4. Mansiyon, İzmir Ekonomi Üniversitesi Güzelbahçe Yerleşkesi Mimari Proje Yarışması

4. Mansiyon, İzmir Ekonomi Üniversitesi Güzelbahçe Yerleşkesi Mimari Proje Yarışması

Proje Raporu

OIKOS
oíkos:ev
oiko-loji:ekoloji
oiko-nomos:ekonomi

Oikos kelimesinden, Yunancada “miras” anlamına gelen nomos ile birlikte , insan ilişkilerinde temel bir kavram olan ekonomi anlamına gelen “ekonomi” türetilmiştir. “ev” ve “loji “arasındaki birliğinden kaynaklanan “çalışma”, “antlaşma” anlamına gelen ekoloji kelimesi de oikos kökünü temel alır. Oluşturan bu yeni kampüsün yalnızca öğrenciler ve akademisyenler için değil kampüs ekosistemini oluşturan bitkiler, hayvanlar ve insan olmayan tüm aktörler için bir ev niteliği taşıması ve bu yeni evin yaşadığımız dünyayla sosyo-ekolojik ilişkiler, süreklilikler kurabilmesi projenin temel fikridir. Bu açıdan “süreklilik” yaygın sürdürülebilirlik anlayışında olduğu gibi yalnızca teknolojik bir araçsallıkla yapısal konforu kapsamaz, çevresel, sosyal, materyal, yaşamsal, işlevsel, görsel, ekolojik birçok katmanı barındırır.

Oikos’da Metabolik Stratejiler

I. Çevresel Süreklilik: Kıyı ve Güzelbahçe Deneyim Rotaları

Kentleşme ve kent nüfusu oranları giderek artmakta ve dijital çağın getirdiği bağlantısallıkla da birlikte kent ve kır arasındaki ayrım giderek yok olmaktadır. Yarışma alanı da buna paralel bir şekilde kır ve kent arasında bir durumu temsil etmekte, hem İzmir metropoliten alanına hem de Güzelbahçe ilçesine yakın bir konumda bulunmaktadır. Dolayısıyla kampüs sakinleri için gerekli güvenlik sağlanırken kampüsün kendi içinde kapalı bir mekân olmaması, çevredeki programların ve aktivitelerin üniversite programıyla ilişkilenmesi, aynı zamanda kampüsün getireceği farklı kullanıcı gruplarının da çevreyi şekillendirmesi önemlidir. Bu sebeple yeni toplu taşıma durakları aracılığıyla İzmir merkeziyle ilişki kurulması, bisiklet ve yaya rotası aracılığıyla da kıyı mekanıyla ilişki kurulması önerilmiştir. Ayrıca kampüsün Güzelbahçe, Küçükkaya, Payamlı, Kavacık ve Yelki, Çamlı, Bademlerden geçen zeytin rotalarıyla ilişki kurması önerilmiştir. Bu rotalar anıt zeytin ağaçları, zeytin işlikleri, su kaynakları ve zeytinyağı fabrikalarından oluşur ve kampüsün çevreyle ilişkisini güçlendirme potansiyeli taşır.
Zeytin turizmin ve gezintinin yanı sıra gastronomiden aromaterapiye, üretiminden çıkan atıkların geri dönüşümüne birçok farklı konuyu beraberinde getirir. Aynı zamanda çevredeki balık pazarları, gece pazarı, Çamlı, Yaka ve Yelki mahallerindeki üretici pazarları, özellikle bahar ve yaz aylarında düzenlenen festivaller kampüs sakinleri için önemli deneyim rotaları oluştururken yerel ve sürdürülebilir üretimi de güçlendirir.

II. Materyal/Yaşamsal Süreklilik: Yeni Bir Kentsel Metabolizma Olarak Kampüs

Temeli diyalektik felsefeye ve biyolojiye dayanan “metabolizma” kavramı özellikle geçtiğimiz on yılda kentsel ilişkileri anlamak ve yeniden organize etmek için hem bir analojiye hem de stratejiye dönüşmüştür. “Kentsel Metabolizma” anlayışı kentin kendine özgü bir ekosisteme sahip olduğunu ve çoklu aktörlerinin, onlara yönelik faktörlerin sistem için önemli bir girdi oluşturduğunu öne sürer. Yeni kentsel alanlar, ihtiyaç duydukları enerji ve kaynakların birçoğunu dışarıdan karşılarlar. Dolayısıyla tasarımın temel problemi “Doğal strüktür ve kentsel strüktür nasıl entegre edilebilir?” sorusu üzerinden şekillenir.

Kentsel bir ekosistemle birlikte doğal bir ekosistemin de çalışması için, tüketiminden kaynaklanan atıkların, bir şekilde yeniden kullanılması için dönüştürülmesi ve tekrardan sisteme dâhil edilmesi gerekmektedir. Bu açıdan üniversite “metabolik” sürdürülebilir bir sistemi anlamak için bir model, emsal teşkil etmektedir. Bu anlayış çerçevesinde kampüsü var eden elektrik, su ve enerji akışlarının kampüsü oluşturan sosyal hayat ve programla birlikte düşünülmesi gerekmektedir. Kampüste önerilen üretken peyzajın pamuk, mısır, ayçiceği, buğday gibi bio-kütle enerjisi yüksek maddeleri barındırması, sonrasında bu enerjinin ısı enerjisine, önerilen solar panellerin de elektrik enerjisi üretimine katkı sunması beklenmektedir. Aynı zamanda yağmur suyunu, kuyu suyularını ve atık suları filtreleyen sistemler aracılığıyla da suyun döngüsel kullanımı önerilmiştir.

III. Sosyal Süreklilik: Promenat, Birleştirici Omurga

Kampüsün yeni bir kentsel metabolizma olarak çalışabilmesi, doğal sistemlerle kentsel sistemlerin bir arada nasıl çalışacağı konusunu gündeme getirir. Bu sebeple mevcutta bulunan dere hattının rekreatif potansiyelini değerlendirmek ve Seferihisar fay zonuna ait “Fay Tampon Bölgeleri”ni işlevsel bir şekilde kullanmak master plan tasarımının en önemli girdileri olmuştur. Yaya, su ve bisiklet sürekliliğini sağlayan bir omurga, promenat kampüste hayal edilen ekolojik ve metabolik yaşamın merkezine alınmış ve bu akış sürekliliği sosyal programlarla da desteklenmiştir. Böylece mart ayından kasım ayına kadar açık alan kullanımının yoğun olduğu Ege Bölgesinin iklimsel potansiyelini önerilen açık, yarı/açık, kapalı, rekreatif ve sosyal alanlar aracılığıyla değerlendirmek hedeflenir. Yönlendirmeyi, tanımayı da kolaylaştıran promenatı destekleyen kütüphane, yemekhane, oditoryum, kitapçı ve ticari işlevlerle desteklenir ve bu yapılar tipolojik ve tektonik olarak kampüsün diğer yapılarından bilinçli bir şekilde ayrılır. Bu ayrışım hem sosyal omurgaya panoramik bir bakış sağlar hem de oluşturulan bu yeni bütünlükle sosyal bir süreklilik oluşturulur.

IV. Ekolojik Süreklilik: Üretken Kentsel Peyzaj

Kırsal alanlarının giderek kentleşmesi doğal kaynakların, tarım arazilerinin yok olmasına sebep olmuş, kırsalda gerçekleşen bu yıkıcı dönüşüme bir çözüm olarak “üretken kentsel peyzaj” fikri ortaya çıkmıştır. Kentsel peyzaj yaklaşımı artan yapılaşmayı kaçınılmaz bir durum olarak kabul ederken, tarım tabanlı, çok işlevli bir alan oluşturmayı önerir. Temelde toplum, tarım ve ekoloji olmak üzere üç farklı bileşeni bir arada düşünmeyi ve tarım, bahçecilik (agriculture, horticulture) ve geleneksel çevre düzenlemesini harmanlamayı önerir. Tasarımda bu yaklaşım doğrultusunda oturmak, yemek ya da dinlenmek için tasarlanmış alanlar, besin sağlayan bitkiler, bakım istemeyen çalılar, ağaçlar ve biyolojik çeşitlilik, tozlaşma ve su çevresi habitatları gibi doğal elementlerle bir arada düşünülmüştür. Aynı zamanda alanı çevreleyen ormanda da “agroforestry”, yani çevresel, ekonomik ve sosyal faydalar yaratmak için ağaçların ve çalıların tarım ve hayvancılık sistemlerine kasıtlı olarak entegre edildiği tarımsal ormancılık önerisinde bulunulmuştur.

Kampüsün plantasyonunda mevcutta ağaç rölövesinde bulunan ağaçlarla birlikte İzmir kıyı şeridinde yetişen, simgesel olarak bellekte de yer etmiş Zakkum ve Selluka (İzmir Sarmaşığı) gibi yerli bitkiler önerilmiştir. Anadolu’da antik dönemden beri yetişen üzüm asması ise hem tarihsel ve kültürel değeri hem de bağ bozumu gibi kamusal aktivitelere yol açması nedeniyle tercih edilmiştir. Bunun yanında kampüsün su ekosisteminin de parçası olacak su bitkileri ve lotus önerisinde bulunulmuştur.

V. İşlevsel Süreklilik: Esnek ve Aktif Mekanlar

Günümüzde hızla değişen alışkanlıklar ve ihtiyaçlar doğrultusunda esneklik ve uyarlanabilirlik kamusal mekân kullanımlarını örgütleyen önemli faktörler olmuştur. Yalnızca değişen toplumsal ihtiyaçlar değil mevsimlik, gece-gündüz kullanım değişimleri de mekânsal sürdürülebilirliği sağlamak için önemlidir. Öyle ki metabolik gelişim aynı zamanda gelişebilen adapte edilebilen bir sistem, organizma oluşturmak anlamına gelir. Bunlardan yola çıkarak mevsimlik yağış farklarına göre kuruyan ya da taşan dereye uygun esnek bir topoğrafya ve havuz tasarımı önerilmiştir. Bu havuzlar derenin kuru olduğu durumlarda oyun, kaykay, toplanma gibi farklı aktiviteleri destekleyecek, yağmurlu dönemlerde ise taşkın havuzları olarak kullanılacaktır. Kullanıcıların mekânı dönüştürebilmesi, kendilerine ait kılabilmeleriyle doğrudan ilişkilidir. Önerilen “tasarım kiti” aracılığıyla mekân, aidiyet hissinin katalizörüne dönüşür ve istendiği takdirde promenat etrafında ya da ağaçlık alanlar içerisinde konumlanabilir. Özetle esneklik projede yalnızca kent mobilyası ölçeğinde değil önerilen tekrarlanabilir plan organizasyonu prensibiyle yapı ölçeğinde, derenin mevsimlik değişimleri açısından vaziyet planı ölçeğinde, farklı etaplarda yapılacak spor salonu gibi alanların mevcut sistemden ayrılmasıyla da planlama ölçeğinde etki etmiştir.

VI. Görsel Süreklilik

Fakülte yapıları, yemekhane ve kütüphane kuzeydoğu bölgesinde konumlandırılarak Ege deniziyle olan görsel ilişkiyi kurmak amaçlanır. Bu konumlandırma sayesinde hem fakülte yapılarının kullanılmayan çatı alanları işlevlendirilerek teras olarak kullanılır, hem de oryantasyon ve oluşturulan açık avlular ve saçaklar aracılığıyla gölgeli açık alanlar oluşturulmuş olur. Bu tercih plan organizasyonunda avlular, teraslar, balkonlar aracılığıyla denizle görsel ve duyusal ilişkiyi sağlarken iç mekân ve dış mekan arasındaki bağı da kuvvetlendirir. Binanın oturum alanını azaltarak araziye uygunluğa katkıda bulunur. Açık alan kullanımı arttırılırken, teraslar arası önerilen düşey sirkülasyonlar aracılığıyla da birbirleri arasındaki ilişkiler kurulur.

VII. Yapısal Süreklilik

Yapı ölçeğinde doğal havalandırma, doğal ışık alımı gibi yapıların içerisindeki konforu arttıracak ve atık su kullanımı, işlevlendirilen teraslar gibi yapının sürdürülebilirliğini arttıracak prensipler benimsenmiştir. Yağmur suyu, yapıların yeşil çatısından, meyve bahçelerini sulamak için de kullanılan bir sarnıca aktarılıyor, güneş panelleri aracılığıyla enerji üretiliyor ve atıklar doğal gübre olarak kullanılıyor. Bunun yanında yeşil çatı yalnızca bir “yeşile boyama” ögesi değil, bakım istemeyen bitkilerle birlikte fakülteler tarafından aktif olarak kullanılacak teraslar olarak düşünülüyor. Yurtlarda ortak mutfaklar aracılığıyla kolektif bir yaşam kurmak, yemekhane, bostan ve meyve bahçeleri arasındaki konumsal ve işlevsel ilişkiyi güçlendirmek hedefleniyor.

Etiketler

Bir cevap yazın