Eşdeğer Mansiyon, Küçükçekmece Lagünü Havzası Fikir Projesi Yarışması

Eşdeğer Mansiyon, Küçükçekmece Lagünü Havzası Fikir Projesi Yarışması

PROJE RAPORU

TARARIM RAPORU

“Bağırdan yükselen derin bir haykırış, bir kanyon duvarından öteki kanyon duvarına yankılanarak dağın eteklerine doğru kayıyor ve gecenin karanlığına karışıyor. Bu duyduğunuz, vahşi ve isyankar bir kederin, nefretin dünyanın güçlüklerine karşı patlayışıdır. Yaşayan her canlı -belki bir o kadar da cansız- bu çağrıya kulak verir. Bu haykırış geyik için kendisinin avlanabileceğine bir uyarı; çam ağacı için geceyarısı yaşanacak boğuşmalar ve karın üzerine dökülen kan; kır kurdu için kurttan artık kalan geyik etinin vaadi; sığırtmaç için bankaya borçlanma tehlikesi; avcı içinse kurt dişinin kurşuna meydan okumasıdır. Fakat bu apaçık ve ani umutlarla korkuların altında sadece dağın kendisinin bildiği çok daha derin bir anlam yatar. Yalnızca bir dağ, bir kurdun ulumasını tarafsızca dinleyecek kadar uzun yaşamıştır”
Aldo Leopold, Bir Kum Yöresi Almanağı.

Pek İnsanca!

Doğa-kültür ikiliği durmaksızın ‘sınırlar’ üreten ‘insani’ aklın ürünüdür. Oysa yaşam açısından sınırlar yalnızca yeni ilişkilere kapı açan yaratıcı ‘bağlantı’ noktalarıdır: örneğin bu nedenle tatlı su ile tuzlu suyun karşılaştığı anda biyolojik çeşitlilik artar, yaşam fokurdar. Bu önerinin önceliği de uzunca süredir çeşitli insani müdahalelere maruz kalan Küçükçekmece Lagünü Havzası’nda yitirilen tüm ‘ekolojik bağlantısallıkları’ gün yüzüne çıkartarak havzanın yeniden yaşamla kaynamasını sağlamaktır.

Söz konusu arayış için yeni bir dile ihtiyaç olduğu açıktır, çünkü insan merkezli dil ve üretme biçimleriyle yeni ve ‘yaşam’ öncelikli bir dünya düşlemek imkansızdır. Bu noktada Leopold’un çağrısına kulak vererek “bir dağ gibi düşünmek”, bir dere, bir su samuru ya da bir ‘havza’ gibi düşünmek kullanışlı olabilir. Kuşkusuz, tüm hücrelerine kadar mevcut epistemolojik hapishanenin tutsağı olan insan için bu kolay bir başkaldırı olmayacaktır. Ancak her haklı itiraz da olduğu gibi bu öneri de söylemsel ve eylemsel düzeyde bir projeksiyon ortaya koyar ve tüm varlıklarıyla yaşam dolu bir İstanbul’u arzular.

PROJEKSİYON

Öneri, İstanbul Metropolü’nün geleceğini üzerine yerleştiği ve hızla dönüştürdüğü yaban hayatı ve kırsal yaşam ile birlikte, yerküresel (terrestrial) bir bakışla yeniden düşünmeye çağırır. Bu esasen iklim değişimi ve benzer acil küresel krizler karşısında metropolün beslendiği asıl kaynakla yüzleşmesine ilişkin hayati bir zorunluluktur. Bu minvalde havzayı oluşturan tüm doğal ve kültürel bileşenlerin ‘aktör’ olduğu ekonomik-politik bir yönetim ilişkisi önerilir. Söz konusu yapı ‘Yerküre Parlamentosu’dur. Yerküre Parlamentosu, Bruno Latour’un “Şeyler Parlamentosu”ndan referansla geliştirilen, insan ve insan olmayanın birlikte ve ortak yaşam politikası ürettiği bir meclisler bütünüdür. Yaşamı merkeze alan Yerküre Parlamentosu ‘politika’ ve ‘bilim’ arasında bir örgü kurarak insanlar, hayvanlar, dereler, sazlıklar, bitkiler, ormanlar ve tüm diğer (organik/inorganik) şeylerin söz sahibi olduğu bir projeksiyon sunar.

STRATEJİ

1950’lerin ikinci yarısından itibaren İstanbul’daki yıkıcı dönüşüme (bkz. zaman çizelgesi) ve aktörlerine bakınca Yerküre Parlamentosu’nun bilim ile politika arasında önerdiği örgü önerisi anlam kazanacaktır. Zira iki deniz arasında su tutan ve su dağıtan topoğrafyalarla örülü bu coğrafya son yıllarda mega projelerin zemini olarak görülmektedir. Ne var ki İstanbul’un artık tek bir m2 dahi inşaata ihtiyacı yoktur. Aksine, İstanbul için yaşam dolu bir gelecek düşlemek ancak insan imalatlarını azaltarak, sökerek, temizleyerek ve dahası yitirilen ekolojik bağlantıları geri çağırarak mümkün olabilir. Bu nedenle Yerküre Parlamentosu’nun acil gündemi İstanbul’un ‘kırsal yaşam’ını ve ‘yaban hayatı’nı geri kazanmaktır. Şüphesiz bu öneri, tasarının hayata geçirilmeye başladığı anda ortaya çıkacak ekonomik ve yönetimsel problemlerin bilincindedir; ancak tam da ‘havza gibi düşünmenin’ gerekliliği olarak stratejisinde ısrarcıdır.

Yeniden Yabanileştirme

Doğal/oluşumsal süreçlerin doğal peyzajı ve su sistemlerini (dereler, doruklar, lagün ve deniz) şekillendirmesine izin vermeyi, insan faaliyetlerinin sonucunda nesli tükenmekte olan yabani türleri yeniden ortaya çıkarmayı hedefler. Bu doğrultuda hasar görmüş ekosistemleri onarmak için hidrolojik restorasyon, orman restorasyonu, peyzaj restorasyonu, erozyon önleme, sediment önleme, maden/taş ve kum ocağından zarar görmüş topoğrafyaların restorasyonu gibi uygulamalar kullanılır. Yabanileşme sürecinin hız kazanması ve kentsel alan tehdidinden korunması için koruma zonları stratejisi benimsenmektedir.

Yeniden Kırsallaştırma

Hızlı kentleşme ve sermaye hareketliliğiyle negatif bir dönüşüme maruz kalan kırsal alanların çevresel ve sosyoekonomik açıdan sürdürülebilir kalkınmasını hedefler. Bunun için agroekolojik tarım (ilaçsız tarım, koruma tarımı, onarıcı tarım, organik tarım, biyodinamik tarım), kooperatifler sistemi, üretici pazarları gibi uygulamaları kullanır. Kırsallaştırma sürecinin hız kazanması ve kentsel alan tehdidinden korunması için genişletilmiş/çok uçlu bir kırsal alan networkü kurularak müşterek/paylaşımcı bir örgütlenme stratejisi benimsenmektedir.

METODOLOJİ

Yeniden yabanileştirme ve yeniden kırsallaştırma stratejileri için ‘söküm, geri kazanım/iyileştirme ve ‘eklemlenme’ başlıkları altında üç ayaklı bir süreç yönetimi planlanmıştır.

1.Söküm: Havza içerisinde ekolojik çeşitliliğin zarar görmesine neden olan yapılaşmaların kontrollü yıkımı ve sökümünü içerir. Uygulamanın yol açabileceği sosyal-ekonomik problemler göz önüne alarak acil ve zamana yayılmış bir söküm planı önerilmektedir.
Şimdi Söküm: Dere kenarları, lagün ağzı ve çeperi gibi ekolojik yönden zengin alanların [mutlak koruma zonu] içerisindeki kaçak yapıların 1 yıl içerisinde yıkılarak alandan temizlenmeleri.
Aşamalı Söküm: Yabani hayatı tehdit eden yapıların ‘şimdi sökümü’nde ortaya çıkacak (çevresel-ekonomik) problemleri regüle etmek amacıyla zamana yayılmış (1-5 yıl) bir söküm stratejisini oluşturur.
2.Gerikazanım/İyileştirme: Havzanın sahip olduğu ekolojik niteliklere yeniden kavuşması için doğal peyzajın ve sucul alanların restorasyonunu içerir.
3.Eklemlenme: Havza içerisindeki yaban hayatını ve kırsal yaşamı koruyan ve gelişmesine katkı sunan ‘Yaban Akademisi’, ‘Eko-sosyal Bariyer’, ‘Kırsal Kalkınma Kooperatifi’ ve ‘Yaşam İnisiyatifleri’ni içerir.

YERKÜRE PARLAMENTOSU

Yerküre Parlamentosu, insan ve insan olmayanın birlikte ve ortak yaşam politikası ürettiği bir meclisler bütünüdür. Parlamentonun bünyesi üç temel örgütlenmeden oluşur;
Yaban Akademisi – Yaşam İnisiyatifleri – Kırsal Kalkınma Kooperatifleri

YABAN AKADEMİSİ

Bilim ve politika enstrümanlarını etkin kullanarak Küçükçekmece Lagünü Havzası’ndaki yaban hayatını korumayı ve sürdürmeyi hedefler. Mutlak koruma zonunu yeniden tarif ederek genişletirken yabani hayatın kent ve kır ile karşılaştığı temas noktalarında arayüzler oluşturur. Akademinin bileşenleri ‘Su Okulu, Güneş Okulu, Toprak Okulu, Tarım Okulu, Gıda Meclisi, Göç Okulu, Kuşlar Meclisi, Kuşlar Enstitüsü ve Lagün Enstitüsüdür.

Yeryüzü Durağı: Alana yurtiçi ve yurt dışından gelecek araştırmacıların kısa süreli olarak ağırlandığı, bilgilendirme, seminer salonu, çalışma ofisi ve dinlenme alanından oluşan Yaban Akademisi ve havza ile karşılaşma mekanıdır.
Su Okulu: Lagündeki su ve ısı seviyesindeki anlık değişimlerin gözlemlenebildiği, flora ve faunanın incelenebildiği bir araştırma/deneyim mekanı sunar.
Güneş Okulu: Havzaya gün doğumunun izlenebileceği, bünyesinde güneş saati bulunan bir öğrenme ve etkinlik zeminidir.
Toprak Okulu: Toprağın makro ve mikro hareketliliğinin deneyimlenebileceği ve sosyal birlikteliklere imkan veren geri dönüştürülmüş metalden imal edilen, içerisine toprak alan bir çanak.
Tarım Okulu: Yaban Akademisi ile Halkalı Ziraat Okulu’nun birlikte çalışabileceği eğitim yapısını, tohumluklar ve kamuya açık etkinlikler düzenlenebilir atölyeler oluşur.
Göç Okulu: Kuş göç yolu üzerinde olan alanın eko-sosyal bariyer rotasına belli noktalarda takılan, kuşlar enstitüsü, kuşlar meclisi gibi eko-strüktürleri içerir.
Kuşlar Meclisi: Lagün ağzının restorasyonu ile daha önce alanda bulunan kuş popülasyonunun artacağı öngörülmektedir. Bu bağlamda kuş gözlemcilerinin gözlem/rapor/envanter araştırmalarını yapabilecekleri kendisi de kentsel peyzaja dönüşen strüktürel eklemlenmeleri içerir. Lagün Enstitüsü ile entegre çalışır.
Kuşlar Enstitüsü: Kuşların durak noktalarında mesafeli konumlanarak kuş gözlemcilerinin gözlem ve araştırma yapmalarına yardımcı geçici strüktürlerden oluşur.
Lagün Enstitüsü: Eski Menekşe Kibrit Fabrikası’nın restorasyonu yapılarak Yaban Akademisi’nin kullanımına sunulur. Lagündeki biyolojik çeşitliliğin ve zaman içerisindeki değişimlerin takip edilerek arşivlendiği, küçük çaplı eğitim/seminer ve atölye çalışmalarının düzenlendiği bir ortam/mekan.
Gıda Meclisi: Temelde kırsal kalkınma hedefine katkı sunmak için çeşitli toplantı/etkinlik e forumların yapıldığı bir ortam/mekan. Arnavutköy’de konumlanır.

EKO-SOSYAL BARİYER

Yaban Akademisi ile kentsel ve kırsal alanların temas ettiği hat boyunca (koruma zonu) devam ederek bölgedeki ekolojik ve sosyo-kültürel hayatı jenere eden tampon koridordur. Hem yaya yolu, bisiklet yolu, müşterek kent bostanları, dinlenme/seyir alanları gibi programları içermesi anlamında ‘sosyal’; peyzaj iyileştirme, sulak alan iyileştirme, yağmur bahçeleri, yağmur suyu hendeği, gri su temizleme gibi entegre su sistemleri, biyolojik arıtma alanları ve hava koridorları içermesi anlamında ‘ekolojik’ niteliklere sahiptir.

Küçükçekmece Kıyı Düzenlemesi:Kentsel yoğunluklu bir rekreatif alan ile lagünün karşılaştığı kıyı atmosferinde ekolojik bariyer (su içi bitkilendirme ve adalaştırma ile) önerisi. Kıyıdan suya uzanan ahşap iskeleler ile sulak alan peyzajıyla karşılaşma deneyimi sunar.
Menekşe Sahili: Alandaki yapıların sökümün ardından yapılan peyzaj restorasyonu ile çoğunluğu sulak alan bitkilerinden oluşan yarımada. Alandan eko-sosyal bariyerin içerdiği bisiklet ve yayolu geçmektedir. Mevcut plaj ise günün belli saatlerinde (08:00-16:00) arası kullanıma açık eko-kontrollü halk plajı olarak düzenlenmiştir.
D/100, Metrobüs ve Marmaray Bağlantısı
Alandan geçen D/100 Otoyolu ayaklar üstüne alınarak 4,5 metre yukarı alınmış, böylece sulak alana basan etkin kuvvetler azaltılmıştır. Yolun iki çeperine sulak alan ekolojisini korumak için ses ve ışık bariyeri takılmıştır. Metrobüs durağı 150 metre geri alınarak Marmaray İstasyonuyla yaya akışı (rampa/meydan park+istasyon) bağlantı kurulmuştur.
Müşterek Kent Bostanları: Temiz gıdaya erişimi, toprakla ilişkinin güçlenmesini, ortak üretim ve paylaşım kültürünü artırmak amacıyla lagünün çeperi boyunca bir ring oluşturan eko-sosyal bariyere ‘uygun’ noktalarda takılır. Bostanlar öncelikli olarak bölge halkının kullanımına (dönemlik sahiplenme) sunulur ve yılda iki kez el değiştirir.
Üretici Pazarları: Müşterek kent bostanları ve organik tarım mahsullerinin yer aldığı ürünlerin aracısız olarak satılarak ekonomik sürdürülebilirlik politikasına katkı sağlanmasını amaçlayan satış ve takas alanlarıdır.
Arkeopark: 3 bölgeden oluşan Bathonea kazı çalışmalarının halihazırda devam ediyor oluşu bu alandaki fiziki bir planlama için engel teşkil etmektedir. Kazı çalışmalarından elde edilecek bilgiler ve ilgili profesyollenellerin görüşleri dahilinde geliştirilmesi planlanan bir doğa ve arkeoloji parkı önerisidir.

KIRSAL KALKINMA KOOPERATİFLERİ VE MÜŞTEREKLER

Kırsal yaşamı destekleyerek ekolojik, sosyo-kültürel ve ekonomik sürdürülebilirliği sağlamayı amaçlayan, ortak üretim ve adil paylaşımı önceleyen bir örgütlenme biçimidir.

YAŞAM İNİSİYATİFLERİ

Genelde yerküreyi özelde ise lagün ve periferisini korumak ve iyileştirmek için Yaban Akademisi ile ortak araştırmalar yürütür, -proaktif- eylemler gerçekleştirir.

GENEL PEYZAJ KORUMA VE GELİŞİM STRATEJİLERİ

Peyzaj fonksiyon analizleri sonucunda tespit edilen peyzaj değeri yüksek alanların, temel peyzaj deseni parametreleri ile çakıştırılması ile genel stratejiler üretilmiştir. Daha net anlaşılabilmesi için proje alanı kuzeyden itibaren 3 bölgeye ayrılmıştır.

1. Bölge: Dursunköy deresi, Boyalık deresi ve Çatalca deresi tarafından oluşturulan ve kuzey yönünde göze çarpan çatallanma alanıdır.

Bu bölgede

  • Tarımsal faaliyetlerde hızlı ve yüksek düzeyde erozyon koruma tedbirleri alınmalı,
  • ilaçsız tarım faaliyetleriyle yer altı suları kirlenmesinin önüne geçilmelidir.

2. Bölge: Sazlıdere baraj gölünü Bentderesine bağlayan bölgedir.

Bu bölgede tarımsal faaliyetlerde hızlı ve orta düzeyde erozyon koruma önlemleri,

  • Mevcut alt ve üst bitki örtüsünün iyileştirilmesi ve geliştirilmesi, eğimli bölgelerde eğim kırıcıların kullanılması
  • Mevcut habitatın korunması ve iyileştirilmesi/habitatlar arası bağlantılılığın sağlanması
  • Önemli yeraltı suyu beslenim alanlarının korunması ve bu amaçla bitkilendirme alanlarının oluşturulması
  • Yağmur suyu yönetim planı hazırlanmalı ve su hasadı zonları oluşturulmalı, yüzey geçirimsiz malzeme ile kaplanmamalıdır.

3. Bölge: Küçükçekmece gölü, bataklıklar ve göl ağzını oluşturan kesimdir.

Tarımsal faaliyetlerde erozyon koruma tedbirleri alınmalı
Mevcut bitki örtüsünün erozyon önleme amaçlı koruma ve geliştirme çalışmaları alt ve üst bitki örtüsü iyileştirme çalışmaları yapılmalı
Kentsel yeşil alanlarda toprak koruyucu önlemler alınmalı
Mevcut habitatın korunması, geliştirilmesi ve iyileştirilmesi, habitatlar arası bağlantılılık sağlanmalı
Tarımsal faaliyetlerde kimyasal kullanılmamalı ya da organik tarım desteklenmelidir.
Yer altı suyu beslenim alanlarının korunması ve bitkilendirme alanları oluşturulmalı, su hasadı yapılmalı ve kirliliği önleyici tedbirler alınmalıdır.

Özellikle 1. ve 2. Bölgedeki su süreci dikkate alındığında bu bölgeler için genel peyzaj gelişim stratejileri kapsamında Mutlak Peyzaj Koruma Alanı olarak göz önünde bulundurulması gerekmektedir. 3. Bölgedeki yerleşim yoğunluğu göz önüne alındığında ise bu bölgedeki peyzaj için belirlenecek genel peyzaj gelişim stratejisi ise sınırlı peyzaj kullanım alanı uygun olacaktır.

Entegre Su Sistemi; Bu 3 bölgede yapılacak peyzaj tasarım çalışmaları kapsamında, su sürecinin etkinliğini artırmak ve sürdürülebilirliğinin sağlanması, yer altı suyu beslenim alanlarının korunması amacıyla kentsel açık yeşil alan sistemlerine aşağıdaki uygulamalar dahil edilmiştir;
Su hasadı çayırları, su hasadı terasları, su tutma hendekleri, su tutma bahçeleri ve yağmur bahçeleri, gri su arıtma.

Etiketler

Bir cevap yazın