Yeni Şehircilik ve Akıllı Büyüme

Geçen hafta başladığım şehircilik yazılarına, bugün kavramlarla devam etmek istiyorum.

Başlığa taşıdığım bu iki kavram, Yeni Şehircilik ve Akıllı Büyüme, ikinci dünya savaşından sonra kentlerde yaşanan sorunların giderilmesi ve şehirler büyürken yeni yüzyılda yeni bir bakış açısıyla geliştirilmesi için ortaya çıkıyor.

Yeni şehircilik, 1980’lerde ABD’ de ortaya çıkmaya başlayan, 1991’de Judy Corbett’ın öncülüğünü 6 Amerikalı mimarla yaptığı bir akım. Akımın temel amacı, arabalara olan bağlılığı azaltarak yürünebilir mesafede yaşam alanlarını iş ve ticari alanlarla birlikte tasarlamak. Yeni şehircilik kavramını son on yılda daha da kıymetli kılan temel nokta, şehirlerin ve mahallelerin tasarımları yapılırken yolların temel alınması. Yolların temel alınmasındaki sıkıntı ise, yayaların değil otomobil yollarının odak noktası oluşu.

Kent dışı yayılma

Geçen yüzyıla baktığımızda, kent dışı yayılmada hem şehircilik hem nüfus hem sosyolojik olarak dikkatle incelenmesi gereken rakamlarla karşılaşıyoruz. Ortalama hane halkı sayısı 1900’ lerde 4 iken, 2000’lerde yeni şehir alanlarında 1.8 kişi, kent dışı alanlarda 2.2. Kişi başına düşen ortalama inşaat alanı 1900’ lerde 10 metrekare iken, 2000’lerde yeni şehir alanlarında ve kent dışı alanlarda 60 metrekare. 100 metrekare inşaat alanına düşen kişi sayısı 1900’ lerde 10 kişi iken, 2000’ lerde yeni şehir alanlarında da kent dışı yerleşimlerde de 1.7 kişi. 1 Hektara düşen lişi sayısı 1900’ lerde 475 kişi iken, 2000’lerde yoğun bölgelerdeki yeni şehir alanlarında 166 kişi, düşük yoğunluklu bölgelerdeki yeni şehir alanlarında 21, kent dışı alanlarda ise 8 kişi. Bu verilerin en dikkat çekici olanı ise şöyle; 1900’lerde 1 hektara düşen yol-bağlantı mesafesi 200 metre iken, 2000’lerde yoğun yeni şehir alanlarında 230, yoğun olmayan bölgelerde 350-500 metre arasında, kent dışı yerleşim yerlerinde 460-700 metre arasında. *

Toplu taşıma kullanımı

Akıllı büyüme ise, şehirlerin ve özellikle mahallelerin gelişmesiyle yaşam kalitesi arasında bağlantı kurarak şehir gelişimi için fırsatlar yaratmaktır. Akıllı büyüme kurgusu yarının ihtimallerini değerlendirir. Bu kavramın olmazsa olmazı ise toplu taşıma kullanımıdır. Planlanan her birimde önce yayalar hesaba katılır. Akıllı büyüme karşımıza en çok Fransa, Brüksel, İsviçre ve İskandinav ülkeleri’nde çıkıyor.

Yeni şehircilik kavramının da akıllı büyümenin de odağında otomobilsiz hareket kabiliyeti var. Yukarıdaki araştırma sonuçlarına baktığımızda görüyoruz ki geçen yüzyılda eski yerleşim bölgelerinden ayrılıp otomobili lüks değil bir ihtiyaç haline getirmişiz. Daha çok inşaat yaparak dünyayı bloke etmişiz ama yaşam alanlarımız değişmemiş. 

Dünya evrildikçe, şehir plancılığının bir insanın hayat kalitesinde ekonomi kadar etkili olduğunu daha net görüyoruz. Hayat kalitemize, tarihimize, coğrafyamıza sahip çıkabilmek için de bu kavramlarla zamanında tanışmaya ve eksiksiz olarak uygulamaya ihtiyacımız var.

– Haas Research,2010

Etiketler

Bir yanıt yazın