Yarışma Projesi Hangi Noktaya Kadar İlerler?

5 Kasım Cumartesi günü yapılan Efeler Belediyesi Hizmet Binası Yarışması kolokyumu, yarışmacılar ve jürinin karşılıklı olarak birbirlerine yönelttikleri sorular, program eleştirileri ve jürinin değerlendirme yöntemleri üzerinden ilerledi.

Adnan Menderes Mahalle Konağı’nda düzenlenen kolokyum jüri başkanı Dürrin Süer’in konuşmasıyla başladı. Yarışma öncesi hazırlık çalışmalarına değinen Süer, değerlendirme sürecini de aktardı. Üç gün süren değerlendirme çalışmalarını ve eleme sürecini anlatan Süer, seçim yapılırken çalışanlara ve kullanıcılara nitelikli mekân tasarlanmasının dışında kamusal alan oluşturma duyarlılığına de dikkat ettiklerini söyledi.

Hüseyin Bütüner, yarışma alanının kolay görünen bir konumu olmasına karşın aslında zorlu bir yer olduğunu söyledi. Etraftan çok fazla referans alınması gereken bir konum olduğunu belirten Bütüner, yaya hareketlerinin, İzmir Bulvarı ve etraftaki mevcut dokunun dikkate alındığı tasarımların başarılı olduğunu ekledi.

“Tanımlanan program bir ilçe belediyesi için çok fazla.”

İlk soru 5. mansiyon ödülünü alan ekipte yer alan Orhan Ersan’dan geldi. Efeler Belediyesi hizmet binası için tanımlanan 30 bin metrekare ihtiyaç programının bir ilçe belediyesi için çok fazla olduğunu düşündüğünü söyleyen Ersan, jürinin programı küçültmek adına idare ile görüşüp görüşmediğini sordu. Dürrin Süer, belediye birimlerini içeren yapının 19 bin metrekare olduğunu, programı artıran kullanımların sosyal birimler olduğunu ekledi. İhtiyaç programının Efeler Belediyesi’nin mevcutta yaşadığı mekânsal sıkıntılar üzerinden doğduğunu, programın azaltılmasına dair çalışma yaptıklarını ve son uzlaşılan noktada mevcut metrekarenin ortaya çıktığını ekledi. Kerem Piker, ihtiyaç programının jüri tarafından optimize edildiğini belirtirken Ömer Yılmaz idare tarafından verilen ilk taslak programın 45 bin metrekare olduğunu ve çalışmalar sonucunda azaltıldığını ekledi.

Bir sonraki soru, yarışmada 4. mansiyon ödülünü alan ekipte yer alan Tamer Başbuğ’dan geldi. Başbuğ, belediye parseline komşu olan parselin mülkiyetinin belediyeye ait olmasına rağmen neden yarışma alanına dahil edilmediğini sordu. Parselin mülkiyeti ile ilgili Aydın Büyükşehir Belediyesi ile hukuki sürecin devam etmekte olduğunu ve sürecin sonuçlanmasını beklemenin belediyenin programına uymadığını belirten Dürrin Süer bu sebeple parselin yarışma alanına dahil edilmediğini söyledi.

“12 katlı bina yapıldığı takdirde ‘yarışma önerisi ile nasıl bir araya gelir?’ diye tartıştık.”

Yarışmacılardan gelen başka bir soru ise yarışma alanına dahil edilmeyen komşu parselin yapılaşma koşulları ile ilgili senaryoların nasıl dikkate alındığı oldu. Kerem Piker, azami yapılaşma hakkının kullanılacağı senaryoyu göz önünde bulundurarak tartıştıklarını söylerken Gökçeçiçek Savaşır, 12 katlı bina yapıldığı takdirde yarışma önerisi ile nasıl bir araya geleceğini düşündüklerini ekledi.

Sözü alan Tamer Başbuğ, “Tartıştınız da ne oldu? Bu tartışmalar değerlendirmeye hangi kararlarla yansıdı? Elbette her projenin artıları ve eksileri var ama tek katta bodrum çözebilecekken 4 katta çözmeyi tercih edeni nasıl değerlendirdiniz?” dedi. Bodrum kat çözümlerinin projenin değerlendirilmesinde tek kriter olamayacağını, tasarımın bütünüyle ele alındığını söyleyen Piker’in ardından Hüseyin Bütüner araziye yayılmaktansa kompakt çözümleri daha verimli bulduğunu söyledi.

“Yarışma ilan metinlerinde yalnızca müelliflere değil tüm ekibe yer verilmeli.”

Yarışmada 1. mansiyon ödülünü alan ekipte yer alan Evren Başbuğ, yarışma ilanlarında proje ekiplerinde yardımcıların neden es geçildiği üzerine bir soru yöneltti. Sözü alan Ömer Yılmaz, değerlendirme sonrası oluşturulan resmi kimlik tespit tutanaklarında tüm ekip üyelerine yer verildiğini ve bunun paylaşıldığını ancak basın bültenlerinde resmî belge yerine daha özet bir bilgi verilmesi yoluna gidildiğini söyledi.

5. mansiyon ödülünü alan ekipte yer alan Deniz Dokgöz, 1. eleme kriterlerinin ne olduğunu sordu ve elenen projelerin sayısının yüksek olduğunu düşündüğünü ekledi. Tamer Başbuğ, yönetmelikte birinci elemede tam yetersiz projelerin kalması gerektiğini söyledi ancak asli jüri üyesi Halil İbrahim Alpaslan yönetmelikte “tam yetersiz” gibi bir ifadenin olmadığını belirterek birinci elemeye dair yazılı maddeyi “Projeler üzerinde görüşme açılmadan oylama yapılır. Birinci elemenin oybirliği ile yapılması şarttır.” olarak düzeltti. Dürrin Süer ise ilk elemede 68 adet projeden 7 adet projenin elendiğini ve bu sayının fazla olduğunu düşünmediğini ekledi.

“Bazı problemler çözülebilecekken neden çözümsüz bıraktınız?”

Kerem Piker soru sorma rutinini tersine çevirip yarışmacılara hitap etti. Yarışmada üst turlara çıkan pek çok projeyi daha detaylı incelediklerinde çözümlerde yetersiz kaldıklarını fark ettiklerini söyleyen Piker yarışmacılara sordu: “Bazı problemler çözülebilecekken neden çözümsüz bıraktınız?”. Bunu üzerine Tamer Başbuğ, yarışma projelerinin zaten bir noktaya kadar gelebileceğini, ilerlememiş projelerin de nihayetinde eleneceğini ve bu durumun yarışmanın doğasında olduğunu söyledi. Tamer Başbuğ’a hak veren Piker, yine de verilen sürenin yarışmacılar için yetersiz kaldığına dair şüpheye düştüğünü belirtti.

Deniz Dokgöz ise yarışmanın ruhunda “Nasıl daha ileri gideriz?” diye bir kaygının olmadığını, diğer yandan da jürinin yarışmacılara “Neden daha iyi çözümlemediniz?” gibi sorular sorma hakkının olmadığını söyledi. Bunun sebebinin ise yarışma ekiplerinin ne tür koşullara sahip olduğunun jüri tarafından bilinemeyeceği olduğunu öne süren Dokgöz kendi açılarından yer görme sonrasında tüm fikirlerinin değiştiğini ve yeni önerilerini tam anlamıyla teslime yetiştiremediklerini ekledi.

Evren Başbuğ, kolokyumda proje odaklı gitmek gibi bir niyeti olmadığını ancak jüriye, projelerini ne noktadan zayıf gördüklerini sorabileceğini söyledi. Hüseyin Bütüner, yer bağlamı ile ilişki kurabilmiş projeleri öne çıkardıklarını, 1. mansiyon alan projenin de özgün ve kolay işletilebilir önerileriyle dikkat çektiğini ancak projenin çözümsüz kalan sosyal mekanlar sebebiyle sıralamada geriye düştüğünü belirtti.

Kolokyum, 1. ödülü alan proje ekibinden Olcay Ovalı Eyüp’ün konuşmasıyla sona erdi. Aydınlı olduğunu belirten Eyüp, tasarımı yaparken yere dair tüm verileri dikkate aldıklarını, iklim koşullarına hassasiyet ile yaklaştıklarını ve halka hitap edecek bir bina tasarlamak üzere yola çıktıklarını belirterek Efeler Belediyesi’ne teşekkür etti.

Etiketler

6 yorum

  • emrah-akpinaremrah-akpinar says:

    Güzel ve verimli bir kolokyum olmuş. Yarışma da güzel bir yarışma idi. Fakat; jürinin eşit yarışma şartlarını sağlamadığını düşünüyorum. Sebebi belediyeye ait yan parselde mevcut kurallar ve izinler çerçevesinde oluşabilecek kütle belli iken yok sayan projelerin de, farklı gösteren projelerin de ödül aldığını görüyoruz.
    Bu kıstası ortaya koyunca projelerin varoluşlarının kaybolduğunu görüyoruz. Bu durum benim açımdan vahimdir. Üzüldüm. Jüri değerlendirmeye aldık diyor ama reeli çok farklı. Umarım daha eşit yarışma şartları ile güzel yarışmalar göreceğiz.

  • omer-yilmazomer-yilmaz says:

    Jüri çalışmaları sırasında çekme mesafelerini sık sık kontrol etti. Yine de atlamalar yapılabilir. Buralarda yazılan aşağıdakiler gibi yorumlar jürilerin daha sonraki yarışmalarda da daha dikkatli davranmalarını sağlayacaktır. Yorulmadan yazmaya eleştirmeye, eleştirileri dinleyerek geri besleme yapmaya gayret edeceğiz.

    Öte yandan eleştiri yapanlar bu eleştirilerini “şu projede” diye açık yüreklilikle dile getirmedikleri sürece burada yazılanlar -en azınan benim için- kıymetlenemiyor.

    Jürilerin yanlış seçilmiş olabileceği ile ilgili eleştirileri de dinliyorum. (öyle düşünmüyorum elbette) Jüri önerilerinizi duymak isterim.

  • cem-yildirimcem-yildirim says:

    Jürilerin performanslarının değerlendirilmesi lazım.
    Raporların önemi büyük.
    Jürilerin beklentileri şartname ya da önmetinlerde daha fazla açıklaması gerek. Öncelikli beklenti a’dır deyip, kolokyumda o konuyu çok önemsemedik diyen jüriler var. Bu işi biz biliriz diyenler… Örnek lazımsa Büyükada Camii kolokyumu, tam bir rezalet. Kızılırmak köprüsü de değerlendirme ve açıklama olarak tam bir fiyasko.
    Kamuoyu görüşü alınması tamam ama bu son karar olmamalı, jürinin yetkileri olmalı. Ama jüride inşaat mühendisi varsa birazcık fikir beyan etmeli, etki etmeli. Yine Kızılırmak köprüsü örnek, o strüktür hem statik olarak gereğinden fazla, hem tasarım olarak yorucu. O forma aşıklarsa daha hafif çözülmeliydi.
    Bir de şu ödül miktarları artsın artık. 3 aylık proje, mimar, peyzaj tasarımcısı ve inşaat mühendisi zorunluluğu getiriliyor, birincilik ödülü 80 bin TL, ikincilik ödülü 60 bin TL… Zaten müellifler 3 ay çalışsa maaşları o kadar. Masrafları belirtmiyorum bile. Teşvik edici değil, daha yoğun fikirsel ve fiziksel üretimin hakkını vermiyor bu ücretler.
    Şu elektronik ortam konusuna gelince… Bunu tartıştığımıza bile inanamıyorum bu devirde. Hala kağıt ve maket bekliyor olmak saçmalık. VR modelleme yapabiliyorum ama adam benden maket istiyor, bravo. Baskı ve ekranın çözünürlük kalitesini tartışmaya gerek bile yok.

  • omer-yilmazomer-yilmaz says:

    “Sonucu ilan edilmiş yarışmada” söyledikleriniz kesin hüküm içeriyor, örneklenemiyorsa benim açımdan konuşacak bir konu yok, elbette dilediğiniz kadar eleştiri yazabilirsiniz ama işte yazıldığı yerde kalır, kalıyor.

    1- Jüride kimlerin ne kadar fikir beyan ettiğini bilemezsiniz, bilmiyorsunuz.

    2- Ödül miktarları yönetmeliklerle ve de kurumların bütçeleri ile belirleniyor. Ben bu konuda çok çalışıyorum, siz ne yaptınız? Ne yapacaksınız?

    3- 200 proje 1.200 pafta elektronik ortamda mı değerlendirilmeli sizce, nasıl?

    5- İnternetten oylamayı geçelim, jüri çalışmalarında bile seçimler oylama ile değil tartışma ile yapılıyor. 2 ay üzerinde çalıştığınız projenin internetten oylanmasına razı olmanız konusunda ne diyeceğimi bilemedim.

  • cem-yildirimcem-yildirim says:

    Şöyle devam edelim:
    1 – Raporlarda değinilen noktaları anlayacak seviyedeyiz. Strüktürel açıdan gereğinden yoğun strüktürel kurgunun raporda olumsuz yorumunu göremiyorsak böyle bir çıkarım yaparız. Örnek, yine Kızılırmak köprü. Yorum yapılıyorsa ve rapora girmiyorsa sorun bizden kaynaklanmıyordur.
    2- a) Bu ödül miktarlarıyla yarışmalara katılmayı reddederek kişisel bir tepki gösteriyorum; buna karşın vaktimi uluslar arası fikir projelerinde harcıyorum. b) Arkitera’da bu konuyu dile getiriyorum. Yetki ve statüm bunlara olanak veriyor. Siz ne yapıyorsunuz sorusunu yöneltmeniz gereken kişi ve kurumlar başka, ama sanıyorum ki onlara da yöneltmişsinizdir.
    3 – 200 proje, 600 pafta, 200 maketin fiziksel olarak teslim edilmesi ve sonra çöp olması sizce bugüne uygun mu? Ne kadar büyük bir gereksizlik olduğu açık değil mi? Bu yalnızca gelenekçilik, günü yakalayamama (uluslararası projeleri örnek göstermesin kimse lütfen, takip etmek değil öncü olabilme ihtimalini düşünmekte fayda var). Teslim edilen tüm projeler bilgisayar ortamında hazırlanıyorsa ya da el çizimleri taranabiliyorsa neden baskı ile renk sunum kalitesini düşürüyoruz? Neden masraf yapıyoruz ve neden üzerinde emek olan çöp yığınları yaratıyoruz? Maket tartışılır, neden mimarların maket yaptığını sorgularsak aslında 3D sistemlerle artık isteneneni verebiliyoruz. Ama amaç dokunmaksa, tartışalım. Bir diğer yandan, video ve hareketli sunum sistemleri kullanamıyoruz, ama bugünün bir sunum yöntemi. 1920 yılında yarışmaya katılmakla bugün katılmak arasında bir fark yaratmak gerekmiyor mu artık? Kısa bir süre sonra dünyada yaygınlaşacak elektronik teslim, şu an bunun için uygun olan tüm teknolojiyi yaygın olarak kullanıyoruz. Onlardan 5-10 yıl sonra özenip biz de geçeceğiz ve geçerken “dünya standartlarına ulaştık” diyeceğiz. Bu azla yetinme neden?
    4 – Yoruma karşı değilim, jürinin yetkileri olmalı. İnternetten oylama falan çok gerçekçi değil, belli bir bilgi ve yargı seviyesine sahip olmak gerekiyor. Zaten mezun olan herkese mimarlık yetkisi veriyoruz, bir de mimarlığı yargılama yetkisi verilmesin lütfen. Ama jürinin performansı mutlaka yarışma sonrasında değerlendirilebiliyor olmalı. Bunu kim değerlendirir bilmiyorum. Bağımsız topluluklara kesinlikle ihtiyaç var.

  • omer-yilmazomer-yilmaz says:

    Dijital teslimi anladık, sonra bu nasıl değerlendirilecek. Hatalı yazmışım bir önceki mesajda: 200 proje 1.200 pafta olacaktı. Onca sözcük var mesajınızda ama bu değerlendirme yöntemine ilişkin bir açıklama göremedim ya da var da ben anlayamadım.

Bir cevap yazın