Eşdeğer Mansiyon, ARTAKALAN | 55 SAAT Öğrenci Mimari Fikir Yarışması

PROJE RAPORU

RE-[MEMBER]

Binlerce yıldır farklı medeniyetlere ev sahipliği yapmış İstanbul’un, tarihsel ve sosyolojik açıdan birçok değişime uğradığı bilinmektedir. Bu değişimler yaşanırken farklı medeniyetlerin birbirine miras bıraktığı yapılar, gelenekler gibi değerlerin silikleşmesi ve zamanla kentteki eski kimlikleri kaybetmesi kaçınılmaz bir durum yaratmıştır.

Yaptığımız araştırma ve incelemeler sonucunda; İstanbul’da eski dönemlerde sınır işlevi ve Anadolu’ya uzanan sefer ve kervan yolunun başlangıcı olan aynı zamanda da 16.yy Osmanlı taş mimarisine bir örnek teşkil eden Bostancıbaşı Köprüsü ve Çamaşırcı Deresi’nin olduğu alanı ele aldık. Bostancıbaşı Köprüsü, tarihe ve dış etkenlere dayanabilmesine rağmen kısmen ayakta kalmıştır. Zaman içerisinde araç kaynaklı kazalardan dolayı, kitabe köşkü ve bitişiğindeki korkuluklar yıkılmıştır. Aslına uygun bir şekilde tekrardan yapılmış olunsa da zaman içerisinde oluşan ticari faaliyetlerin işleyişi için köprünün bazı kısımları yıkılmıştır. Gerekli önemi görmemesi ve ilgilenilmemesi neticesinde de kentte görünmez ve silikleşen bir hal almıştır. Yanından geçenlerin fark etmediği bu önemli alan, Kadıköy ve Maltepe muhitlerini ayırıcı bir rolü vardır, aynı zamanda da Bostancı semtine ismini vermektedir.

İstanbul’un doğu sınırı ve Anadolu’ya açılan ilk yer olarak da tanımlanan bu yapının diğer adı ise Cisr-i Derbend (sınır köprüsü) ‘tir. Yapıldığı zamanlarda kenarında bir derbend bulunmaktadır ve bu oluşum ile Anadolu’ya giriş çıkışlar, askerlerin sayımları gibi işlemler gerçekleştirilmiştir, bir nevi karakol işlevi görmüştür. Geçmişte; sınır, Anadolu’ya açılan ilk yer, ticaret ve sefer aksının başlangıcı gibi önemli işlevleri bulunan bu alan için bir eski zamanların menzil, toplanma noktası olduğu söylenebilir. Bostancı Marmaray ve Bostancı İskelesine yakın konumda olan seçili alan, ulaşım açısından elverişli bir lokasyonda olması sebebiyle de şehrin dört bir yanından gelecek olan ziyaretçiler için kolay ve ulaşılabilir bir uğrak noktası haline gelebilme potansiyeli taşımaktadır.

Tüm bu etkenler ele alındığında, Bostancıbaşı Köprüsü’ne, eski önem ve işlevine yakın bir özellik kazandırılması hedeflenmiştir. İlk olarak; geçmiş zamanda bir menzil, toplanma noktası olması ele alınmıştır. Diğer bir etken olarak da artık görünmez olan bu değerli yapının tekrardan hatırlanmasını sağlayacak bir tasarım amaçlanmıştır. İki ana tasarım hedefi neticesinde de hatırlamak ve insan kavramlarını içeren, ‘’RE[MEMBER]’’ kavramı güçlendirilerek projeye uyarlanmıştır. Çamaşırcı deresinin içinde; aynalardan oluşan ve köprünün cephesini yansıtan, tarihi gücünü, görünüşünü arttıran bir tasarım yapılmıştır. Bu sayede tarihin arkada kalma unsuru ön plana çıkarılarak, yürünen yolda sürekli arkaya bakış vurgulanmış ve geçmişi hatırlamak soyutlanmıştır. Yapılan sosyal alanlar neticesinde de eski bir işlevi olan toplanma özelliğinin hatırlanması, tekrar ortaya çıkarılması amaçlanmıştır. Köprünün kemerlerinin akslarına dağınık bir şekilde konumlandırılan ayna enstalasyonlarının arasından dağınık bir dalga formunda, önceden içerisinden su akan derenin akışından ilham alınan bir su ögesi tasarlanmıştır. Böylelikle, suyun ve camın yansıtma gücünden faydalanılmıştır. Aynı tasarım köprünün diğer tarafında da belirli bir yere kadar devam ettirilmiş ve kemerlerin geçmiş-gelecek arasında bir kapı gibi geçiş işlevi olması sağlanmıştır. Köprünün üstünde bulunan kitabe köşkü’nü de anımsamak amacıyla; Çamaşırcı deresinden kitabe köşkünün olduğu yöne geçici ekran oluşturulmuştur.

Sonuç olarak, mevcut durumda zihinlerimizde kaybolmuş olan Çamaşırcı deresi ve Bostancıbaşı köprüsünü, tüm bu enstalasyonlar ve tasarımlar neticesinde zihninlerimizde canlanması ve kaybettiği yerini geri kazandırılması hedeflenmiştir.

Etiketler

Bir yanıt yazın