4. Mansiyon, Üsküdar’da Mimar Sinan’ı Anmak Yarışması

4. Mansiyon, Üsküdar’da Mimar Sinan’ı Anmak Yarışması

PROJE RAPORU

SİNAN’ın ATLASI, dün ile bugünün kavşağında, var ile yok arasında, akan zamanda bir durak…Gece ve Gündüz…

Mimar Sinan’ın İstanbul’daki yapılarından üçünü barındıran tarihi bir kamusal kavşak olan proje alanını, zamanın bu ‘yer’de bıraktığı izleri ve dönüşümleri yansıtan/yaşatan bir ‘yegane’ mekan kesiti olarak ele almaktayız. Bu durumu tariflediğini düşündüğümüz bu yarışmanın da iki temel çağrı üzerine kurulu olduğunu fark ediyoruz. Bunlardan birinin; yerin zamanla örtülmüş değerleri olan Sinan yapıları üçlüsü çerçevesinde/vesilesiyle Mimar Sinan’ı anmaya bir davet; diğerinin de Üsküdar’ın artık güncel kimliği haline gelmiş ulaşım ağlarının odağı olma işlevini zorunlu olarak koruyarak, eklenti yapıların ve dolaşımın yarattığı kaos ortamına bir çözüm bulma çağrısı olduğunu düşünüyoruz. Gerek sahil yolu gerekse de dolgu alanın, tarihi kavşağın iki nirengi odağı olan Mihrimah Sultan Külliyesi ve Şemsi Ahmet Paşa Camisinin denizle olan komşuluk ilişkisini ortadan kaldırmış olması; Marmaray/metro giriş-çıkışları ve servis yapılarının da tarihi camilerin ortasında kalan alanda konumlandırılması nedeniyle ne alanının tarihsel sürekliliğini izlemek ne de yaklaşık yarım asırdır Üsküdar deniz siluetinin simgelerinden olan bu tarihi yapıların varlık değerini içselleştiren bir kentsel jestle karşılaşabilmek olası. Kısacası, İstanbul’un en özgün tarihi sahillerinden bir tanesinin Mimar Sinan’ın izlerini de kendi girdabına çeken sıradanlaşması karşısında alınacak tavır, bir yandan Sinan’ın mimari mirasını barındıran bu kavşağı ve yapılarını çeşitli biçimlerde deneyimleterek Mimar Sinan’ı anmalı, diğer yandan da alandaki olumsuz dokuyu estetik bir biçimde saklamalı/örtmelidir.

Bu bakış açısıyla kurduğumuz Üsküdar Sinan Kavşağı – ATLAS başlıklı öneri farklı yönlerden bir kavuşma, seyir ve anlama fikri üzerine kuruludur. Sinan için tekil bir anıt yapmanın – yarışma şartnamesinin içeriğindeki vurguya da hak vererek – Sinan’ı ve eserlerini hatırla(t)ma yönünde yüzeysel ve yetersiz bir tavır olarak kalacağı; bir anıttan söz edilecek ise asıl anıtların başta Sinan’a ait olmak üzere tarihi yapıların kendisi olduğunu; hakiki bir anmanın, öncelikle Sinan mekanlarının görünür, bakılabilir ve deneyimlenebilir kılınarak sağlanabileceği ve ancak bu şekilde geçmişe anlamlı bir değer atfedilebileceğini savunuyoruz.

SİNAN’IN ATLASI

Sürmekte olan dolgu alan tartışmalarını gözeterek, SİNAN’IN ATLASI olarak adlandırdığımız bu deneyim mekanının, Sinan Çarşısı’ndan gelen yol ile doğuda Mihrimah Sultan İskele Külliyesi ile batısındaki Şemsi Ahmet Paşa Kıyı Camisi’ni bağlayan, Valide Sultan Külliyesi önündeki denize geniş bakı veren kamusal boşlukta konumlandırılması düşünüldü. Bu kamusal alanda kurgulanan deneyim mekanı, özünde, alanda mevcut boşlular arasına sızan geçitler, ve hem bu geçitlerin sınırlarını oluşturan, hem de alana dinamik bir plastisite ve siluet katan narin direklerden oluşuyor. Bu direklerin değişken yükseklikleriyle elde edilen akışkan siluet ise, bir yandan Sinan üçgenini oluşturan tarihi yapıların siluet değerlerine mütevazi bir gönderme yaparak saygı sunuyor, diğer yandan etrafını sardığı Marmaray giriş-çıkışları ve uyumsuz eklenti yapıları hafif ve heykelsi bir ‘atlas’ gibi örtüyor, gizliyor. Deneyim mekanının çeperlerinde alçalarak, sonlanan direkler, kentsel zeminde, Sinan üçgeni içinde kalan yapılara yönlenişleri ve bakıların/seyirlerin karşılaşma noktalarını tanımlıyor. Direkler, aynı zamanda yaya geçitlerini tanımlıyor, alanının tamamına, her yönde perspektif veren görsel vistalar oluşturuyor; bir anlamda, servis yapılarının varlığı nedeniyle geçirimsizleşen ve yaya sirkülasyonuna kapanan zemini, davetkar kılarak, geçirgenleştiriyor, yaya hareketine açıyor. Direklerarası yolculuklar esnasında servis yapılarının çeperlerine eklenen yüzeylerle yayalara Sinan ve izlerini tanıtan, anımsatan görsel anlatı deneyimleri (fiziksel, dijital, interaktif, duyusal vb.) sunuluyor; kent zeminini bir üst düzleme taşıyan yürüme yolu ve bakı terasları ile Sinan’ın yapıları, Üsküdar ve İstanbul seyredilir kılınıyor.

Etiketler

Bir cevap yazın