CRA–Carlo Ratti Associati ve Napoli Belediyesi, Scampia’daki Le Vele konut kompleksinin yeniden doğuşu için deneysel bir katılımcı tasarım projesi başlattı. St. Louis’deki Pruitt-Igoe ve Londra’daki Robin Hood Gardens gibi, Le Vele de uzun süredir modernist ütopyanın sosyal krize dönüştüğü bir simge olarak anılıyor. Proje, mahalle sakinlerinden gelen verileri yapay zeka ile zenginleştirerek başlıyor.

CRA–Carlo Ratti Associati, Napoli Belediyesi iş birliğiyle, İtalya’nın güneyindeki ikonik modernist konut kompleksi Le Vele’yi yeniden tasarlamak üzere katılımcı bir tasarım projesi başlattı. Toplumun seslerini yapay zeka ile harmanlayan girişim, bölge sakinlerinin anılarını ve fikirlerini geleceğe yönelik görsel planlara dönüştürüyor. Proje, ilk olarak 19. Venedik Mimarlık Bienali kapsamında “Intelligens. Natural. Artificial. Collective,” başlığı altında sunuldu ve halen devam ediyor.

1960’ların sonlarında mimar Franz Di Salvo tarafından tasarlanan Le Vele “Yelkenler”, Napoli’nin tarihi kent dokusundan esinlenerek yükseltilmiş yürüyüş yolları ve ortak teraslardan oluşan yeni bir toplu konut öngörüyordu. Ancak modernist idealizm gerçeklikle yüzleşince, zamanla yerinden edilme ve ötekileştirme için bir mekan haline geldi. Louis’deki Pruitt-Igoe ve Londra’daki Robin Hood Gardens gibi bazı uluslararası emsalleri tamamen yıkılırken Vele’nin bir kısmı, özellikle de bozulmamış Vela Celeste, korunmuş ve toplum öncülüğündeki yenilemelerle yeniden tasarlanıyor.

Proje, geleneksel katılımcı mimarlık yaklaşımlarının ötesine geçerek dijital bir platform da sunuyor. Yerel üniversiteler ve teknoloji uzmanlarıyla birlikte geliştirilen bu platform, mimarlık bilgisine sahip olup olmaksızın tüm sakinleri sözlü anlatılar ve mekânsal önerilerle katkı sunmaya davet ediyor. Yapay zekâ ise bu katkıları işleyerek, ortak hayalleri yansıtan görselleştirmeler üretiyor. Burada yapay zeka dikte etmiyor, dinliyor ve kolektif hayal gücü için bir kanal haline geliyor. Bu yaklaşım, John Habraken’in mimariyi insanların katkısına açık, esnek bir “destek sistemi” olarak gören vizyonunu yansıtıyor.

CRA, uzun süredir dijital araçları ve sahadaki katılımı harmanlayan yeni katılımcı süreçler üzerinde çalışıyor. Projenin kavramsal temelleri, “Open Source Architecture” kitabıyla atıldı. IBA Heidelberg için geliştirilen Patrick Henry Commune gibi girişimler, banliyö yapılarının ortak yaşam, ortak üretim ve birlikte çalışmaya uygun biçimlerde yeniden işlevlendiriyor. CRA’nın son yıllarda üstlendiği küratöryel çalışmalar, özellikle Manifesta 14 Priştine için hazırladığı Urban Vision, yapay zekânın ve geçici müdahalelerin, kamusal alanların geri kazanımı için kalıcı çerçeveler sunabileceğini gösterdi. Hedef aynı: vatandaşları, yaşadıkları mekânların ortak yaratıcıları haline getirmek.