ASKA, Stockholm'de tasarladığı Fantastic Frank ofisinde, yapının mevcut mekansal karakterini koruyarak markanın görsel kimliğinden alınan tasarım unsurlarını iç mekana yansıtmış. Böylelikle esnek kullanıma sahip bir çalışma ortamı olarak yeniden tasarlamış.

Fotoğraflar: Mikael Lundblad
ASKA tarafından tasarlanan Fantastic Frank ofisi, mekânsal organizasyonu tanımlayan ve farklı işlev alanları arasında görsel süreklilik sağlayan fıstık yeşili vurgu elemanlarıyla karakter kazanıyor. Proje, daha önce farklı işletmeler tarafından kullanılmış 160 metrekarelik bir yapı kabuğu içinde konumlanıyor.
Geçmiş kullanımlardan kaynaklanan parçalı plan şeması, tasarımın temel girdilerinden biri olarak ele alınmış. Mevcut mekânsal kurguyu ortadan kaldırmak yerine korumayı tercih eden ASKA, alanı üç ana bölüme ayırarak bu bölümler arasında renk, malzeme ve detay kararları üzerinden bütüncül bir ilişki kurmuş.

Projede, geleneksel ofis tipolojilerinde görülen işlev temelli mekân organizasyonu yerine, her hacmin mevcut karakteri ve mekânsal potansiyeli doğrultusunda şekillenen bir kurgu benimsenmiş. Bu yaklaşım, farklı mekânların özgün niteliklerini öne çıkaran Fantastic Frank’in kurumsal kimliğiyle uyumlu bir tasarım dili oluşturuyor.
Tasarım ekibi, mekânsal kimliğin yalnızca dekoratif öğeler aracılığıyla oluşturulamayacağı görüşünden hareket ediyor. Bu doğrultuda proje, yapının mevcut özelliklerini görünür kılan ve mekânsal karakterini güçlendiren müdahaleler üzerine kurgulanmış. Fıstık yeşili tonları ise bu organizasyonu destekleyen ortak tasarım dili olarak kullanılarak farklı mekânlar arasında süreklilik ve mekânsal bütünlük sağlamış.

Ofisin giriş bölümünde yer alan galeri, iki hacimden oluşan sergi odaklı bir karşılama alanı olarak kurgulanmış. Mekân içerisinde yer alan objeler sergileme elemanları gibi konumlandırılırken, markanın kurum içi yayınları duvara entegre raf sistemlerinde sergileniyor. Emlak portföylerine ait büyük ölçekli görseller ise hareketli tavan rayları aracılığıyla mekâna yerleştirilmiş.
Galeriyi oluşturan iki hacim, yeşil çerçeveli özel üretim cam kapılarla birbirine bağlanıyor. Bu müdahale, ASKA’nın projeye eklediği sınırlı sayıdaki yeni mimari elemanlardan biri olarak öne çıkıyor. Tasarım yaklaşımı, yapının mevcut mekânsal ve malzeme karakterini koruyarak öne çıkarmaya odaklanıyor.

Projede öne çıkarılan mevcut unsurlardan biri, restore edilerek yeniden kullanıma kazandırılan özgün endüstriyel ahşap döşeme. Büyük kemerli cephe açıklıkları ise çerçeve ve silmelerde kullanılan yeşil vurgu rengiyle belirginleştirilmiş. Mekânlar arasındaki korunmuş kot farkları, merdiven üst kotuyla hizalanan yeşil bir bordürle tanımlanarak yapının geçmişteki bölünmüş plan kurgusunu görünür kılıyor.
Planın iç bölümünde konumlanan atölye, iki hacimden oluşuyor. Bu hacimlerden biri, yapının geçmişteki dikiş atölyesi kullanımına atıfta bulunularak tasarlanmış. Mekânın merkezinde yer alan çalışma masası, markanın eski ofisinden taşınarak parlak yeşil bir kaplama ile yeniden yorumlanmış.

Ofis genelinde kullanılan yeşil tonları, kurumsal kimlik ile iç mekân tasarımı arasında görsel bir bütünlük kurarken, bu detaylar markanın yenilenen görsel kimliğine de gönderme yapıyor.
Ofisin son bölümü olan sahaf, kamusal ve sergileme odaklı alanlara karşı daha sakin ve içe dönük bir kullanım sunacak şekilde tasarlanmış. Ahşap mobilyalar, yeşil kareli halı ve kitaplıklarla tanımlanan mekân, konut ölçeğini çağrıştıran sıcak ve samimi bir atmosfer oluşturuyor.
