Paris Görgüsüyle Donanmış Osmanlı Mimarı: Alexandre Vallaury

Mimarlık tarihçisi Seda Kulasay; Osmanlı tebaası İtalyan asıllı mimar Alexandre Vallaury'nin mimarlığını oluşturan unsurları ve Geç Osmanlı Dönemi Mimarlığı'ndaki yerini incelediği sunumunu İstanbul Araştırmaları Enstitüsü'nde gerçekleştirdi.

Mimarlık tarihçisi Seda Kulasay, İstanbul Araştırmaları Enstitüsü’nün Arka Oda toplantıları kapsamında, “Geç Dönem Osmanlı Mimarlığında Alexandre Vallaury’nin Yeri” başlıklı sunumunu 22 Ekim’de Enstitü’nün Beyoğlu’ndaki binasında gerçekleştirdi. Seda Kulasay konu üzerine tamamladığı doktora tezinden bulguları paylaştığı sunumda; 1850-1921 yılları arasında yaşayan, Geç Osmanlı Dönemi’nde İstanbul’da pek çok proje üreten İtalyan asıllı mimar, Alexandre Vallaury’nin kariyeri ve mimarlık dilinin oluşumu üzerine odaklandı. 

İtalya’dan İzmir’e göçen, sonrasında ise İstanbul’a yerleşen bir aileden gelen ve Paris’teki Beaux Artes’te mimarlık eğitim alan Vallaury’nin batı mimarlık geleneğiyle olan ilişkisi ve o yıllarda Beaux Artes eğitimindeki eklektik üslup üzerine değerlendirmelerle başlayan sunum; Vallaury’nin, İstanbul’a döndükten sonra Sanayi-i Nefise Mektebinin kurulması sırasında oynadığı rol ve Osman Hamdi Bey’le çalışmasının mimarisindeki etkisi üzerine devam etti.

Sunumda mesleğinin ilerleyen yıllarında Valluary’nin yerel unsurları da kullanarak geliştirdiği dili üzerine örnekler sunuldu.  Mimarın; İstanbul Arkeoloji Müzesi, Duyun-u Umumiye Binası, Osmanlı Bankası Genel Müdürlüğü Binası, Pera Palas Oteli, Abdülmecit Efendi Köşkü dahil İstanbul’daki yapılarının araştırılması sonucu çıkardığı envanterden, Valluary’nin kullandığı mimari ögelerin repertuarını çıkaran Seda Kulasay, bu öğelerde yerel unsurların farklı ölçeklerde kullanılması yanında batılı antik ögelerden de sıklıkla yararlanıldığını belirtti. 

Geç Osmanlı dönemi mimarlarından olan Valluary’nin mimarlığının şüphesiz o dönem Osmanlı bünyesindeki kültürel, politik ve sosyal hareketliliklerden (Pan İslamizm, Jön Türkler, Geç Osmanlı dönemi kültür politikaları, beraber çalıştığı Osman Hamdi’nin vizyonu) etkilendiğini belirten Kulasay, Valluary’nin Avrupa’daki mimarların teknik, tarih ve politika üzerine söz söylemeye başladığı bir dönemde Osmanlı’da kapsayıcı bir yaklaşımla çok çeşitli mimari referanslar içeren yapılar ortaya çıkardığını, oluşan bu eklektik üslubun ise sonrasından gelecek olan Birinci Ulusal Mimarlık akımına da baz oluşturduğunu savundu.

Etiketler

Bir cevap yazın