprağa ulaşması dağlanmıştır.

AVLU . merkez Merkezde konumlanan avlu, kullanıcıları bir araya getiren ortak buluşma mekanı olarak tasarlanmıştır. Basamaklı oturma elemanları ile gündelik kullanımların yanı sıra küçük ölçekli söyleşi, dinleti, açık hava gösterisi ve kamusal etkinliklere olanak tanıyan çok amaçlı bir açık mekan oluşturmaktadır. Salonun açılabilir cephesi sayesinde, avlu ile bağlanabilmektedir. Avluda gölge sağlayan doğal odak noktası olarak ağaç eklenmesi değerlendirilmiştir. Sert zemin ağırlıklı düzenleme, kamusal etkinliklerin esnek biçimde gerçekleştirilebilmesini desteklemiştir.

ÖN BAHÇE . batı Parselin batısında oluşturulan etkinlik bahçesi, yapı ile kent arasında geçirgen bir eşik oluşturmakta açık hava atölyeleri, sergiler, pazarlar ve sosyal buluşmalar için alternatif bir kullanım alanı sunmaktadır. Bu alanın kent yaşamına gün boyu katkı sağlayan aktif bir kamusal açık mekan olarak işlemesi, yol kenarı çardağı halinde kullanımı amaçlanmıştır. Fuayenin cephesi açılarak kesintisiz bağlantı sağlanabilir. Parsel sınırında yapılacak olan hafif strüktür eklemelerle farklı etkinliklere olanak sağlar. Eklenecek ağaçlar ile yol tarafına ve bahçe alanına gölgelendirme hedeflenmiştir.

ARKA BAHÇE . güney Salonun güney cephede konumlandırılan arka bahçesi, gerektiğinde salonla bütünleşerek açık hava performanslarına, gösterimlere ve kültürel etkinliklere hizmet verecek şekilde kurgulanmıştır. Yapının kültürel işlevlerini dış mekana taşıyarak kamusal yaşamın sürekliliğini desteklemektedir. Ayrıca yapılan bitkilendirme ile salon içinden yeşil dokunun hissedilmesi, bahçenin salonun doğal uzantısı olarak algılanması amaçlanmıştır. Yol kenarından ve merkez avludan nispeten ayrıştırılan bu alan, daha sakin ve korunaklıdır. Aynı zamanda sahne arkası işlevler ve bazı teknik alanlar için gerekli durumlarda araç erişimi bu alandan verilecektir.

BİTKİLENDİRME . Peyzaj tasarımında mevcut ağaçlar korunmuştur. Yeni bitkilendirmede Akdeniz iklimine uyumlu, düşük su tüketen yerel türler tercih edilmiştir.
Merkez avluda: odak ağaç anadolu sığla ağacı kullanıldı. Muğla’nın yerel bitki kimliğini temsil eden bu tür, gölgeleme sağlamasının yanı sıra mevsimsel renk değişimiyle avlunun karakterini güçlendirmektedir.

Güney bahçede: salona arka plan oluşturan zeytin bahçesi düzenlenmiştir.

Batı bahçede: gölgeleme oluşturacak şekilde geniş taçlı çınar ve zeytin ağaçları kullanılmıştır.

Üst katlarda yer alan açık koridorlarda saksı veya lineer bitkilendirme ile avlunun parçası olması hissiyatının yanı sıra, yüzey sıcaklığının düşürülmesi, güneş ışığının yansımasının azaltılması ile kullanıcı konforunun artırılması hedeflenmiştir.

Etiketler

Bir yanıt yazın