Osmanlı Payitahtı Edirne – Mimari, Tarihi, Kültürel Kent Rehberi

YEM Yayın’ın, Osmanlı İmparatorluğu’nun ikinci başkenti Edirne’yi mimari, tarihi, kültürel değerlerini bir arada sunan, Prof.Dr. Nevnihal Erdoğan tarafından hazırlanan Osmanlı Payitahtı Edirne adlı yeni kitabı çıktı.

Tanıtım metni:

Osmanlı Payitahtı Edirne’de, büyük çoğunluğu Osmanlı olmak üzere, kentin tüm geçmiş dönemlerinden kalan eserler aracılığıyla Edirne’nin mimari, kültürel ve sosyal karakteristiği ortaya konuyor. Bir yandan da geçmişe doğru tarihsel bir perspektifle yaklaşılarak bu kadim şehrin bütün olarak aktarılması hedefleniyor.

20. yüzyılın başında özellikle Osmanlı İmparatorluğu döneminin sona ermesi ve bunun neredeyse tüm etkilerinin siyasi, sosyal, somut olaylarla birlikte bizzat Edirne’de geçmesi de şehrin ülkemiz, tarihimiz ve kültürümüz için ne denli önemli bir rolü olduğunun göstergesidir.

Kitabın bir diğer amacını, bu özgün kenti ve bölgeyi ayrıntılı bir şekilde hem anlamak hem de anlatmak olarak tanımlayan Nevnihal Erdoğan, çalışmasının arka planını özetle şöyle anlatıyor:

“On dört yıl Edirne’de çalışan ve yaşayan bir akademisyen olarak kenti derinlemesine inceleme ve anlama şansına sahip oldum. Bu yoğun gözlem ve tespitleri mevcut yayınlarla da desteklendi. Bu birikimlerden yola çıkılarak, mimari doku ve eserlerin analizleri, biçimsel betimlemeleri, üslupları, tipolojileri, tarihsel süreç içindeki fonksiyon değişiklikleri ve yeniden kullanımları, kültürel-sanatsal ve estetik değerlerini yorumlama üzerine odaklanıldı. Edirne’nin çeşitli ölçeklerdeki merkez haritaları analiz edildi. Seçilen bir altlık yapıldı ve 1/5.000 ölçekli kent haritası güncellenerek yeniden üretildi. Bina ve kompleksler haritada gösterildi. Fotoğraf belgelerinden çoğunlukla kişisel arşivimin yanı sıra Edirne’deki kurum, kişi ve kolleksiyonerlerden yararlandım. Ayrıca 2011-12 akademik yılında, Harvard Üniversitesi Ağa Han İslam Mimarisi Programı’nda burslu araştırmacı olarak çalıştığım sırada Ağa Han Görsel Arşivi’nden çokça yararlandım. 2016 Mart ayında fotoğraf sanatçısı dostların da yardımıyla mevcut mimari doku ve eserler yeniden fotoğraflanarak güncel durumları gösterildi. Eldeki dokümanlardan yola çıkılarak ve mevcut eserlerin mimari çizimleri de göz önünde bulundurularak adaptasyonla yeniden çizimler üretildi. Kitabın kapağı ve bölüm illustrasyonları için gravür ve resim sanatçıları ile birlikte çalışıldı. Kişisel arşivimde yer alan bazı mimari çizimler de kitaba kondu… Ve sonuçta, Edirne’yi bir bütün olarak ortaya koymaya çalıştığımız bu kitap çıktı.”

Yazarın İTÜ Mimarlık Fakültesi’nde birlikte eğitim aldığı arkadaşı Mimar-Yazar Hikmet Temel Akarsu ise kitap için kaleme aldığı “Sunuş” yazısında şunları söylüyor:

“Nevnihal, üniversiteyi bitirdiğimiz yılların ardından merkez metropollerde tutunmaya çabalayarak akademik hayatta yer etmeye; bu uğurda ihtiraslı ve kurgulu mücadelelere girmeye ve orta sınıf tutkularıyla hareket etmeye değil; mesleğin derinliklerine inebileceği bir başka kentte görev yapmaya karar vermişti. Trakya Üniversitesi’nde çalışmaya başladı ve on dört yıl bu kentte, Mimarlık Fakültesi’nde akademisyen olarak görev yaptı. Edirne’nin soğuk kış gecelerinde, sobalı evlerde, köpek havlamalarının kampüs duvarlarında yankılandığı ıssız kampüslerde on dört yıl yalnız başına çalışarak, çabalayarak iğne ile kuyu kazdı. Profesörlük ünvanını da bu kentte, Edirne’de kazandı. Ve bu güzelim kentte görev yaptığı sürece, Edirne hakkında ele aldığı konuları biriktirdi. Bir kitap bütünselliğine ulaştırdı. Sonunda ortaya çıkardığı almanak tutarlı, işlevsel ve değerli. Edirne’nin bağrında taşıdığı değerleri somut ve özet olarak görmek, bir tarihsel/mimari envantere sahip olmak ve an ahatlarıyla uygarlığımızın bu değerli kentte bıraktığı tortuyu incelemek için güzel bir kaynak kitap hazırlamayı başardı. Dürüstçe itiraf etmek gerekirse; tevazu duygularıyla kaleme alınmış, derinlikli akademik çalışmalara değil; ortalama tarih ve mimarlık bilgisine sahip olmak isteyen değerli toplum mensuplarına hitaben yazılmış; işlevsel bilgilerle donatılmış bu güzel kitaba sunuş yazarken Osmanlı Payitahtı Edirne’yi bir kez daha özlediğimi fark ettim. Sizler bu mütevazi kitabı okuyunuz, bu güzel kenti gidiniz, görünüz, seviniz, sevdiriniz ve hikâyesini bir uygarlık meseli olsun diye herkeslere anlatınız…”

Kitapta şehir, “Edirne Kent Merkezi”, “Eski Dış Bölgeler” ve “Kentiçi Yeni Bölgeler”deki eski mahalleler, sokaklar ve konutlar gibi üç ana yerleşim ve bina ölçeğinde ele alınmıştır. Bu yerleşim bölgelerindeki, tarih ve mimarlık açısından değer taşıyan anıtsal eserler ve sivil mimarlık örnekleri sayıca fazla olduğundan, sadece çok önemli olanlara, bilinenlere, yıkık olmayanlara ve restore edilenlere yer verilebilmiştir. Bu eserlerin çoğunluğu önemli külliyeler, camiler, medreseler, kervansaraylar, köprüler, sinagoglar, kiliseler, resmi binalar, hamamlar, çeşmeler, türbeler, tarihi cadde, sokaklar ile ev ve konaklardan oluşmaktadır.

Osmanlı Payitahtı Edirne’de, kentin mahallelerinin kısa tarihçeleri, mimari eserlerin yapım tarihleri, mimari karakteristikleri, geçirdikleri fiziksel ve işlevsel değişiklikler, sosyo-kültürel arka planları, estetik değerleri, mimari tasarım ve planlama birikimleri açısından bütüncül olarak sunulmaya çalışılıyor.

Etiketler

Bir cevap yazın