Ömer Selçuk Baz “Yarışmayla Yap”ılan Troya Müzesi’nin Sürecini Anlattı

Kültür ve Turizm Bakanlığı tarafından 2011 yılında açılan Troya Ulusal Mimari Proje Yarışması ile projelendirme süreci başlayan Troya Müzesi'nin şantiyesi devam ediyor.

Ocak 2015 itibarı ile fiziki olarak %70 tamamlanan projenin 2015 yılı sonunda tamamlanacağı öngörülüyor. 1. Ödül sahibi tasarım ekibi Yalın Mimarlık’ın kurucu ortaklarından Ömer Selçuk Baz’dan şantiye sürecini değerlendirmesini istedik. 

Arkeoloji ve yitik bir uygarlıkla ilgili bir yapı yapmak… Tasarım üzerine fikirler ve kavramlar üretmek, her zaman bana onları bir tasarım olarak şekillendirmekten daha kolay gelmiştir. Fikirler bir biçim almaya başladıklarında, kağıt üzerinde ve zihinlerde zamanla olgunlaşıyor. Ancak fiziki dünya ile temas edip gerçeklik kazanmaya başladıklarında hep eksik kalan bir yanları oluyor.
Bu belki mimarlığın “olmazsa olmaz” yapma, inşa etme refleksleri ile karşılaştırıldığında naif bir fikir. Belki inşa etmenin incelik ve sırlarına, genç bir mimar olarak henüz vakıf olamama halinden ötürü, belki her zaman yaptıklarına biraz şüphe ile bakma durumundan kaynaklanıyor. Mükemmel bir yapı yapmaktan öte; kusur, tavır ve hissiyatı ile kullanıcıya geçebilecek bir süreci tarif etmeye çalışmak da bu tereddütün bir parçası.

Ancak mimarlığın konusu yitip giden bir uygarlık üzerine bir yapı yapmak olduğunda, eninde sonunda üreteceğiniz tasarımın düşüncelerde bile olsa maddeleşeceği anı ötelemek istiyorsunuz. En azından yarışma süreci de, yarışmanın kazanılmasından sonra geçirdiğimiz süreç de bu şekilde ikilemler üzerinden tarif edilebilir.

Troya Müzesi için tasarlanan yapıyı, inşaat ve yapı tekniklerinin mekan üzerinden okunabileceği araçlarla tasarlamak bir fikirdi. Günün inşaat tekniklerini ve yapım sürecini de gösterecek şekilde, hatta belki sonraki kuşaklar için ‘İnşa Etmenin Arkeolojisi’ni de gösterecek biçimde kullanılması söz konusuydu.

 Ahşap kalıp, brüt beton, masif taş, masif ahşap gibi inşaatta kullanılan bütün malzemelerin en doğal halleriyle yapıda kendine yer bulması, zaman içinde bu malzemelerin değişerek geçireceği sürecin mekanı şekillendirecek olması, bu yapı için mimarlığın temel fikriydi. Şantiye sürecinin kendisi, yaşanılan aksaklıklar ve zorluklar dahil, bir yapının şekillenişinin temel düşüncesi olabilir mi? Bugüne ait bir yapı, antik dönemlerde olduğu gibi ham haliyle kalarak, aynı zamanda bitebilir mi? Teknolojinin bizi her anlamda sarıp sarmaladığı, yapı fiziği, yapı tekniği gibi konuların yapıların ayrılmaz parçası olduğu bu zamanda, teknoloji ne kadar görünmez olabilir ki? İşte bu sorular, Troya Müzesi şantiye sürecinin temel konularından oldu, ve olmaya devam ediyor.

Bugün neredeyse tamamlanmış olan kaba yapı ile yakın zamanda bitecek yapı arasındaki mesafe oldukça az.

Çanakkale Troya Müzesi’nin yapım sürecinden tarihler:

Yarışmanın açılması: Ocak 2011
Sonuçlarının açıklanması: Mayıs 2011
Şözleşme imzalanması: Mart 2012
Proje ve ihale dosyalarının teslimi: Eylül 2012
Projenin ihalesi: Mart 2013
İnşaat başlangıcı: Eylül 2013

Fotoğraflar: Cihan Poçan

Etiketler

27 yorum

  • Avataralper özen says:

    işte çalıntı troya müzesi ünlü ofisimizi tebrik ederiz
    bu ufak görseli bile taklit etmiş,projenin cephesi ve brüt beton konsepti olduğu gibi çalıntı iç mimariyi ise kimbilir nerden ilham aldı diyerek konuyu kapatalım.copy paste

    https://www.archdaily.com/499488/school-of-design-and-institute-of-urban-studies-sebastian-irarrazaval/57295122e58ece233d000100-school-of-design-and-institute-of-urban-studies-sebastian-irarrazaval-?next_project=no

  • Avataralper özen says:

    yapıya alınan rampa kota kadar proje taklit edilmiş,büyük benzerlik nasıl oldu bu iş.

  • Azat YalçınAzat Yalçın says:

    Alper Bey haklı.
    Ömer Bey incelediğim bu projelerin anlamından fazlasını ifade etmişti. Yani +1 daha hisli bir proje. Ancak bu ”özgünlük” sağlar mı? Bence sağlamaz.
    Omleti yapmış hans, domatesli omleti buldu peter, -peter omlet için hansı yazdı ve domatesli bana ait dedi; sen de fesleğeni diktin peterinkinin üzerine, hans ve peteri sırasıyla belirtmeden bu sana ait diyemeyiz ve fesleğini neden koyduğunu anlamak isteriz.

    • Avataralper özen says:

      AZAT BU ÇALINTI TROYA TİMES A GİRMİŞ tarafsız bir basına ilettik HABERi iletiyor times dergisine ÇALINTI TROYA MÜZESİNİN listeden çıkartılması ve YIKILMASI İÇİN DETAYLARI İLE BİRLİKTE YAZI GÖNDERİYORLAR BÖYLE BİR REZALETİ YERLİ VE MİLLİ KÜLTÜR ADI ALTINDA SAYGISIZCA TÜRKİYEYE itekleyemez yalın tan arkitekçur.hukuken eserin taklit veya çalıntı olmasının tespitinde ödül geri alınır ve ödenen para faiziyle birlikte geri ödetilir.çevre ve şehircilik bakanlığına iletsinler bakalım nasıl oluyormuş türkiyede sanat.adam bildiğin birebir kopyalamış projeyi ben böyle bir rezilliği daha görmedim.

    • Avataralper özen says:

      ömer bey neyi ifade etmişti?konuyla ilgili daha önce bir bilgim yok.yarışma sonucuna hiç mi itiraz gelmez bu ne rezalet.

      • Azat YalçınAzat Yalçın says:

        Aklımda kalanları belirteyim:
        Binadaki hareket dilini çok etkili anlatmıştı. Katları çıkarken arkeolojik kesitlerden geçmek, terasta bugüne ulaşmak, eski çağa rampayla aşağı inerek girmek. Karanlık kuytular kurmak ve doğayla beraber yıpranacak boyasız-katıksız saf malzeme kullanmak. Arazi ve konuyu hissetmiş. Hatta geçmişte ”his perisi size x yarışmada uğramamış, üzüldüm” demiştim.

        • Avataralper özen says:

          ordan burdan proje çalıp üzerlerine fantazi mi yazıyorlar iş birliğiyle.roman yazarı yapalım bunları ordada iyi para var .bu yarışmalarda var bir düzen istedikleri projeyi allayıp pullayıp birinci yapabilirler bunun bir kriteri yok.bunlar parayı kırışıyorlar reklam pazarlama vs buyuk bır payı var mımarının üst yapının siyasette.arkiteraya siyasi birinin yarışmalarda dönen itiraflarını gönderdim yayınlamadı,adamlar bildiğin aylar öncesinden projeyi hazırlatıp yarışmadan önce,parmakla gösterip birinci yapıyorlarmış.gerekli düzenek hazır diyor,tasarım dediğiniz şey göreceli kime göre neye göre diyor çatır çatır anlatıyor.

          • Azat YalçınAzat Yalçın says:

            Evet doğru zaten omlet örneğimde bunu belirttim. Dünyada geçerli sistem bu. Bizde ise fantazi var. Çünkü özel bir şey keşfedince, keşiften çok biz icat etmişiz gibi yaklaşıyoruz. Mesela kral bir lahmacuncumuz var. Eşi dostu götürüp böbürlenmek istiyoruz. Evde adamın tekniğini çalıp fok gibi lahmacun da yapınca “nasıl yaptım be, ondan bile güzel” diyebiliyoruz. Hepimizin içinde bir sahil mangalcısı modu var. Ömer Bey bize de duman yellemiş yani…

        • Avataralper özen says:

          şu arkiteranın arayüzüne bir bak çöplüğü bu ofislerin arkitera…

          • Emine Merdim YılmazEmine Merdim Yılmaz says:

            Alper bey, (gerçek isminiz bu mu bilmiyorum)
            Yorumunuzu kalan kısmını kapatmak zorunda kaldım. Saldırgan ve çoğu mesnetsiz yorumlarınıza devam etmemenizi rica ediyorum. Her haberin/yazının altında benzer üslupla whatsapp’ta mesajlaşır gibi yorum bırakıyorsunuz. Eğer Arkitera’yı beğenmiyorsanız, dediğiniz gibi kapatın bir daha da açmayın ve yorum yapmayın.

            Mesleki bir katkı koyacaksanız herkes gibi başımızın üstünde yeriniz var.

  • Azat YalçınAzat Yalçın says:

    “Whatsapp mı lan burası” diyip hepimizi savuşturdu, “YA SEV YA TERKET” dedi Emine hanım🇹🇷🇹🇷🇹🇷 mesnetsiz gezici ve çapulcular. Allah yar ve yardımcınız olsun🙏

  • Avataralper özen says:

    emine merdim saldırganlık nerede belediye başkanı aile büyüğüm yalın tanın ismini vererek kamuyu talan etmelerini anlatıyor,bunu azatla tartışıyoruzki meslektaşlarımızın emeği yarışma adı altında talan edilip ezilip kendilerine arkitera üzerinde 1st prz ofis diye reklam veriliyor.whatsupta yazışma konusunda ciddi değilsindir umarım burası mimarlara ait bir platfrom bize ait arkiteraya değil meslektaşımla burda konuşabilmem için boşluklar bırakılmış archdailydede birçok arkadaşımızla yurtdışından içinden aynen bu şekildekonuşuyoruz konuşuluyor aç bi incele anladığım kadarıyla neyin ne olduğundan emin değilsin emine hanım.arkiteranın kölesi olduğun mimarlığa saygın olmadığı bu şekilde arkiteradan adam kovman senin seviyen,mesleki katkı eleştiriylede olur,göz göre göre başarısı bir çatıyı peyzej yaptık diye bizemi sunucaksınız.çokta umrumdamı arkitera azat ile konuşuyorum.mesleki katkı nasıl olur yani akbakn projesini nası ifade etmeliyim bir örnek verirmisiniz?arkiterayada birdaha gireceğimi sanmıyorum emine merdim yılmaz.buyur siz çalın siz oynayım ama banlandın emine merdim yılmaz anlamını sonra öğrenirsin

    • Emine Merdim YılmazEmine Merdim Yılmaz says:

      Alper bey, Yalın Tan’dan bahsediyorsunuz sürekli klavye azizliğine uğruyorsunuz sanırım. Ya da kişileri çok iyi tanımıyorsunuz.

      Azat bey ile konuşmalarınızı eskiden sohbet odaları vardı öyle bir platformda devam edin isterseniz ya da kendisi izin verirse size emailini ileteyim.

      Arkitera.com’un yöneticisiyim, çalışma arkadaşlarım ile hangi projeyi yayınlayıp yayınlamayacağımıza evet biz karar veriyoruz. Kimseye de hesap vermek zorunda hissetmiyoruz. Sizin de birkaç kez belirttiğinizin aksine (mesnetsiz yorumdan kastım buydu) ücret tabii ki almıyoruz.

      • Azat YalçınAzat Yalçın says:

        Mirc adresimi vereyim mi Emine Hanım? Sonuçta en eskisi bu

      • Avataralper özen says:

        emine merdim yılmaz rica edicem birazdan size yalının hocasınında ifade ettiği gibi çalıntı troya müzesinin haberi gelicek linki bırakıcam inceleyin ve altına yorumunuzu bırakın,yalın tan diyorsunuz proje çalmamıştır muhtemelen çalışanların işidir bumu demeliyiz 1 e bir çalıntı bildiğimiz sözlükte geçen çalıntı kelimesi.1 e bir iç meknlarıyla malzemeleriyle çalnmış proje.the times a ve bakanlığada bizzat ödülün geri alınması ve meblanın ödetilmesiyle ilgili bir yazı yazıcam.

  • Avataralper özen says:

    sayın emine merdim yılmaz bilmiyorum bazı mimari web sitelerin global yıllık gelirlerinden haberiniz varmı daha kimle konuştuğunuz dahi habersiz size anlatılmaya çalışan web ağının kalitesi mimarinin geleceği gibi yapıcı eleştiriler aynen proje derslerindede bu uslupla işlenir.62 yaşındaki profesör ben yalını tanıyorum öğrenciykende …. dı diyor.şimdi bu profesor seviyesizmi,dç dr a. u. buda mı çakma çıktı derken bunun yerine benzerlik normal bişeydir çocuklar buda bir sanat benzetme sanatı mı demeli?

  • Avataralper özen says:

    ama hani trojen kendini kopyalıyor falan ya acaba tasarımda bu fikre mi değinmişler,ilham burdan olabilir güzel bir konsept.

  • YALIN TAN + PARTNERSYALIN TAN + PARTNERS says:

    Yazılan yorumlara birden şirketimizin unvanının dahil edildiğini üzülerek gördük. Öncelikle belirtmemiz gerekir ki şirketimiz “Yalın Tan İç Mimarlık Tasarım Uygulama Limited Şirketi” ticari unvanından da açıkça anlaşılacağı üzere iç mimarlık şirketidir ve hiç bir mimari tasarım ve uygulama işi icra etmemiştir. İç mimarlık alanında yaklaşık 20 yıldır en saygın uluslararası ve yerli firmalara iç mimarlık hizmeti veren, bu alanda haklı bir saygınlığa sahip şirketimizin adı geçen Yalın Mimarlık şirketi ile hiçbir tanışıklığı veya bir bağı da bulunmamaktadır. Detaylı bilgiyi https://yalintanandpartners.com/ adresinden elde edebilirsiniz. Fikir yürütülürken, yıllarca binbir zorlukla inşa edilen saygın unvanların yok yere bilgisizce kullanılmamasını önemle rica ederiz.

  • AvatarOmer Selcuk Baz says:

    Böyle tuhaf bir konu altında, buraya yazmak istemezdim. İstemeden Yalın Tan iç mimarlığa verilen rahatsızlık adına üzüntümü, payımız oranında özrümü iletmek istedim…
    Kopya proje konusuna ise cevap vermek bana düşmez! Bu konu birçok yarışma projesinde olduğu gibi ‘Troya müzesi’ sürecinde de uzun uzun konu edilmişti. Yani bizim diyeceklerimizin pek bir anlamı yok…
    Sadece şunu söyleyebilirim; Baktığınız şeyde gördükleriniz, yüklediğiniz anlam onda gördüğünüz içerik derinlik iki şeye bağlı.. İlki baktıklarınızın içerdikleri , yada içerme olasılığı olan şeyler.. İkincisi sizin bakarken ki görme, anlama derinliğiniz ..
    Bana öyle geliyor ki her ikisinin seviyeleri, derinlik ve tonları, geçişleri zihin dünyasındaki hareketleri kaymaları bize göre ‘Anlamı’ yaratıyor. Bu anlam kimi zaman bakanın, ismini bile doğru dürüst bilmediğiniz tuhaf bir ‘kopya’ tufanı, Kimi zaman sessizlikte mütevazı bir deneme olarak tınlıyor zihinlerde.. Zaten mimarlığın içindeki en güzel olanda bu aslında bakanlar ve baktıkları arasında sonsuz bir ‘anlama skalası’ …

Bir cevap yazın