Piloti Ormanı Üzerinde Yüzen Bir Mekân

Japon mimar Tomoaki Uno, insan ile doğa arasındaki zamansız uyumu araştıran, kıyı kenarında bir ev ve iş mekânı tasarladı.

Görseller: Nathanael Bennett

Basit bir ahşap kutuyu, temiz hatlara sahip geniş saçaklı bir çatı ve cam cepheyle hayal edin; altında ise dağınık biçimde yerleştirilmiş sedir direklerinden oluşan bir “orman”. Aichi Eyaleti, Nishio kıyısındaki ormanlık sahilde yer alan Terabe Guest House, deniz kıyısında adeta “yüzen bir tapınak” hissi uyandırıyor.

Proje, onlarca yıldır bölgede insan ile doğa, çağdaş ile geleneksel, el işçiliği ile endüstriyel üretim arasındaki dengeyi keşfeden Uno tarafından hayata geçirildi.

Adına rağmen yapı bir otel değil; kahverengi pirince uygun pirinç pişiricileri üreten bir firmanın sahibi Mikako Yoshida için hem konut hem de iş yeri. Yoshida, her ayın belirli günlerinde ziyaretçilerini evin merkezindeki, ahşap masalar ve deniz manzarasına sahip kafe benzeri mekânda ağırlıyor ve kahverengi pirinç yemeklerini ikram ediyor.

Yapının ilk bakışta gelenekseli çağrıştıran formu dikkat çekiyor. Tapınak benzeri saçaklara sahip oluklu galvalüm çelik çatı, dikdörtgen ahşap kütle üzerinde yer alıyor. Ancak en belirleyici unsur, yapının yükseltilmiş konumu. Bu sayede kullanıcı, yaz aylarının yoğun kalabalığına takılmadan huzurlu deniz ve gökyüzü manzaralarını izleyebiliyor.

Burada pilotiler başrolü üstleniyor. Her biri 33 cm çapında 32 direk, ormanda ağaç gövdelerini andıracak şekilde dağınık yerleştirilmiş. Granit çakıllarla kaplı zeminden yükselen kolonlar, üstteki ahşap ızgara yapıyı taşıyor. Geleneksel entasis anlayışını yansıtan bu kolonların yüzeyleri önce yarigana ile el işçiliğiyle traşlanmış, zaman kısıtlamaları nedeniyle süreç makinelerle tamamlanmış.

Yapının inşasında en zorlu teknik problemi pilotilerin sabitlenmesi olmuş. Marangozların geliştirdiği çözüm, her direğin tabanına çelik çubuklar yerleştirip epoksiyle sabitlemek ve ardından beton dökmek olmuş. Bu yöntem, Uno’nun zanaatkârlarla birlikte şantiye ortamında geliştirdiği yaratıcı sürecin bir yansıması.

El işçiliği detaylar yapı boyunca öne çıkıyor. Granit taşlarla ana kütle ile ofis, depo ve mutfak işlevlerini barındıran arka yapının bağlanması, bakır şeritlerle gizlenen tesisat kabloları ya da kütüklerden oyularak yapılan heykelsi merdiven bunlardan sadece birkaçı.

Üst kata geçişte, sedir kokusu ve çağdaş mobilyalarla harmanlanmış ahşap iç mekân kullanıcıyı karşılıyor. Ana mekân, Mikawa Körfezi manzarasına bakan geniş bir salon. Burada yer alan masalar, mutfak tezgâhı ve panoramik camlar, mekânı bir yandan kamusal, bir yandan da dingin kılıyor. Banyodan yatak odasına kadar tüm mekânlarda ahşap yüzeyler ve denize açılan pencereler sürekliliği sağlıyor.

Açılmayan cam yüzeyler sayesinde manzara kesintisiz sürerken, doğal havalandırma için küçük menfezler ve çatı pencereleri yerleştirilmiş. Ahşap kafeslerin ardına gizlenen klima üniteleri ise mekânın hem estetik bütünlüğünü hem de ısıtma konforunu sağlıyor.

Uno, endüstriyel ürünlerden kaçınarak el işçiliği ile üretilmiş bakır, pirinç ve ahşap detaylara öncelik vermiş. Pencerelerin patinalı yüzeyi ya da bakır kaplı posta kutusu, sınırlı bütçenin yarattığı incelikli çözümler olarak öne çıkıyor.

Yapının en çarpıcı unsuru hiç kuşkusuz pilotiler ormanı. Ancak bu, bütünlüğü sağlayan birçok unsurdan yalnızca biri. Geleneksel esinler, doğayla uyumlu malzemeler ve zanaatkârların emeği, yapıyı zamansız bir sadeliğe taşıyor.

Etiketler

Bir yanıt yazın