3. Ödül, Sucuzade Mahallesi Kentsel Tasarım ve Mimari Proje Yarışması

3. Ödül, Sucuzade Mahallesi Kentsel Tasarım ve Mimari Proje Yarışması

PROJE RAPORU

”Sağduyunun Yeniden İnşası…”

Ne nesne ne de mekan saplantısı artık yalnız başına değerli değil. Biri gerçekten ‘yeni’ kenti diğeri de eskiyi tanımlıyor olabilir: Fakat bunlar rekabet etmek yerine, aşılması gereken durumlar oluşturuyorlarsa, tek çıkar yol hem binaların, hem mekanların sürekli bir çatışması olmalı. Bu çatışmada zafer, hiçbir tarafın yenilmemesi demektir; hayal edilen durum, fazlasıyla planlanmış ile hiç planlanmamışın, tasarlanmış parça ile kaza eserinin, kamuya aitle özelin devlete aitle kişinin yan yana bir aradalığına izin veren bir nevi DOLU-BOŞ DİYALEKTİĞİDİR.
Fred Koetter ve Colin Rowe

Kentler; tasarlanmışlıkla rastlantısallığın beraber anlamlı bir bütünlük oluşturduğu yerlerdir. Colin Rowe’a göre kent; ”tek tek nesnelerin ya da olayların eklektik biçimde yığılmasıyla oluşmuş bir müzedir.”
Proje; Adana kentinin Cumhuriyet Sonrası tarihsel, kültürel, siyasal ve yapısal referansları gözetilerek oluşturuldu.

Adana tarih boyunca tarım kenti olarak süregelmiş, Cumhuriyet Döneminden sonra da varlığını ve ekonomisini ağırlıklı olarak tarımdan, dolayısıyla geleneksel yaşamdan almıştır. Ancak, 1950’lere kadar görece küçük bir şehir olan Adana, İncirlik Havalimanı’nın inşasından sonra, göç ile birlikte ciddi bir nüfus artışına maruz kalmıştır. Nüfus artışı sonucunda Adana, ani sosyal ve ekonomik değişiklikler yaşamıştır. Bu ani değişiklikler, Adana’da gerek yaşayış biçimlerinde, gerek yaşanılan mekanlarda gelenek ve modern çatışması ortaya çıkarmıştır.

Geleneksel Adana yaşamında yapılar, iklimsel verileri gözeten, içinde meyve bahçeleri bulunan, az katlı yapılardır. Bugün, geleneksel yaşama imkan sağlayan yapıların yerini yüksek apartman blokları almış durumdadır. Bugün bile Adanalı insanların sokaklardaki turunçgillerin meyveleri ile evlerinde reçel yapıyor olması, Adanalıların modern hayatın yok sayan yönüne hala direniş gösterdiklerinin en iyi ispatıdır.

Projede bu direniş hassasiyeti gözetilerek, modern ve gelenek arasında uzlaşmacı bir yol aranmıştır.

Önerilen projede, yaklaşık altı aylık proje geliştirme süreci boyunca ”Adana için kent meydanı ne anlama gelmektedir?”, ”Adana’da kent meydanı nasıl tasarlanabilir?”, ”Adana’da bir meydanı çevreleyen yapılar neye benzemelidir?” sorularının cevapları aranmıştır.

Fred Koetter ve Colin Rowe’un ”Collage City” okuması, önerilen projenin en önemli referanslarından biri olmuştur.

Kent, fazlasıyla planlanmışlarla rastlantıların bir aradalığına izin veren bir nevidolu-boş diyalektiğidir. Kentler binalar, sokaklar ve meydanlardan oluşan, büyüyen, gelişen, değişen ve dönüşen bir organizmadır. Üzerinde çalışılmış olan kent meydanı ve çevresi kentsel tasarım ve mimari proje yarışmasında fazlasıyla planlanmışlık ve rastlantısallığın çatışması, bir aradalığı ve birbirleri ile dengesinin kurulması hedeflenmiştir. Kentlerin en ilginç ve insanları cezbeden yönü de tam olarak bu çatışma ve bir aradalıktır. Burada ve önerilen projede en önemli olan şeylerden biri de, her iki tarafın da bu çatışmadan ve rekabetten galip çıkmaması gerektiğidir. Aslında bu çatışmadaki gerçek zafer, her iki tarafın da yenilmemesidir.

Önerilen proje, çalışma sürecinin en başından itibaren ”bulunduğu yere ait olma” durumunu kendine dert edinmiştir.

Bulunduğu yere ait olmayı dert edinen bu projede öncelikle;

  • Bölgenin kendi dinamiklerini de içine katarak
  • Bölgenin içinde kaybolmuş bazı değerleri tekrar ortaya çıkararak
  • Travmatik sonuçlar doğurmamaya gayret ederek
  • Uzlaşmacı olmayı çabalayarak, bölgenin kamuya da kazanımını sağlayarak
  • Bulunan yapıların mümkün olduğunca izlerini koruyarak
  • Buradaki fonksiyonları tutup yeni işlevler de katarak ve bunların karşılıklı etkileşimlerini sağlayarak bir dönüşüm projesi oluşturmak hedeflenmiştir.

İdare tarafından Sucuzade Mahallesi’nde açılan yarışma projesi, kentsel ölçekte bir yarışma projesidir ve kentler, devamlı olarak değişen ve değişirken dönüşen şeylerdir.

Dolayısıyla önerilen proje, hala değişmeye ve başka bir şeye dönüşmeye devam etmektedir. Bu dönüşüm, bir yerlerde gizli kalmayı başarmış ve aniden ortaya çıkmış her yeni referansla veya proje üzerine yapılan her yeni kritikle beraber devam edecektir.

Proje, tasarım sürecinde hem vaziyet planı ölçeğinde hem de tasarlanan yapıların kendi özelinde bir takım kurallar ve modüller üzerine oturtulmuştur. Belirlenen kuralların proje tasarımı üzerinde sağladığı esneklik, projenin yapılan kritiklerle veya keşfedilen yeni referanslarla revize edilirken, esasına dair sıkı sıkıya tutunduğu değerlerden kopmamasına da olanak sağlamıştır.

Adana’da Bir Kent Meydanı

Önerilen projenin ana omurgasını merkezinde bulunan kent meydanı oluşturmaktadır.

Antik Yunan’dan günümüze meydanlar sadece alışveriş, dini, siyasi, eğitim, spor vb. gibi farklı işlevlerin bulunduğu kamusal alanlar değil, aynı zamanda halkın ve demokrasinin mekansal bir karşılığıdır. Anadolu kültüründe meydan kelimesinden türemiş, meydana getirmek, meydan açmak, meydana çıkarmak, meydan vermemek, meydanı boş bulmak, meydan dayağı atmak vs. gibi birçok deyim bulunmaktadır. Aslında bu deyimler Anadolu kültüründe meydanların ne denli halkla ilişkili bir şey olduğunu göstermektedir.

Meydanların fonksiyonları tüm kültürlerde Antik Yunan’dan günümüze kadar olan süreçte benzerlikler gösterse de kültürler arasında mekan kurgusu biçimleri farklılıklar gösterebilmektedir. Avrupa’da meydanlar sınırları net şekilde çizilmiş kamusal mekanlar olarak karşımıza çıkarken, İslam kültürünün hakim olduğu coğrafyalarda genellikle camilerin veya çarşıların önünde başlamasına karşın, nerede başlayıp nerede bittiği tam da belli olmayan yerler olarak karşımıza çıkmaktadır.

Bu referansla, önerilen projede meydanın başladığı ve bittiği yerler, bilinçli olarak muğlak bırakılmıştır. Aynı şekilde meydanın ana girişi, meydanın doğusunda bulunan sanat galerisi yapısının iç avlusu gibi görünse de, bu da kesin olarak belirlenmemiştir.

Önerilen projede meydan, fazlasıyla planlanmışlığın ve rastgeleliğin çatışmasının sonucunda kendiliğinden oluşmuştur. Fazlasıyla planlanmışlık ile rastgeleliğin çatışması meydanı kendiliğinden oluştururken, meydansa etrafındaki yapıları oluşturmaktadır.

Sınırları son derece muğlak olsa da, oluşturulan meydanın kuzeybatısında açık hava sinemalarının, amatör konserlerin yapılabileceği bir “Yeşil Meydan”, güneyinde ise buluşma mekanı olarak “Su Meydanı” öngörülmektedir. Çünkü Thales’e göre her şeyin başlangıcında ”su” vardır ve insanoğlu tarih boyunca buluşma noktaları olarak hep su kenarlarını seçmiştir.

Meydanlar, Saydam Caddesi tarafında kültürel, kamusal, olabildiğince geçirgen ve arkadlı yapılar ile Adana’nın geri kalanına bağlanırken, Obalar Caddesi tarafında yaratılan iç sokak ile ekonomik ve sosyal açıdan beslenmektedir.

Ana meydanın farklı ve geçici kullanımlara daha rahat hizmet verebilmesi için zemini gridal biçimde düzenlenmiştir. Bu katı ve disiplinli gridal zemin, tamamen sezgilere dayanarak az sayıda ağaçla ve Anadolu insanının tabiri ile ”yatıp yuvarlanabilecekleri” ufak, yeşil alanlarla bölünmüştür.

Su

“Her şeyin başlangıcında su vardır.” der Thales… Yunan mitlerinde su kaynakları insanların buluşma yerleri olmuştur. İnsanoğlu çağlar boyunca her zaman suyun etrafına yerleşmiş, suyun izini sürmüştür.

Pazar yapısının avlusunda başlayan su ögesi, proje alanı içerisinde kurgulanmış olan sokakların da içinden geçerek proje alanın güneyinde bulunan su meydanında sonlanmaktadır. Su ögesi, tıpkı geçmişte olduğu gibi insanların izini sürdüğü, birbirleriyle buluştuğu, farklı bir sosyalleşme imkanı yakaladıkları bir ”şey” olarak kurgulanmıştır.

Önerilen projedeki su ögesinin, insanlarla bağlantısının kopmamasına, aksine insanlarla çok daha fazla temas etmesine önem gösterilmiştir. Suyun, insanların sesini dinleyebilecekleri, banklarda oturup kitap okurken ayaklarını sokabilecekleri veya sıcak yaz günlerinde çıplak ayaklarıyla içinde yürüyüp serinleyebilecekleri bir ”şey” olması önerilmiştir.

Tasarlanan Yapılar

Önerilen projede tasarlanan kent meydanını, ”Arkadlı Yapılar Silsilesi” ve ”Sokağı Oluşturan Yapılar” isimlerini verilen iki farklı yapı grubu çevrelemektedir. Tasarlanan iki farklı yapı grubunun bir araya gelmesi ile anlamlı bir bütünlük oluşturmaları hedeflenmiştir.

”Arkadlı Yapılar Silsilesi”

”Arkadlı Yapılar Silsilesi” adını verdiğimiz, fazlasıyla planlanmışlığın temsili olan yapılar proje alanın Saydam Caddesi tarafında bulunmaktadır. Pazar, sanat galerisi, çok amaçlı salon, ofis kulesi ve yönetim birimlerini barındıran yapılar, proje alanında binalar özelinde kamu kullanımına diğer yapılara nazaran daha fazla olanak sağlamaktadır. Söz konusu yapılar, barındırdıkları fonksiyonlar ile kültürel yoğunluğu Saydam Caddesi tarafına taşımakta ve Ziyapaşa Bulvarı ile Atatürk Caddesi’nin uzantısı olan Saydam Caddesi’ni kent meydanının ana ulaşım aksı haline getirmektedir.

Proje alanının ana ulaşım aksı olan Saydam Caddesi oldukça yoğun kullanılan ve yüksek binalarla çevrelenmiş bir caddedir. ”Arkadlı Yapılar Silsilesi” adını verdiğimiz yapılar, proje alanında Saydam Caddesi boyunca ilerleyen ve 3,6 metre aks aralıklı arkad sisteminin çevreden, yaratılan meydandan ve proje alanındaki iç sokağı oluşturan yapılardan alınan referanslarla yer yer eksiltilerek birbirinden koparılması, eklenmesi ve yön değiştirmesi ile oluşturulmuştur.

”Arkadlı Yapılar Silsilesi” fazlasıyla planlanmışlığın yapılarıdır. Tasarlanan yapılar bilindik kent dokusunun rastgeleliği ve kent dinamiğinden görece uzaklaşsa da yapıların, malzeme seçimleri, fonksiyonları ve arkadları ile tam olarak bulunduğu yere ait yapılar olduğu düşünülmektedir. Fazlasıyla tasarlanmışlık durumu, proje alanındaki kent meydanının daha kolay algılanabilmesine ve daha kolay ulaşılabilir olmasına olanak sağlamıştır. Arkadların yaratacağı, gün içerisinde devamlı olarak değişen ”ışık – gölge” oyunlarının, günün her anında mekanın farklı şekilde algılanmasını sağlayacağı ve kent meydanı girişinin kendiliğinden anıtsallaşmaya başlayacağı öngörülmektedir.

Pazar

Proje alanının kuzeyinde yer alan pazar yapısının, Saydam Caddesi’ndeki mevcut sıkışıklığın aksine yüksekliği düşük, nefes aldıran bir karşılama yapısı olması öngörülmüştür.

Arkadların sarıp sarmaladığı pazar yapısının zemin katı, kuzey ucunda meyve-sebze ürünlerinin satıldığı, kuzeybatısında ve güney batısında balıkçıların bulunduğu, güney doğusunda ise kermes ürünlerinin ve diğer ürünlerin satıldığı bir yapı olarak tasarlanmıştır. Aynı zamanda pazar yapısının ortasında oluşturulan avlunun, geçici pazar vb. organizasyonlara olanak sağlayabilecek bir yer olması öngörülmektedir.
Pazar yapısının üst katı ise, zemin katta bulunan balıkçıların lokantaları ve ağırlıklı olarak kadınların, gençlerin ve engellilerin üretime katkıda bulunabilecekleri, batik atölyesi, seramik, el işleri vb. fonksiyonların bulunduğu, ortaya çıkan eserlerin yerinde veya zemin katında sergilenip satılabildiği yer olarak tasarlanmıştır.

Yapının kuzey ucunda tasarlanan meyve-sebze pazarını, tezgahlarının hemen arkasında, pazarın işleyişi gereği devamlı olarak çıkan çöpleri kısa süreliğine gizleyen, yapının kuzey ucunun formunu takip eden bir duvar sarmalamaktadır . Üzerine sarmaşıkların tırmandığı bu duvarın, yapının içine ulaşılabilirliğini bir miktar kısıtlayarak, insanları arkadlara yönlendiren bir eleman olması öngörülmüştür.

Arkadların oluşturduğu gölgelik alanlar, Adana’nın etkin rüzgarı olan güneybatı rüzgarını içine alabilecek şekilde yönlendirilmiştir. Aynı zamanda yapının birinci katına yerleştirilen hava bacalarının, yapı içerisinde sıcak havanın dışarıya atılabilmesine yardımcı olacağı öngörülmüştür.

Sanat Galerisi ve Çok Amaçlı Salon

Sanatta ve edebiyatta yıllarca Türkiye’nin lokomotif kentlerinden biri olarak süregelmiş Adana’nın, sanatla ilişkili yapıların eksikliğini hissetmesi üzüntü verici bir gerçektir. Önerilen projede, tam da bu sebepten dolayı, kent meydanı gibi kentin en önemli merkezlerinden birinde sanatla ilişkili yapıların bulunması gerektiği düşünülmüştür.

Önerilen projede, sanat galerisi ve çok amaçlı salon yapısı, pazar yapısının hemen güneyinde ve Saydam Caddesi üzerinde bulunmaktadır.

Arkadlı şekilde tasarlanmış sanat galerisi ve çok amaçlı salon yapısının arasında oluşturulan avlu, çok keskin bir şekilde olmamakla birlikte kent meydanının ana girişi olarak öngörülmektedir. Açık alanda sergilenecek olan sanat eserlerinin tam da bu avluda sergilenmesi gerektiği düşünülmektedir.

Giriş katı 6 metre yüksekliğinde tasarlanmış olan sanat galerisi, giriş katının üstünde her katı 3.90 metre olmak üzere dört kat daha yükselmektedir. Her katın birbirinden farklı olan cephe açıklıkları, her katta yapının içerisine süzülen gün ışığının da farklı olmasını sağlamaktadır. Bu durumun sanat galerisi yapısında her katın diğerinden daha farklı şekilde algılanmasına ve tecrübe edilmesine olanak sağlayacağı ön görülmektedir.

Çok amaçlı salon, 6 metre yüksekliğinde tek katlı olarak tasarlanmıştır. Çeşitli organizasyonların ve toplantıların yapılması öngörülen yapıda, aynı zamanda meydanı gören şeffaf bir dans atölyesi önerilmektedir.

Sanat galerisi ve çok amaçlı salon yapısının cephesinde, Mersin-Mut traverteni ve Adana kültürünün hiç de yabancı olmadığı tuğla duvarlar ve önerilmektedir. Sanat galesinin cephe açıklıkları, tuğla bloklarının birbiri üzerinde kaydırılarak ışığın geçebileceği boşluklar yaratılarak kurgulanmıştır.

Ofis

Proje alanında mevcut yapıların en fazla yükseldiği bölgede bir ofis kulesi yapılması önerilmiştir. Zemin katı 6 metre olan ofis kulesi 9 kat boyunca her katta 3.90 metre yükselmektedir. En üst kat ise 6 metre yüksekliğinde tasarlanmış ve seyir kulesi görevi gören çok amaçlı etkinlik katı önerilmiştir.

Kulenin bazasının zemin katında, zanaat atölyeleri önerilmiştir. Arazi içindeki konumu itibariyle zanaat atölyelerinin hem ana yolla hem de kent meydanı ile ilişki kurması öngörülmektedir. Bilgisayar destekli stüdyolar ile zanaat atölyelerinin aynı yapı altında kurgulanmasının, ilginç bir eski-yeni çatışmasını tetiklemesi öngörülmektedir. ”Günümüz dünyasında, bir ofis kulesinde zanaatkarlar kendisine yer bulabilir mi?” sorusunun cevabı, ”Bu iç Adana’da denemeye değer!” olarak görülmüştür. Kule bazasının 1. katında ise kent meydanının yönetim birimleri bulunurken, bazanın 2. katında kulenin büyük toplantı salonu bulunmaktadır. Kulenin normal katlarında ise kiralanabilir ofisler öngörülmektedir.

Genelinde az katlı yapılaşmanın önerildiği yarışma alanında ofis kulesinin, dengeleyici ve gerekli bir unsur olduğu düşünülmektedir. Kent meydanı gibi kentin önemli bir merkezinde ofis kulesinin, meydan için ”işaret ögesi” görevi üstlenmesi öngörülmektedir.

Aynı zamanda ofis kulesi yapısının getireceği ekonomik değerin, proje alanı için önerilen tüm projenin uygulanabilirliğini daha da arttıracağı öngörülmektedir.

”Sokağı Oluşturan Yapılar”

Kentler fiziksel olarak binalardan, sokaklardan ve bir takım kamusal boşluklardan oluşan bir organizmadır. Geleneksel kent dokusunda mekanların sokaklar ve çıkmazlar üzerine kurgulandığını söylemek mümkündür. Bu sokaklar, sadece yapıların ve binaların sınırlandığı mekanlar değil, özel – kamusal geçişini sağlayan, toplum – mekan etkileşmesiyle sosyalleşmeye olanak veren tesadüfi karşılaşmaların da mekanıdır. Önerilen projede, proje alanının güneybatısında iç sokak oluşturulmuştur. Sokağı oluşturan yapılar bir taraftan proje alanının sınırlarına yerleşirken, diğer taraftan da kent meydanının batısındaki ve güneyindeki sınırları belirlemektedir. Oluşturulan sokağın kendini kentten soyutlayan bir mekana dönüşmemesi ve rahatça ulaşılabilir bir mekanhaline gelebilmesi için tıpkı ”Kızıl Viyana Hof”larındaki gibi sadece yapılar arasında değil, aynı zamanda yapıların kendi içlerinde de insan ve hava sirkülasyonuna izin veren geçişler tasarlanmıştır.

Sokağı oluşturan yapılar, proje alanı içindeki yönelimleri ve geçirgenlikleri ile birlikte Adana için oldukça kıymetli olan güneybatı rüzgarı için ”esinti koridorları” oluşturmasının yanı sıra, kütle hareketleri ve birbirlerine olan mesafeleri ile gün içerisinde sokak boyunca ”kesintisiz gölgelik alanlar” oluşturmaktadır.

Konut ve yurt yapılarının zemin kattaki ticarethaneleri ile birlikte, oluşturulan sokağı gece – gündüz yaşayan bir yere dönüştürmesi öngörülmektedir. Bu durum, hem oluşturulan iç sokağın hem de kent meydanının kendi güvenliğini kendiliğinden sağlayabilmesine olanak verecektir. Kent meydanının ana otoparkının araç girişleri, sokağı oluşturan yapıların bulunduğu yerden verilmiştir. Otopark yaya çıkışları ise, yapıların çekirdeklerinin yanı sıra, meydanın her iki ucuna, kullanıcıların otoparktan meydana, meydandan da otoparka kolayca erişebileceği bir şekilde konumlandırılmasına özen gösterilmiştir.
Fred Koetter ve Colin Rowe okumalarının referansları ile tasarlanan projede, ”Sokağı Oluşturan Yapılar”, sezgilerin ve rastgeleliğin yapılarıdır.

Öğrenci Konutları

Kent meydanının gece-gündüz yaşayan bir mekan haline gelebilmesi için proje alanında sadece gündüzleri yaşayan ticaret birimleri değil, aynı zamanda geceleri de proje alanını kullanması öngörülen birtakım fonksiyonlar önerilmiştir. Bu fonksiyonlardan biri de öğrenci konutlarıdır.

Sokağı oluşturan yol cephelerinde yer alan öğrenci konutları iki blok olarak tasarlanmıştır. Zemin katında kiralanabilir ticaret alanları, normal katlarında ise tek yatak odalı konutlar bulunmaktadır. Aynı zamanda tasarlanan konut yapılarının en üst katlarında yine tek yatak odalı loft daireler önerilmiştir.

Sokağı oluşturan yapıların kütle hareketleri, sadece bulunduğu yerin mevcut referanslarından değil, aynı zamanda Adana Tepebağ evlerinden de referanslar alınarak tasarlanmıştır. Söz konusu kütle hareketleri, Adana iklimi için son derece önemli olan balkon ve teraslar oluşmasına olanak sağlamıştır.

Yurt ve Kütüphanesi, Sanat Eğitim Merkezi

Yurt ve sanat eğitim merkezi yapıları, sokağı oluşturan yapıların, kent meydanına bakan kısmını oluştururlar.

Toplamda 148 yataklı yurt yapısının zemin katında, halk kütüphanesi ve kiralanabilir ticari alanı bulunmaktadır. Önerilen halk kütüphanesi, yurt yapısından ayrı bir işletme olarak çalışırken, yurt yapısı ile görsel olarak bağlantı kurmaktadır. Bu sayede yurt yapısı içerisinde muhtemel bir güvenlik problemine izin vermeden, kütüphanenin bölgenin geri kalanında bulunan insanların da kullanabilmesine olanak sağlanması hedeflenmiştir. Yurt yapısının kafeteryası ise en üst katta önerilmiştir.

Pilotilerle yükseltilmiş olan sanat eğitim merkezi yapısı, sanatsal çalışmaların yapılabileceği ve sergilenip satılabileceği bir eğitim/atölye yapısı olması öngörülmüştür. Zemin katta, üretilen eserlerin sergilenip satılabileceği bir kermes alanı ve bu alandan bağımsız kiralanabilir ticari alan önerilmiştir.

Korunacak Yapılar: Müzeler

Vaziyet planı, korunacak olan tescilli üç yapının etrafında, bütünlük oluşturacak bir organizasyon olarak kurgulanmıştır. Obalar caddesinde bulunan 35 envanter no’lu yapının, sinema ve fotoğraf müzesi işlevi kazandırılması ön görülüp, yeşil meydanda kurgulanan açık hava sinema amfisi ile beraber işlemesi amaçlanmıştır. 37 envanter no’lu tek katlı yapının zanaat müzesine, 38 envanter no’lu yapınında güzel sanatlar müzesine dönüştürülmesi önerilmektedir.

Cephe Malzemesi Kararları

Proje alanında önerilen yapıların tamamen cephelerinde, Mersin-Mut traverteni ve Adana kültürünün hiç de yabancı olmadığı tuğla duvarlar ve önerilmektedir.

Etiketler

Bir cevap yazın